Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Şubat '18

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
180
 

Siz de Kandınız ve Kandırıldınız mı?

Siz de Kandınız ve Kandırıldınız mı?
 

Keşke ve pişmanlıkların bu güne getirisi= tecrübe


Eşim sevinçle geldi eve yüzünde güller açıyor gözlerinden neşeler saçılıyordu. Hanım, hanım, bırak o işi dinle beni dedi. Sabırsızlığı her halinden belliydi: 

-Taa orta okuldan arkadaşım  Faruk ile karşılaştım, oturduk belediye açık parkında, konuştuk o  zamandan bu zamana yaşadıklarımızdan. Sonra yaptığı akıllıca  bir olayı anlattı, ülkenin ünlü bir oto  lastik firmasının hisse senetlerinden aldığını ve her sene %40 kar payı  kazandığından bahsetti. Bu yüzden bütçesi çok rahatmış. Biz de bu gibi iyi kar verecek  hisse senetlerinden alsak daha rahat yaşasak...

Garantisi yok dedim ve kabul etmedim teklifini, ama ısrar etti, yok mu benim hatırım dedi.

Kirada oturuyorduk, yakında ev kredimiz çıkacaktı o yüzden peşinat diye düşündüğümüz birikimlerimiz vardı vadeli hesabımızda... Ret edişimle küskün bir surata dönüştü eşim. Evde bir anda değişen iklimi düzeltmek yine bana düştü ve "peki" dedim...

Bir hafta geçmemişti ki, elinde ışıl ışıl renkli baskılı bir broşür getirdi, Etibank'ın garantörlüğünde Murgul'da bakır madeni çıkarma faaliyetleri yapan Ba..ş isimli bir firma sermayesini geliştirme amacıyla  hisse senetlerini halka arz etmekteymiş. Etibank garantörlüğünde oluşu güven veriyor ve yüksek yüzdeli kar vaadi cazibe yapıyordu...

Üreminden feragat edip bozdum vadeli hesabı ve ilk iki apeli şirket hesabına  yatırdık... Şimdiki gibi araştırma kaynakları yoktu ama  sebebini izah edemediğim bir şüphe ile son iki apeli günü geldiği halde yatırmak istemedim.  İcrai işlem yapacaklarını beyan ettiklerinden on sekiz ay vade ile yardım sandığından borç alarak taahhütümüz olan  apelleri de ödedik...

Her sene zararları gösteren faaliyet raporları ve  bilançolarla yıllar geçti, yıllar geçti... Tam otuz beş  sene tek kuruş temettü vermediler. Son gelen zarf içinde el yazısı ile yazılmış bir not: Teksir makinemiz bile gitti, PTT pul paramız bile yok, özür dileriz...

Yeni aldığımız dolabımızdan buz gibi bir bardak su içtik.

Etibankın garantörlüğü yalan bir ifadeymiş...

Kandım, kandırıldım, eşime mi, firmaya mı, yalancı reklam broşürüne mi?

Aynı tarihlerde, Ankara'da Mogan gölü kenarında yeni yepyeni bir şehrin oluşması için yine halka arz edilen  hisse senetlerinden  aldık, ödemelerimizi aksatmadık,  görüntüler, faaliyetler muntazam olarak  tarafımıza bildiriliyordu. Güven duymuştuk. İlerleyen senelerde gerçekten büyük bir şehir oluştu. Bugün BMM lojmanlarının olduğu Oran şehri... Zaman içinde kurucular şirketi aynı soy isimli kişilerle "aile şirketi" haline getirmişler.  Binlerce dönüm arazi var şirketin bünyesinde, şehirde çarşı, dükkanlar ve sosyal tesisler ama her nedense gelirler ve giderler eşit, hissedarlara herhangi bir kar payı ödemesi yok...

Ve böylece geçti  aynı otuzbeş sene...

Şirket faaliyette,  hisselerimizin inkarı yok, ama teselli de olsa bir kaç kuruş ödeme de yok...

Neye kandım? Nasıl inandım? Dörtyüz küsur milletvekiline yapılan villa tipi lojman arsalarında payımız olduğu övüncünden başka neyimiz var?

Şimdi bir denklem:

Kanmak, kandırılmak=övünç...

Bence kara mizah...

Sizler de hiç kandınız veya kandırıldınız mı?

Kanmak ve kandırılmak olarak ifade ettiğimiz  gençlikte yaptığımız bu hatalara bedel ödenerek edinilmiş tecrübeler diyebilir miyiz? En doğru cevap: EVET...

Bugün, keşke dediğimiz...

Ne kadar safmışım dediğimiz,

O yaşanmışlıklar bir ders verebilmişse bize yine de "kazançlıyız" diyebilir miyiz?

Diyebiliriz, züğürt tesellisi olsa bile...

Zararsız günler dileklerimle,

Selam ve sevgiler,

Yurdagül Alkan.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kıymetli Bacım, Yurdagül Alkan; Bu gün biraz olsun kendime geldim, vücutşifa bulduşifayı verende bileri yaratan Yüc Allahtır.Dedim ki acımın ve diger dostlarımın yazılarını okuyayım.İnsanoğlu beşerdir, şaşar lakin yine en iyi kararlar,en güzel düşünceler onundur.Öyle bir dünya ki zatenhep kaybediyoruz. Kazandıkarımız yerinde kalaydı her halde bizlerde kumar oynar ve yolumuzu şaşırırdık.İnanç ve sağlam kurallar insana hep hayırlısını ve yararlısını getirir.Saygılarımı sunuyorum.Dua ve dilekleriniz için teşekkür ediyorum.Biliyorsunuz ki benimde sizeve sizin kıymetli evlatlarınıza hep dualarım vardır.Sağlık ve mutluluk diliyorum.

Mehmet Burakgazi 
 01.03.2018 14:39
Cevap :
Şifa bulup iyileştiğinize sevindim kardeşim, gelmiş geçmiş olsun, Rabbimiz tekrarını göstermesin. Bundan sonra daha fazla dikkat gerekiyor çok gençken yirmili yaşlarda ben de aynı rahatsızlıkla tanıştım, ertesi sene aynı zamanda tekrarladı. Moral ve beslenme etkin bilhassa gerçek bal, limon, sarımsak...Aldanma konusuna gelince; hırs sebep oluyor. Kanaat etmek varken daha fazla kazanç diye düşünülünce tezgahlanan tuzaklara düşüyoruz, sonuçta bedel ödeyerek tecrübe ediniyoruz. Tabii bunlar gençlik zamanlarında kaldı kardeşime tekrar sağlıklar diliyorum hane halkına ve kendisine selamlar gönderiyorum...  03.03.2018 12:58
 

Yurdagül Hanım öyle bir an gelir ki diliniz tutulur ve kabul edersiniz her ne kadar sezgileriniz bunun riskli olduğunu söylese de. Belki kendi başınıza almanız gereken bir karar olsaydı eminim siz yılların tecrübesiyle reddedecektiniz. İşin içine sevilenler girince bazen bile bile lades durumları yaşanabiliyor ama maddi, ama manevi. Ne yapalım, olacakmış demekten ve tecrübe hanesine yazıp rahatlamaya çalışmaktan başka seçeneğimizin kalmadığı anlardır bunlar. Sağlık olsun diyelim...Selamlar, mutlu kalın...

Ayşegül HAYVAR 
 24.02.2018 13:40
Cevap :
Sevilen aile bireylerinin teklifi karşısında hayır demekte ısrar edilebilirdi ama sebep gösterilip daha vahim sonuçlar gündeme gelebilirdi. Zaten birlikteliği yürütmek fedakarlık ve katlanmak üzerine kurulmuştur Ayşegül hanımcım, kaybımız giden birikimler, o da zamanla telafi edildi, kadınların sezgisi önemlidir, değerlendirmek lazım her durumda, sağlıklı günler ve esenlikler dilerim...  25.02.2018 13:10
 

Bir düşünür “Bir insanı kendisi kadar kimse kandıramaz” demiş…ne demekse…sevgiler selamlar..

Recai Şahin 
 24.02.2018 10:13
Cevap :
Başkalarının bizi kandırdığı yetmiyormuş gibi bazen istisnasız hepimiz kendi kendimizi kandırdığımız olur, Bu durumda Polyanna örneği devreye girer, teselli gibi değerli hocam, selam ve saygılarımla...  25.02.2018 13:04
 

Kanmak-Kandırılmak= Övünç, hemen hepimizin hayatında yeri olan bir denklem kurmuşsunuz Yurdagül hanımcığım, genellikle maddi, manevi kayıplarımızın yaralarını kapatamıyoruz,bir de bu yarayı güvendiğimiz insanlar açtıysa daha derin oluyor acısı, hepsi geçtikten sonra yapacak bir şey yok, edindiğimiz tecrübeler ve tekrarı olmayacak kırgınlıklardan emin olmanın dışında, elinize sağlık selam sevgiler

Cemile Torun 
 23.02.2018 23:28
Cevap :
Maddi ve manevi kandırılmaklar en yakınlarımızca yapılıyorsa, açılan yara kapanmış gibi görünse de kırgınlıklar ve uzaklaşmalara sebep oluyor. Aldatılınca insan aldatana kızsa da kendine daha çok öfkeleniyor, "neden, niçin uyanık davranmadın neden kandın" diye. Sonra da insanları tanımanın en kestirme yolu para ve menfaat ilişkileri olduğuna inanıp tecrübe edinerek daha temkinli davranma yolunu seçiyor Cemile hanımcım, işte hayat böyle. Selam ve sevgi ile...  25.02.2018 13:01
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 328
Toplam yorum
: 5740
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1660
Kayıt tarihi
: 09.04.09
 
 

Özel bir finans kuruluşundan emekliyim. Hayatın her aşamasını acısıyla tatlısıyla yaşamış biri ol..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster