Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Ocak '08

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
5060
 

Siyonizmin icadı olan kabalacı hizip tarikatları; sosyalizim ve faşizmin doğuşu…

Siyonizmin icadı olan kabalacı hizip tarikatları; sosyalizim ve faşizmin doğuşu…
 

Resim: www.fikrini.de adresinden alintidir.


Uzun bir süreden beri üzerinde araştırma yaptığım “Siyonizmin Dünya Siyasetine Etkileri”ni konu alan çalışmamda sona yaklaşırken insanlığın geleceği açısından önemli bulduğum bazı başlıkları fasıllar halinde sizlerle paylaşmak istedim. Kitabın basım ve dağıtımı zaman alacağı için daha önce bu blog’da “Siyonizmin Dünya Siyasetine Etkileri” başlığı altında yayımlanan fasılların devamını getirip eksikleri gidermek düşüncesiyle bir başka yerde değil’de Milliyet blog’da yazmanın etik açısından uygun olacağını düşündüm.

Dünya görüşü ve düşünce istikametim olarak ‘’bilgi ve bilimin sonu olamayacağı, bilgilerin tüm insanlığın hizmetine sunulup açık tutulduğu sürece kıymet ve değer kazanacağına’’ dair inancımla, kendi çapında mütevazi bir çalışmayı, tüm insanlığın ‘’bilgi hazinesi’’ olan kütüphaneler ve belleklerinize arz ediyorum.

Sosyalizim:

Sosyalizim kaynak olarak Yahudi ‘’maddeciliğinden’’ beslenen ve fakat bünyesinde Hıristiyan ‘’spritualizmini’’ rededen görüşler barındıran ve yine Sovyetler Birliğinde ki uygulanış biçimiyle teoriden pratiğe (uygulama) geçişte zıtlar ve tezatların örgülediği bir sistemdir. Sosyalizim her ne kadar ideolojik olarak sosyal güvence, sosyal adalet ve sosyal düzen gibi, sosyal ilişkilerden kaynaklanan hata ve arızaları düzene koyma iddasında bulunmuş olsada, fikri zemin olarak tezatlar ve zıtlıklar üzerine inşa edilmiş ilkel kavimlerin dahi ilkel bulacağı siyonizmin tezgahladığı gizli bir Yahudi tarikatıdır. Sosyalizmi kısaca ve bilinen şekliyle tarif edecek olursak, Alman düşünürü Karl Marx’la birlikte popülerliği artmaya başlayıp, Friedrich Engels, Karl Kaustky, Vladimir İlyiç Lenin, Rosa Luxem­burg, György Luk Acz, Karl Kosch, Antonio Gramsci ve Louis Althusser gibi Yahudi asıllı sadık izleyicileri tarafından geliştirilmiş olan ekonomik, siyasi ve ütopik bir toplum teorisidir. Görünüşte Hıristiyan dinadamı kılığına bürünmüş ve Hıristiyanlığın içerisine gizlenmiş dönme Yahudilerin bireysel özgürlükleri bahane ederek kilisenin yönetim ve halk üzerinde bulunan hakimiyetini kırmak ve kavram kargaşası yaratarak siyonizme hizmet amacına yönelik kilise ve Adem-i insanlığı kullanma becerisine sahip olmuş Yahudi Kabalacılığından beslenen gizli bir tarikat ve dindarlıktır.

Sosyalizm kelime ve sözcük olarak ilk defa 1766‘da İtalyada doğmuş ve kullanılmıştır. Keşiş Ferdinand Facchinei socialismo sözcüğünü bireyciliği savunanları lanetlemek ve toplumsal reformların kutsalığını amlatmak için kullandığını savunur. Ferdinand Facchinei socialismo sözcüğünden özgür ve eşit insanlardan oluşan, karşılıklı anlaşma ve dayanışmaya dayalı bir toplum alğıladığını söyler. Sozyalizim sözcüğü Facchinei’den yirmi yıl sonra başka bir İtalyan yazarı, Appiano Buonafede tarafındanda kullanılmıştır. Yine 1803’lere gelindiğinde sosyalizim’e sözcüğü Vicenzeli bir dinadamının “Giacomo Giulani”nin yazılarında rastlanır. Giulani bu sözcükle; 16. yüzyıldan başlayarak Hıristiyanlık içerisinde kabul gören bireyci teorileri çürütmeyi amaçlamaktadır. Bununla birlikte sözcük bugünkü ve modern anlamda 1830-1840 yıllarında Fransa ve İngiltere’de kullanılmaya başlandığına tesadüf ediyoruz. (Elie Halévy) Bütün bu veriler gisteriyor ki sosyalizmin sözcük olarak ilkdefa Hıristiyan dinadamı ve kilise tarafından icad edilerek kullanılması sosyalizmin dini bir hizip veya tarikatı temsil ettiğinin tartışma gerektirmez sağlam kanıtı olarak değerlendirilmelidir. Sosyalizim söscüğünü 1766‘da gündeme getiren Yahudi dönmesi Keşiş Ferdinand Facchinei’nin dini kimliği ve siyasi kişiliği incelenidiğinde sosyalizmin dini bir hizip tarikatı olarak doğduğu iddamıza destek veren kanıtlarla doludur, ilerleyen safhalarda yeri ve zamanı gelince sözkonusu deliller mevzu edilecektir… Şimdilik ; -“sizce sosyalizim sözcüğünü ilk defa Hıristiyan bir dinadamı görünümünde olan Keşiş Ferdinand Facchinei’nin kullanması manidar değilmidir”…? sorusuyla yetineceğim.

Sözcük İngiltere de ise; 1835 de Robert Owen tarafından kurulan ‘’Association classes off all nations’’ tartışmaları sırasında yaygınlaşmıştır. Robert Owen’a göre özgür bir kooperatif birlikleri topluluğuyla devletin yardımı olmadan, devlete başkaldırı içinde yeni bir iktisadi, siyasi ve ahlaksal yeni bir dünya kurulabilmelidir ” düşünce ve felsefesiyle ortaya çıkar. Robert Owen bireysel özgürlükleri yine bireylerin oluşturduğu kooparatifler adına fedakarlıkta bulunma olarak tarif eder. Yani devlete başkaldıryı hoşgörür ve fakat kooporatiflere karşı fedekarlıkta bulunmayı bireysel hürriyetleri kısıtlama olarak görmez.

Fransada ise sosyalist sözcügü; Saint- Simoncularla birlikte ortaya çıkmıştır. 1830 İkinci yarısında Saint- Simoncu olarak bilinen gazete Le Globe’de 1Şubat 1832 de Joncitres in Victor Hugo’yu konu alan “Les Feuilles d`Automne”u baslıgını taşıyan ve sosyalizimden bahseden bir makalesini yayımlar. Bu makaleden sonra 1863’te Pierre Leroux ise sosyalizme farklı bir yaklaşım getirerek sosyalizmi kendi anlamıyla yorumlayan ilk düşünür olma ünvanına sahip olur. Pierre Leroux Revue encyclopédque’in ekim-aralık 1863 tarihli sayısında Bireycilik ve Sosyalizm adlı bir makale kaleme alır ve bu makalesinde hem İngiliz ekonomi politikasını, hemde Saint-Simon öğretisini eleştirir. Sosyalizim sözcüğünden ilk kez siyasi ve politik gerçek anlamda kendisinin yararlandığını idda eder ve ben bu sözcüğü bireyciliğe karşı kullandımder. Bu vesileyle sözcüğün isim babasının kendisi olduğunu idda eder.

Avrupada ilk sosyalist düşünce önderleri: özellikle Fransız Devriminden hemen sonra, Grachuss Babeuf (darbeci sosyalizm), Robert Owen ve Chartist-Charles Fourier, Saint-Simon ve Auguste Blanqui, Sipinoza gibi yahudi asıllı bir çok düşünür tarafından ezilen isçi sınıfının haklarını koruma adına sosyalizim fikirini tartışmaya açarlar. Baslangıçta isçi haklarını koruma hareketi olarak görülen sosyalizim, daha sonra Yahudi filozofların etkisinde kalan ve kendisi’de dindar bir Yahudi aileye mensup olan başta Karl Max ve Engels gibi düşünürlerin katkısıyla geliştirilip politik ve ideolojik düşünce sistemine kavuşturulmuş olur.

Fransız devrimi sırasında 1600 ve 1700 yıllardan başlayarak artan sosyal talepler üzerine 19. yuzyıla gelindiğinde Marx meşhur öğretisi Manifestoyu hazırlar ve ilan eder. Manifesto ile ilgili tarihçilerde hasıl olan genel kanı ise, Max’ın Manifestosunun içerik olarak ‘’Alman düşüce felsefesinin, İngiliz ekonomi politiğinin, Fransız siyaset politikasının bir sonucu olarak doğdugu” düşüncesi hakimdir. Diğer taraftan tarihi materyalizmi reteden sosyalizmin uygulamada mümkün olmasa bile sınırsız ve sınıfsız bir toplum iddasıyla ortaya çıkması, en azından liberal kapitalist sistemin kendisini toparlamasına vesile olduğuda unutulmamalıdır. Yoksa kapitalizimin tekbaşına rakipsiz kalması insanlık adına en büyük tehlike olacaktı.

Sozyalizmin politik ve idelojik felsefesi somürü ve sömürü düzenine karşı, insanlık tarihinin ilk dönemlerinde var olduğunu kabul ettiği komün toplumuna ulaşma iddaları oluşturur. Gaye olan komün toplumuna ulaşmak için, proleterya diktatörlüğü adını verdiği geçiş döneminde komünist devleti aracı olarak görür ve komünist devleti güçlü kılmak için hakimiyeti altına aldığı diğer sosyalist ülkelere gerekirse totaliter baskı da dahil, her türlü uygulamayı kendeni yetkili kılar. Sosyalizmin komün toplumu özlemi ile Yahudi dini şeriatı siyonizmle doktorin olarak bir benzerlik ve parelelik sözkonusudur. Bu benzeyiş nedeniyledirki, sosyalizmin Yahudi milliyeçiliğinden (Siyonizm) türetilmiş bir sistem olduğu ihtimali üzerinde fikirler oluşmuştur. Diğer taraftan Karl Maxsın mensup olduğu aile, yaşadığı çevre ve yetiştiği cemaat dikkate alınırsa bu konudaki şüphe ve düşüncelere daha çok derinlik kazandırmış ve araştırmacıları o yöne teşvik etmiştir.

Ayrica Sosyalizmin Karl Marx’tan önceki fikir bobalarının kimler olduğuna bakacak olursak, en ünlülerin Yahudi asıllı filozof ve bilim adamlarından oluştuğunu görürüz. Yine, ne hikmetse Marx’la birlikte ve ondan sonrasında’da sosyalizmin idelojik anlamda olgunlaşmasına katkı sağlayan Durkheim, Levy, Bürhl, Freud, Einstein gibi düşünürlerde Yahudi cemaatine mensup bilim adamlarıdırlar. Diğer taraftan teoriden pratiğe, uygulama aşamasına geçişteki önder kadrolara baktığımızda Lenin ve Stalin gibi liderinde Yahudi cemaatına mensup olmaları ve Leninin sürgün hayatı süresince ve sürgünden dönüşünde Bolşevik Devriminin başarılı olması için Yahudi bankerlerce sağlanan mali ve parasal destek’te dikkate alınır ve lenine suikast girişiminde bulunan Yoldaşı Fanny Kaplan’ı kimlerin örgütleyip teşvik ettiği incelenmesi gereken önemli bir konudur.

Acaba… siyonistleri sosyalizmde buluşturan emir saklanan ilahi bir sır olabilirmi?...

Bilindigi gibi siyonist inancına göre: Yahudi Tanrısı Yahveh`in, Muasa Peygamber vasıtası ile vaaz ettiği Siyon anlayışı ile sosyalizmin hedeflediği komün toplumu düzeni arasında bir parelellik ve benzerlik olduğu açık ve aşikar kabul görür. Siyonizmin dünya hakimiyeti davası ile, Marx’ın savunmuş olduğu fikirler dizisi genelde örtüşür ve aralarında ideolojik bir benzerlik ve akrabalık sözkonusudur. Bu anlamda günümüzde Marx’izmin Siyonizimden türeyen gizli bir siyonist fraksiyonu olduğu şüphesiyle ciddi araştırmalar yapılmaktadır.

Neden gizlilik…?

Sosyal bilimci Karl Popper: Karl Marx’ın düşünce sistemiyle Eski Ahit (Tevrat) arasındaki paralellikten sözeder. Marx son derece dindar bir Musevi aileden gelmesine rağmen, tüm bu mirasa hangi nedenlerle yüz çevirip, dini reddetmişti diyede sorar...? Bence, bu konuda K. Popper’in farkına varamadığı ve kabala öğretisinin en önemli ilkelerinden sayılan gizlilik ilkesi uyarınca gizlenmiş bir gerçeklik sözkonusudur burada. Marx ve digerleri dış görüntü olarak din ve inançlarından dönmüş görüntüsü verselerde, gerçek anlamda hiç bir zaman itikatlarından taviz vermeyip aksine siyonizm ve kabalacı felsefenin emirlerine itaatın gergi olarak dindarlıklarını gizlemiş olduklarıdır. Kaldıkı siyonizmde gizlilik esasları en önemli ilke ve ibadetlerden sayılmaktadır, gizlenme esasına dayanan tüm davranışlar en büyük sevaplar olarak kabul edilmektedir. Diğer taraftan sizyonizmin düşmanlığı kendi milleti olan Yahudi cemaatına karşı değil, onların düşmanlıkları eski ahiti (Tevratı) geçersiz kılan yeni ahit (incil) ve Hıristiyanlık ve diğer unsurlardır. Bu bakımdan Yahudiliğin önünde engel ve düşman olarak gördükleri Hıristiyanlık, Müslümanlık vb öteki tüm unsurların dini inancı ve manevi yapılarını tahrip edip bozmak siyonistler için en büyük sevaptır. Bu münasebetle sosyalizmin Yahudi tarikatı olarak doğduğunu açık bir şekilde kabul etmek siyonist davaya hizmetten çok külfet getiereceği gibi, Yahudi olmayan unsurlar arasında’da kabul görmeyip amaca hizmet etmeyecekti. Zaten inkar edilmeyen bir gerçek olarak Yahudilerin dinlerini ve varlıklarını kabalacılığın gizlilik esaslarına bağlılıklarıyla koruyabildikleridir.

Marx'ın kısa özgeçmişine baktıgımızda ise üzerinde tartıştığımız bu tezleri destekler mahiyette verilerle doludur. Karl Marx, Batı Prusya'da dindar Yahudi bir ailenin oğlu olarak doğar. Heinrich olarak bildiğimiz babasının gerçek adı ‘’Hirchel Ha-levi’’dir ve bir Talmud öğrencisidir. Dedesi ise bir hahamdır. Marx yazım hayatına Yahudi sorunlarıyla ilgili yazdığı bir makaleyle başlar. Ailesi birkaç nesildir Talmud öğrencisidir ve babasi Hirchel'in erkek kardeşi Truer'in başhahamıdır ve Heinrich Marx, Hanrietta Pressburg adında Hollandanın Nijmegen şehrinden Macar kökenli bir hahamın kızıyla evlenmiştir. (Encyclopedia Judaica, cilt 11, sf:1071-1074)

Ancak bana göre çok ilginç olan bir konu daha var; o da Marx hiç bir şekilde ben Yahudi inancımı reddettim diye açık bir beyanda bulunmuyor onun meşhur tarihi materyalizmi rededen Manifestosundan hareket edilerek onun Yahudiliği redettiği gibi yanlış bir kanıya varılıyor. Marx’ın Manifestosunun Yahudi ‘’Materyalizminin’’ etkisi altında ve Hıristiyan ‘’spritualizmini’’ rededen fikirlerden oluştuğunu daha önce belirtmiştik. Ve Marx Yahudi inancının içindeki dejenere olmuş bir öğretiden, yani Kabala öğretisinden etkilenerek yabancılaşma ve özgürlük teorilerini “Lurianic Kabala” ögretisinden esinlenerek geliştiriyor. Bu konuda sosyal bilimci Fishman, Marx'ın sosyal gerçek anlayışının bir yanıyla Yahudiliğe dayandığını açıkça ortaya koyar ve ispat eder. (Jewish Chronicle, 10 Nisan 1992)

Diger yandan Marx’ın Kabala ogretilerinin ‘’Metafizik’’ boyutundan etkilenerek, "satanizm" (şeytana tapınma) ile de ilginç bağlantıları oldugunu idda edenlerde vardır. Karl Heinrich Marx’in "Gençlik dönemlerinde, Berlin Üniversitesi'nde kin duygusunu depreştiren çok tehlikeli törensel bir tür satanizme ilgi gösterdigini ve o günden sonra yazdığı şiirleri ‘'Oulanem'e adadıgını. ‘’Oulanem’’ şeytan için kullanılan mistik bir isim oldugundan hareketle onun seytanın ögrencisi olduğunu savunan görüşlerde vardır’’. (The Keys of This Blood, Malachi Martin, sf.200)

Marx'ın gizli ve karanlık yönleri bunlarla sınırlı değildir. Ateşli bir burjuvazi düşmanı olduğu sanılan Karl Marx, İngiltere'nin en büyük "burjuva"sı Yahudi banker Rothschild gibi kişilerle ilişki kurmaktan çekinmez ve onlarla içli-dışlı ilişkiler içindedir. Bu bakımdan belkide Mrax sosyalizim-kapitalizim birlikteliğinin ilk örneği olma özelliğini taşımaktadır. Marx'ın ekonomik görüşleri City of London'daki kapitalsit bankerlerin ve özellikle The House of Rothschild (Rothschild Bankası)'ın ekonomik görüşleri ile uyumluluk gösterir ve Karl Marx'ın Moskova'da değilde, Avrupada ortaya çıkmış olmasının bir rastlantı olmaması gibi. Yine Marx'ın, Jenny von Westphalen'le olan evliliği aracılığıyla İngiliz aristokrasisiyle olan yakın ilişkiside çok fazla bilinmez ve irdelenmeye gerek görülmez neden se…? Öte yandan Mrax’ın dönemin mason locaları ile de yakın ilişki ve iş birliğide incelemeye değer bulunmaz… Almanya'da Adam Weishaupt'un örgütlediği ve "illümine" masonlarının kurduğu " Bund der Gerechten ’’ (Doğrular Birliği) Marx'ın ilişki içinde olduğu mason localarından biridir ve locanın ismi daha sonra "Bund der Kommunisten"e dönüşür, Marx ve Engels’en Komünist Manifesto'yu bu loca için kaleme aldıkları bilinir ve Manifesto'nun 20 yıl boyunca yazar ismi olmadan çıkmasının nedeni ise masonlarla olan ilişkilerin gizlenmesi amacına yönelik olduğu şeklinde izah edilir. (The World Order, A Study in Hegemony of Parasitism, Eustace Mullins, sf.48)

Sosyalizmin fikri yönden gelişmesinde en önemli katkıda bulunan Durkheim, Levy, Bürhl, Freud, Einstein gibi Yahudi bilim adamı ve filozoflardan her biri yakın gelecekte ‘’hakikat binasını’’ kurma iddasinda bulunurlar. Fakat sözünü ettikleri bu hakikat binasının ne olduğu konusunda açık ve net bilgi vermez gizlerler. Taktir edersiniz ki gizem ve gizlilik içeren bu hakikat binasının kurulmasına engel olabilecek tüm zorlukları ortadan kaldıracak faliyetlerin açık bir şekilde yürütülmesi beklenemez. Hal böyle olunca hedef kitlenin kafasını karıştıracak, inanç ve imanını bozacak, ahlak ve manevi değerlerini rencide edecek oyunları tezgahlarken şartlar ne olursa olsun gizlilik ilkesine bağlı kalınaçaktır. Bu anlamda siyonistler Kabala ögretilerine sadık kaldıkları gibi bu ögretileri referans alarak yürütülen tüm faaliyetlerin gizlenmesi ilkesine’de sadık kalmışlardır. Öte yandan insanlığın kaderine etki edecek ideolojilerin faliyet alanlarında gizlilik ilkesine baglı kalınması doğal karşılanmalıdır. Esasen Kabalacılığın en önemli ilkesi gizlilik prensibidir.

Sosyalizmin ‘’Komün toplumu’’ utopyası ile siyonistlerin hahikat binası veya ‘’Nusha-i Kubra‘’ inancı bir birine çok yakın ve her ikisininde uygulanabilirliği konusunda süphe ve tereddütler henüz giderilmiş değildir. Bu manada Yahudi toplumunda oluşan tereddütleri giderecek ve aynı zamanda siyonizme tecrübe kazandırcak bir beşer sistemi denenip tecrübe edilmeliydi. İste bu amaçla İtalyada Musolinin Fasit iktidarı, Yahudi hitlerin Alman Nazizmi ve Rusyada Lenin Sosyalist rejimi siyonistlerden destek ve yardım almıştır. Bu yolla siyonist hedefe ulaşmak için verilen mücadele esnasında doğabilecek sıkıntılar giderilerek tecrübe edilmiş olacaktır.

Ayrica Siyonistlerin gizlilik prensibiyle yürüttükleri faaliyetlerinin çok pratik bir faydasına’da değinmek istiyorum. Sovyetlerdeki Komunist rejim ve demir perdenin 70 yıl gibi kısa bir sürede yıkılması Sosyalizme olan güvenin yitirilmesine neden olmuştur. Eğer Komunizmin siyonist referanslardan ilham alan bir hareket olduğu bilinse idi Sovyet Rusayanın çöküşünde ilk akla gelen siyonizm ve Yahudilik olacaktı. Şu halde ne Sovyet blokunun dağılması nede komunist rejimin tutarslığı diyonizmi tartışılacak duruma getirmedi. Rusyada ki uygulanış biçimiyle hiç bir kimsenin aklına ne siyonizm nede Yahudi oyunlarını getirmediği gibi süphe dahi edilmedi. Eğer Rusyada ki bu deneme gizlenmemiş olsaydı komunist rejim siyonizimle birlikte tartışmaya açılacak dolayısıyla belkide Hz. Musa ve onun şahsında Tanrı sorumlu tutulacaktı. Bu durumda aklın yoluna uyup niyetler gizlendiği için sadece hakikat binası ve Nusha-i Kubra hedefi yolunda Hz. Musa ve Tanrıyı gizlice deneyip test etmiş oldular.

Yukarıdaki örneğimizdende anlaşılacağı üzere Durkheim, Levy, Bürhl, Freud, Einstein gibi bir çok Yahudi bilim adamının rüyalarını süsleyen ‘’Hakikat Binasını’’ kurma ideallerinin tarihi kanıtı ancak ebedi hakikatleri yıkan bir neticeyle sonuçlanmış oldu.

Bir sonraki başlığımız “Modern sosyalizmi doğuran düşünceler” olacaktır.

Metin YAZAREL

Kaynakça:

Elie Halévy;

Karl Popper;

Max Weber ;

E. Durkheim ;

Freud;

Einstein;

Pierre Leroux; Revue encyclopédque 1833 “Bireycilik ve Sosyalizm”

Encyclopedia Judaica, cilt 11, sf:1071-1074

Jewish Chronicle, 10 Nisan 1992

The Keys of This Blood, Malachi Martin,

The World Order, A Study in Hegemony of Parasitism, Eustace Mullins,

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sn. Metin Yazarel... Yorum yapmak yerine yazınızla ilgili bir blog yazdım. Saygılar... http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=105393

Uzay Gökerman 
 22.04.2008 22:30
Cevap :
Sayin Gökermanö Yazınızı okudum elinize sağlık güzel olmuş. Doğruların bulunabilmesi için faklı bakış acılarından yaklaşan, farkılı yorumlar olmalı doğrulara erişebilelim. Ben araştırmamda Yahudi tarihinin sosyo-pisikolojık yapısını bir bütün olarak ele-alıp günümze uyarlamaya çalıştığım için sadece Marxizmi konu alan bir yazı gibi algılanmsı yanlış bir kaanat olacığı ve varılmak istenen amacı gölgeleyeceği anlamına gelir. Kısaca şunu demek istiyorum, içerik olarak bütüne bakıp, o dönemin siyasi, kültürel ortamına vakıf olmak gerekiyor ayrıca Marx'ın önünü açan Robert Owen ve Chartist-Charles, Fourier, Saint-Simon ve Auguste Blanqui, Sipinoza gibi yahudi asıllı bir çok düşünürüde bütün sistem içerisinde değerlendirmek gerekiyor diye dişiniyorum. Saygılarımla. M.YAZAREL  25.04.2008 14:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 65
Toplam yorum
: 50
Toplam mesaj
: 26
Ort. okunma sayısı
: 2842
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Sosyal Bilimler Fakültesi Sosyoloji bölümü  terk. Hollanda'da ikamet etmekte. Hollanda'da ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster