Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Mart '08

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
730
 

Siz,Hiç Kalorifer Kazanıyla Yattınız mı?

Siz,Hiç Kalorifer Kazanıyla Yattınız mı?
 

1988-1994 yılları arasında Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Belko Ltd. Şirketi’nin teknik biriminde çalışmaktaydım. İşlerimizin en yoğun olduğu zamanlar kış aylarıydı. O yıllarda Ankara’da yoğun hava kirliliği yaşanmaktaydı.Birimimizde çalışanların görevi ise gün boyunca Ankara’nın çeşitli semtlerinden gelen şikayetleri yerinde incelemek,apartman ve işyerlerinde kullanılan fuel-oil ya da kömürün iyi olup olmadığını,doğru yakılıp yakılmadığını kontrol etmek,şehir’e fuel- oil getiren tankerleri zabıta noktalarında durdurup numune alarak laboratuar’da kontrol ettirmek,eğer istenilen özelliklere sahip değilse ceza kesmekti. Bu işlerin hepsini çevre zabıtalarıyla birlikte yapmaktaydık.

İşyerimizin bulunduğu semtte ki apartman ve çevre sakinlerinden gelen şikayetler artmaya başlayınca,Belediye Başkanımız özellikle işyerimizin bulunduğu semt ve civarındaki apartmanların çevre zabıtaları ile birlikte sıkı bir denetimden geçirilmesini istedi bizden.Çünkü hava kirliliğinde de belirgin bir şekilde artış gözlemlenmeye başlamıştı.

Ertesi gün çevre zabıtalarıyla birlikte denetime çıktık.Kontrol edeceğimiz apartmanın yöneticisiyle birlikte kazan dairesine girip kullanılan yakıtı ve kazan bakımının doğru yapılıp yapılmadığını kontrol ediyorduk.Bazı apartman yöneticileri kullandıkları yakıtın nereden geldiğini söyleyip,faturaları göstererek bizim kalorifer kazanının bulunduğu kat’a inmemizi,kazanı kontrol etmemizi nezaket çerçevesi içinde engellemeye çalışıyorlardı. Bu isteksizliklerinin nedenini sabah erken saatlerde kendilerini rahatsız etmemizden kaynaklandığını düşünmüştük.

Ama bu düşüncemizin yanlış olduğunu çok kısa bir süre içinde anladık. Çünkü denetime gittiğimiz apartmanların büyük bir çoğunluğunda kalorifer kazanı ya bir oda kapısı ya da ipin üstüne asılmış bir çarşafla ayrılmıştı. Yani pek çok apartman da kalorifer kazanının bulunduğu daire aynı zaman da kapıcı dairesiydi.

Bir daire daha kazanabilmek amacıyla apartman içinde bulunması gereken otoparktan,kapıcı dairesinden vazgeçilmişti. Denetlediğimiz ilk birkaç apartman da tesadüfen öyle bir durumla karşılaştığımızı düşünmek istedik önce.Ne yazık ki durumun öyle olmadığını ilerleyen saatlerde şaşkınlık içinde anladık. Kontrol ve denetim amaçlı gittiğimiz her apartmandan çıkışımızda “Olmaz böyle bir şey.İnsanlık dışı, insan sağlığına ve iş güvenliğine aykırı bütün bunlar” diye isyanımızı dile getirmekteydik. Konuşma olanağı bulduğumuz bazı kapıcılara gerek iş gerekse can güvenliği açısından yaşadıkları ortamın uygun olmadığını belirttiğimizde ise bizlere verdikleri cevap daha da içler acısıydı.Kimi “Birkaç defa söyledik ama ilgilenmiyorlar” diye cevap verirken kimisi ise “Yöneticiye söyledik ama beğenmiyorsan başka iş bul “diye cevap aldıklarını belirtti.

İşyerine döndüğümüzde gerek ben gerekse o gün denetim’e çıkan diğer arkadaşlar uzun bir süre “Nasıl böyle bir şey olur “diye kendi kendimize söylendik durduk.

O gün denetimini yaptığımız yerler orta ya da düşük gelirli kişilerin oturdukları semtler değil. Çankaya,Kavaklıdere,Tunalı Hilmi gibi seçkin ve pek çok kişinin oturmak için can attıkları semtlerdi.

Ne zaman dış görünümü güzel ve gösterişli bir apartman görsem ister istemez denetim yaptığımız o gün aklıma gelir.“Acaba bu apartman da çalışan kişi , ailesi kalorifer kazanıyla mı yatıyor” diye sormaktan kendimi alamam. Bir yanda olağanüstü debdebe ile döşenmiş evler ,birkaç kat altında ise ekmek parası için kalorifer kazanıyla yatmak zorunda bırakılan insanlar.

Umarım,sizin ya da tanıdıklarınızın oturduğu apartman da kapıcı ve ailesi kalorifer kazanıyla yatmıyordur.

(Bu yazı, kendi hayatının dışında hiçbir şeyi ve hiç kimseyi görmeyen, başkasının sağlığı ve iş güvenliğini düşünmeyen kişilere ya da diğer bir ifadeyle hayatın sadece kendi istekleri çevresinde döndüğünü zanneden kişileredir)

var gaJsHost = (("https:" == document.location.protocol) ? "https://ssl." : "http://www."); document.write(unescape("%3Cscript src='" + gaJsHost + "google-analytics.com/ga.js' type='text/javascript'%3E%3C/script%3E")); try { var pageTracker = _gat._getTracker("UA-7006964-1"); pageTracker._trackPageview(); } catch(err) {}

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

AAHHH ve GENE AAaahhh....! BU ANLATTIĞINIZ İŞİN BİR NOKTASI...! BUNA BENZER NE HADİSELER ve NE OLAYLAR OLUYOR BU MEMLEKETDE..! ASLINDA 1970-1998 ARASINDA YAPILAN BİNA İNŞAATLARINA ÇOK DİKKAT ETMEK GEREKİYOR...(Bakınız*ADANA/CEYHAN-KOCAELİ-İSTANBUL-BOLU-DÜZCE-YALOVA- Depremleri) O DÖNEMLERDE SAÇMA SAPAN İNSANLAR,BEŞ KURUŞ CEBİNDEKİ PARAYA GÜVENİP,İNŞAAT MÜTEAHHİTLİĞİNE SOYUNUP ve BUNLARIN YAPTIKLARI BİNALARI BİLİNÇSİZ ŞEKİLDE PARALI veya PARASIZ VATANDAŞLAR EV SAHİBİ OLMA UĞRUNA ,BU TABUT BİNALARI SATIN ALMAK ZORUNDA KALMIŞLARDI..! GÖZÜNÜ PARA HIRSI BÜRÜMÜŞ BU MÜTEAHHİT OYUNCULARI,OTOPARK, KALORİFER KAZAN DAİRESİ DÜŞÜNECEK DURUMDA DEĞİLDİLER...TABİİ FATURADA ONDAN SONRAKİ APARTMAN SAKİNLERİNE ÇIKACAKTIR ELBETDE ,SEVGİLİ MÜTEAHHİT BEYİN HEDİYESİ OLARAK..! FAKAT BU KONU BÜTÜN TÜRKİYE'nin PROBLEMİ OLSA GEREK,BİLMEM BEN BİR MÜHENDİS OLARAK BUNU BU ŞEKİLDE YORUMLUYABİLİRİM DİYE DÜŞÜNÜRÜM..! IŞIN HANIMCIĞIM,SİZE ANKARA'ya SEVGİ ve SELAMLAR SUNARIM...! NECİP KÖNİ - ANKARA/TR

Necip Köni - Adana / TR 
 10.03.2008 0:05
Cevap :
Öncelikle iyi akşamlar.Bu konu karşısında çok ama çok hassasım. Siz inşaat mühendisi olduğunuz için bu konuda çok daha bilgili ve tecrübelisiniz.Benim içimi acıtan ise insan hayatının bazı paragöz kişiler için bu denli ucuz olabilmesi.Bunun yanısıra çalışanların iş sağlığı ve güvenliğini hiçe sayılmasını da eklersek tam bir karmaşa ortaya çıkmakta.Bizlere çalışmaya başladığımız da, herhangi bir çalışanın yeterli güvenlik tedbirlerini almadan iş yapması ve bunun sonucunda kişinin iş kazası geçirmesi durumunda sorumlu tutulacak kişilerin arasında bizlerin olacağı ve bu konuda dikkatli olmamız belirtilirdi.Durum böyle olunca kendini bilmez müteahhitlerin, işverenlerin sebep olduğu kazalar, ölümler ve başkalarının yaşamıyla böyle rahat bir şekilde kumar oynayabilmelerini anlamak konusunda zorluk çekmekteyim.İnsan canı ve güvenliği bu denli ucuz olmamalı. Ne yazık ki son yıllarda vurdumdaymazlık ve umursamazlık yine hortladı. Sevgi ve Selamlarımla  10.03.2008 22:35
 

politikaları ve sömürü çarkı ile yoğrulmuş zenginlerimizin marifetleri bunlar. Benim de bu örneğe benzer bir anım oldu. Yöneticisi olduğum bir sitede, kapıcı dairesine de kalorüfer çekelim dedim ve kabul ettiler. Ama eski elden düşme petek takalım, masraf olmamak koşulu ile. Bunun sonucunda da 20 gün sonra eski petekler bir gece patlamasın mı? Kapıcı ve kundaktaki çocukları son anda yanmaktan kurtarıldılar. Ailem ve ben gittik, yardımlarına koştuk. Beğendiniz mi yaptığınızı? dediğimde; ''kader bu ne yapalım'' deyip geçiştirdiler. Oysa kader diyenlerin ufacık çocukları günde 50 ytl para harcıyorlardı. Malesef insan ömrü, hele de insan gücü çok ucuz ülkemizde. Zaten o nedenle de yoplumsal dengeler bir türlü sağlanamıyor. Ve bu garibanlarıda kandırmak çok kolay olsa gerek. Bu da birilerinin ekmeğine aş, sandığına oy oluyor. Malesef...Selamlar.

Yalnıztürk 
 04.03.2008 11:11
Cevap :
"Hep bana,hep bana" demenin,adam sendeciliğin de son noktası olmalı diye düşünmeme rağmen yaşadığım olaylar bu düşüncemin ne denli saçma ve imkansız olduğunu çok net olarak gösterdi bana.İşsizliğin,yoksulluğun kol gezdiği ülkemizde çalışanların,çalışma şartlarının uygunsuzluğu, gerek canlarının gerekse güvenliklerinin bu denli göz ardı edilmesi ve olup bitene göz yumulması içimi acıtmakta. Selam ve Saygılarımla  04.03.2008 12:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 226
Toplam yorum
: 476
Toplam mesaj
: 111
Ort. okunma sayısı
: 1316
Kayıt tarihi
: 26.01.07
 
 

1960 İstanbul doğumluyum. Kitap okumayı, yazı yazmayı, resim yapmayı ve yabancı dil'den Türkçe'ye..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster