Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Şubat '14

 
Kategori
Teknoloji
Okunma Sayısı
25
 

Siz de teknolojikleştirdiklerimizden misiniz?

Teknoloji gün geçtikçe gelişiyor. Her gün yeni bir şeyler duymamız olağanlaşmış. Teknolojinin hızlı gelişmesi karşısında  hayretler içinde kalıyor, hatta “Yok canım bu kadarı da olmaz.” diyoruz. Bununla birlikte şunu hiç düşündük mü? Teknoloji ilerlerken biz teknolojiye ne kadar ayak uyduruyoruz? Son çıkan bir elektronik aleti hemen alıyoruz, alıyoruz ama bütün özelliklerini öğrenip, ne kadarını kullanabiliyoruz? En basiti son teknoloji ile üretilmiş bir cep telefonu aldığımız zaman, bu telefonun bütün özelliklerini kullanabiliyor muyuz? Sadece duyma ve izlemekle mi yetiniyoruz. Bu nokta da biraz düşünme vaktimiz gelmedi mi? Özelliklerinin %90’nını kullanmadığımız bir telefona ödediğimiz onca para da cabası…

Pekiyi, çocuklarımız ile bizim aramızdaki teknolojik bilgi farkı nedir? Hangimiz daha çabuk teknolojiye adapte olabiliyoruz? Bir gün internetsiz kaldığımız zaman hayatımız anlamsızlaşıyor mu? “Eyvah internet yok.” diye kara kara düşünüyor muyuz? Ve ya ömrümüzden ne kadar zaman çalındığı gerçeğini hangimiz düşünüyoruz? Pekiyi, yolumuz doğru yol mu? Teknolojik ortam bize mutluluk getiriyor mu? Yoksa bilinmezlere mi yuvarlanıyoruz?

Eminim teknolojiyi iyi kullananlar ile hiç kullanmayanlar veya şuursuzca kullananlar arasında derin uçurumlar oluşmaya başladı.

Sağlıksız bir durum ile karşı karşıyayız. Dünyada ve ülkemizde gündem bol. Herkes herhangi birini veya partiyi çok rahat eleştirebiliyor. Kamuoyunda da eleştirdiği zaman günlük meşhurlardan oluyor. Herkes de bir kolaycılığa kaçma var. Günlük meşhur olma sevdasındayız. Ülke mi? O ne? Değerlerimiz mi? O da ne? Millet mi? Kimmiş o? … gibi sorulara cevap bile  veremiyoruz.

Hepimize bir şeyler oluyor. Bütün güzel özelliklerimizi kaybetmeye başlamışız. Bir başkalaşma sürecinden geçiyoruz. TV dizilerine sıra bile gelmiyor. Çünkü o diziler bizi anlatmıyor, geçmişimi anlatmıyor. Kazakistan’ da doktora dersi verirken bir öğrenci hocam “Kanuni şöyle yapıyormuş” diyor, yüzümün kızardığını hissediyorum. Oysa Ben ona bu zamana kadar “Kanuni” dememişim, “cihan padişahı Kanuni Sultan Süleyman” demişim. Babalarımızı, amcalarımızı, teyzelerimizi öyle küçük duruma düşürmüşüz ki, bunları anlatacak cesaret bulamıyorum. Biraz daha bilimselliğe toplumsal duyarlılıklara önem verelim diyorum, “Reyting” diyorlar…

Sahi teknoloji bu mu?

Bilimsel çalışmaları okuyorum. Canlı kristaller yapılıyor. İnsanlara anlatmaya çalışıyorum, “O da ne ki?” der gibi anlamsızca yüzüme bakıyorlar. Demek ki teknolojik bilgi olarak uçurumlar var.

Toplum olarak bir genel değerlendirme yapma zamanımız geldi, düşünmeliyiz! Gerçekten teknoloji ilerlerken biz o hıza erişebiliyor muyuz?

Hadi bu akşam ailelerimizi toplayalım, televizyonumuzu kapatalım, internette sörf yapmayalım, “teknoloji bize ne verdi, ne aldı” diyerek yeniden bir hesap yapalım, var mısınız?

Prof. Dr. Hamdi Temel

htemelh@hotmail.com

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hocam, Türk halkı olarak teknolojinin nimetlerine talibiz çilesine yani Ar-Ge'sine değil..Bu blogda teknoloji ve Ar-ge konusunda yazanların çok az olmasından belli değil mi? Herkes siyasetin, avantürün peşinde..Selamlar saygılar..

mustafa semih arıcı 
 21.03.2014 17:45
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 180
Toplam yorum
: 49
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 173
Kayıt tarihi
: 12.12.13
 
 

Prof. Dr. Hamdi Temel, 1966 yılında Sorgun'da doğdu, İlk ve orta öğretimini Sorgun'da tamamladı v..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster