Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Şubat '11

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
769
 

Siz de, dünyamızın gizli sahipleriyle tanıştınız mı?

Siz de, dünyamızın gizli sahipleriyle tanıştınız mı?
 

(Solda) Hürrem Sultan, taşları ile bir daha anıldı. (Sağda) Nesrin Yalçınkaya, "bu çılgınlık" diyor.


Şifalı otlar derken, şimdi de şifalı taşlar çıktı başımıza. Hadi diyelim ki, şifalıdır diye, otları kestik, biçtik doğradık, haşladık, kavurduk. Turşusunu da kurduk ve de yedik. Ey, peki ya taşları nasıl yiyip öğüteceğiz? Onun da kolayını buldular: “Taşların suyunu içeceksiniz!” Nasıl yani? Kısacası taştan suya geçen tılsımlı şifa bedeninize geçecek ve siz, pat diye iyileşeceksiniz.

Ört ki, ölem!

O gizemli taşı, bir bardak maden suyu’na atıyorsunuz. Sonracığıma bir saat güneşte veya 12 saat gölgede bekletiyorsunuz. Sabahları aç karnına ve yemeklerden sonra içiyorsunuz. Yan etkisi, man etkisi yok vallahi. Sonunda misler gibi olup çıkıyorsunuz ortalığa. İyi mi?

Anlayacağınız, taşın enerjik nitelikleri, suya ve bedenimize geçerek, zihinsel ve duygusal etki yaparmış. Bu ne iş?!

Hayatınızı şimdi de TV dizileri yönetiyor. Hürrem Sultanın takıları, dillere destan oldu bir çırpıda. Osmanlı Sarayının paha biçilmezleri, gözler kamaştırıyor, ağızları sulandırıyor şimdilerde. Şimdi milletin gözü, bijuteri mağazalarının vitrinlerinde. Hürrem’in yüzükleri, küpelerinden talepler var.

Sorduk, soruşturduk. Muhtelif dükkanlara girdik çıktık. Konu, yine Hürremin ziynetleri. “Moda Aksesuar” dan Nesrin Yalçınkaya ile görüşüyoruz. “Bu TV. Dizisinden sonra, diyor, çok ilgi var taşlara, kolyelere. Hürrem Sultanın takılarına ilgi büyük. Birebir aynısını istiyorlar ama çok imkansız.

Sırf bu maksatla da K.Yaka, bu iş için açılan dükkan sayısı, yani moda ve aksesuarları ile gümüş ve doğal taş mağazaları ilgi alanları haline geldi.

Değerli taşlar, sanki dünyamızın gizli sahipleri. Gizemli varlıkları ile hem şifa hem güç ve kuvvet dağıtıyor sanki

Taşlar, duygusal denge sağlıyor. Öğrendiğimize göre, aşırı cinsel istekleri, zihinsel bozuklukları, kararsızlığı, dengesizliğe çare imişler. Taşlı kolyeler “tene” değmeliymiş. Elbise üzerine takılmamalıymış.

Eskiden bit pazarında ne ararsanız bulur, makinenize orijinal parçayı temin ederek mutlu olurdunuz. Şimdi onun yerine şifalı taşlar var, sizi mutlu eden.

Nesrin Yalçınkaya anlatıyor. “ Doğa taşları, milyarlarca yıl evvel meydana geldi. İçindeki enerjileriyle günümüze kadar ulaştı. Hastalara da şifa oldu. Alternatif etkilerle tıp dünyasının iyi edemediği durumlarda, birer çare oldu.

O, gizli güçlerle insanlığa can ve kuvvet veriyor. 3-4 adet kazan taşını küvete atıp banyonuzda kullanabilirsiniz.. Taşlar, dıştan, kaba ve serttirler. İçleri hareketlidir, desenlidir. Hararet ve titreşim halindeki atomları, renge göre enerji üretirler.

Taşlarla ilgilenenler, bazı taşlara enerjilerinin huzur veya huzursuzluk yaydıkları bilinmektedir. Yatak odanızda kuvars grubundan taş bulundurmayın. Çünkü bunlar, Ay’ın enerjileri tarafından uyarıldıkları gece saatlerinde, son derecede etkin güç yayarlar. Uykunuz kaçar sonra.

Daha bitmedi. Taşlardan “amatis” mor renkli (Yastık altına konursa, rüyanızda karşınıza Hürrem Sultan gelir) “ Şaka tabi. Nerde o yoğurdun bolluğu? Silifke’de bile öylesi yoğurt yoktur!

Hürrem Sultan, TV’lerden sonra ”gitti gidiyor’ larda” yüzükleri sergileniyor, kolyeleri pazarlanıyor. Ne günlere kaldık Ya Rabbi...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sayın yazarım göze ve gönüle hoş gelen her şey makbuldur. Elbette ışıltılı, değerli bir takıya bir kadın olarak ya da kendi adıma söyleyim hele bir de istediğim birinden geliyorsa neden hayır diyeyim:) Şaka bir tarafa taşa toprağa kullanlırken bu tarz değilde sadece zevkimizi okşadığı için anlam yüklense belki daha mantıklı olur. Keyifle okuduğum ve yüzümü gülümseten yazınıza teşekkür ederim.

Dilek Yaka 
 04.03.2011 11:13
Cevap :
Taşlar, vazgeçemeyeceğimiz unsurlardan. Şu meşhur film sayesinde hem film meşhur oldu (Yoksa, çekimlerde, tarihi yanlışları ile sıradan bir yerli film) hem de taş satan dükkanlar, daha çok ziyaret edilir oldu. Bunlar benim gözlemlerim. Gülümseyerek okumuşsunuz. Bu bir iltifattır. Yine de teşekkür ederim. Selam ve sevgilerle  04.03.2011 12:10
 

Ne günlere kaldık yarabbi!!! Taşlardan şifa beklentileri. Denize düşen yılana sarılır ya, işte onun gibi, mutsuz insanlara umut vaat ederek "çıkar" peşinde koşan uyanıklar. Kişi mutsuz, belli bir hüznü var, gözyaşları sicim gibi boşalırken, hangi taş hangi sihirle şifa ve mutluluk verecektir? Bunca tecrübenin ışığında ben bu yapılanları bir tiyatro sahnesi gibi izliyorum ve hepsinin kökeninde "parayı" buluyorum ve yazıklar olsun diyorum. Saygılarımla.

Yurdagül Alkan 
 27.02.2011 22:17
Cevap :
Bütün bunların sonu nereye varıyor, neye bağlanıyor biliyor musunuz? "Kaderciliğe" İşte bu batıl duygudan kurtulmak gerek. Meselenin kökeni işte bu. Güzel temas etmişsiniz. Her şeyden ben para kazanırım derse bir insan, işte netice, işte hatice. Di mi? "Gayretli" insanları tanımlamak için örnek verilirken, "O, taştan ekmeğini çıkarır" derlerdi. Ama böylesine de rastlanmamıştı doğrusu. Teşekkür ederim. Selam ve saygı ile.  28.02.2011 9:11
 

Ben bir türlü inanamıyorum bu tılsımlı taşlara şifalı otlara bitkilere nedense:))saygımla efendim.

Nezahat 
 25.02.2011 13:08
Cevap :
Taşla yatıp, taşla kalkanlar var. Bu taşlar bir alem. Şifalı otlar da, taşlardan geri kalmamak için atakta daima. Gaz çıkartanlardan; nanedir, ıhlamurdur, ada çayıdır, kekik yağıdır, biberiye'dir bunlar bilinenleri. Bilinmeyenleri ise hala tahtunda. En iyisi mi, yatalım,kalkalım hasta olmayalım. Saygı bizden efendim.  25.02.2011 14:36
 

pırıl pırıl parlasın parmakta; ne baş ağrısı kalır ne diş... Gülümsetti yazınız beni. Benim esenlikle. Bu arada ilk okuyan benim.

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 25.02.2011 9:52
Cevap :
Sizin de kaderiniz, hep "ilk" ler. İlklerle başlaaaaaaaıyor, ilk'ler sonlanmadan, yeniymiş gibi, yine ilk'lerle başlıyorsunuz hayata. "İlk" defa okuyanlar sırasın ben de böyle çok oldum. Kendi yazımı okurken "Bu yazıyı ilk siz okuyorsunuz" diye yazmıyor mu, gıcık oluyor, bozuluyorum. Bari siz, kin tutmayıp, iiyimser sözler ediyorsunuz. Ne mutlu. Teşekklür ederim tabi. Esen kalınız.  25.02.2011 14:39
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 1616
Toplam yorum
: 3879
Toplam mesaj
: 498
Ort. okunma sayısı
: 901
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster