Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Mart '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
1040
 

Siz hiç kelebek oldunuz mu ?

Siz hiç kelebek oldunuz mu ?
 

Resim kaynağı:wikimedia.org


Bir kelebeğin hayatımız üzerinde çok büyük etkileri olabileceğini hiç düşündünüz mü ?

Bu soru ile karşılaşan ve “kelebek etkisi” kavramını bilmeyen bir kişinin vereceği yanıtı tahmin edebiliriz.

- Kelebeğin hayatımıza ne etkisi olabilir ki ?
- Pek çok etkisi olabilir. Örneğin dün bu çatıları uçuran fırtına evvelki ay Pekin' de kanat çırpan kelebek yüzünden çıkmış olabilir.
- Bu kadar da abartı olmaz yani.

Bu ilk bakışta gerçekten de büyük bir abartıdır. İlk bakışta diyorum, çünkü ilk bakıştan sonra gelen derin düşünceler ve matematiksel veriler böyle bir abartıyı olası kılıyor.

Önce kelebek etkisi kavramının nereden kaynaklandığını anlatalım, sonra da ne yaparak kelebek olabiliriz onu anlatalım.

Bir sistemin başlangıç verileri üzerinde yapılan çok küçük değişikliklerin büyük ve öngörülmez sonuçlar doğurabilmesi olasılığına "kelebek etkisi" deniliyor.

Küçük etkilerin umulmadık ve çok büyük sonuçlar doğurabileceği, Edward N. Lorenz’ in hava durumu ile ilgili yaptığı bir hesaplama ile örneklendi ve literatüre “kelebek etkisi” olarak girdi.

Lorenz hava durumuyla ilgili bir çalışmasında 0,506127 sayısını başlangıç verisi olarak kullandı. Bir sonraki hesabını ise bu sayının sadece virgülden sonraki üç rakamı kullanarak (0,506) yaptı. İki sayı arasında sadece 1/1000’ lik bir fark oluştu. Yani etkiyi sadece binde bir oranında azaltmış oldu. Bunu da kelebeğin kanat çırparak yarattığı hava akımına eşit olduğunu varsaydı.

Bu kadar küçük bir değişiklikle, birinci sonuçla ikinci sonuç arasında çok büyük farklılıklar olduğunu saptadı.

Bu matematiksel işlemi “kelebek etkisi” olarak adlandırdı. Lorenz’ in düşüncesine göre Amazon ormanlarında kanat çırpan bir kelebek Avrupa’ da bir fırtınaya neden olabiliyor.

Lorenz “kelebek etkisi kavramını” Rastlantı ve Kaos adlı kitabında (Tubitak yayınları) şöyle açıklıyor:

Bir kele­beğin kanat çırpmaları bile belli bir süre sonra atmosfe­rin durumunu tümüyle değişti­rebilir.

James Gleick ise Kaos adlı kitabında (Tubitak yayınları) kelebek etkisini şöyle tanımlamış:

Bugün Pekin’ de kanatlarını çırpan bir kelebeğin havada oluşturduğu dalgalar gelecek ay New York’ da fırtına sistemlerine dönüşebilir.

Bilim adamları bir kelebeğin kanat çırpışlarının hayatımız üzerinde çok büyük etkiler yaratabileceğini (kısaca) bu şekilde açıklamışlar.

Bilim kelebek etkisini anlatırken, kelebekler nelere yol açtıklarını düşünmeksizin kanatlarını çırparken, biz de nasıl kelebek olunacağını anlatalım.

Nasıl kelebek olabiliriz ?
Kelebekler kısacık ömürlerinde kanatlarını çırparlarken nelere yol açtıklarını, neler yaratabildiklerini düşünüyor ya da biliyorlar mı, bu bilinmez. Ama bizim bildiğimiz bir şey var “kelebek etkisi” diye bir kavram vardır ve bizler yaşam içinde sürekli olarak bu etkileri oluştururuz.

Bir sabah evimizden çıkıp, ilk karşılaştığınız komşumuza "bu sabah çok güzel görünüyorsunuz" dediğimizde acaba nelere yol açabiliriz ?

Bu iltifata memnun olan komşumuz iş yerine neşeyle gitse ve iş arkadaşlarına coşkulu bir günaydın dese, bu coşku işyerindeki tüm insanları sarmalasa ve huzurlu bir işgünü geçirseler, bir kişi de bize gelip "aslında bu huzuru sen yarattın" dese inanır mıyız ?

Aynı iş yerindeki iki kişi arasındaki buzlar bu coşkunun sıcaklığı ile erise ve güzel bir dostluk kursalar birisi bize gelip "bu dostluğu sen yarattın" dese inanır mıyız ?

Peki, ya bunun tersi olursa ?

Bir sabah evimizden çıktığımızda karşılaştığımız komşu ile basit bir nedenle tartışsak...
Komşumuzun işyerinde bu öfkeye bağlı huzursuzluklar yaşansa, iki iyi dost bu huzursuzlukla tartışsa ve dostlukları bitse...
Biri bize gelse; bu kavgayı sen çıkarttın dese inanır mıyız ?

Bence her iki duruma da inanmalıyız. Biz bir etki yarattık ve bu etkinin sonuçları başka yaşamları iyi ya da kötü etkiledi.

Her insan bu tür "çok küçük etkileşimlerden" dolayı güzel ya da kötü bir gün geçirir.

Verdiklerimiz çok basit örnekler...
Çok daha karmaşık etkiler de yaratabiliriz. Biz karmaşık etkiler yaratabildiğimiz gibi başkalarının yarattığı karmaşık etkilerden de son derece etkileniriz.

Hayatınızı şöyle bir düşündüğünüzde çok küçük olayların sizin hayatınızda büyük etkiler yaratmış olduğunu görürsünüz.

Örneğin; mesleğinizi siz seçmiş olabilirsiniz, ama sizde bu etkiyi yaratan kimdi ve nasıl yarattı ? Bunu düşündünüz mü ?

Örneğin; eşinizi ya da sevgilinizi siz seçmiş olabilirsiniz, ama sizi ilk karşılaştıran kelebek etkisi neydi ? Bunu aranızda hiç konuştunuz mu ?

Örneğin; maddi durumunuza (iyi ya da kötü) neden olan ilk olay neydi ve bu olayın başlangıç etkisini kim yaratmıştı ? Bunun muhasebesini hiç yaptınız mı ?

Örneğin; diktiğiniz (ya da diktirdiğiniz) bir ağaç insanları, hayvanları, havayı, suyu... Yani tüm çevreyi nasıl etkiliyor ? Bunu düşündünüz mü ?

Örneğin; bu sabah size iyi ya da kötü davranan "ilk kişi" hayatınızı nasıl etkiledi ? Bunu gözlemler misiniz ?

Bizler işte bu düşünceden yola çıkarak 1-3 Mart tarihleri arasında bir iyilik zincirine katıldık ve fırtınalar olmasa bile, rüzgarlar yaratabildik.

Yarattığımız rüzgarların, meltemlerin, poyrazların etkilerini yaşayanların kendi kalemlerinden daha sonra paylaşacağız.

Şimdi Nisan ayı içinde “iyiliğin 1 gününe” hazırlanıyoruz.

Yaptıklarımız çok basit iyiliklerdi.

Nisan ayı içinde yapacaklarımızda çok basit iyilikler olacak.

İstenilen şey çok basit:

Herkes aynı gün içinde

Hiç tanımadığı bir insana

Hiç karşılıksız

Hiç koşulsuz

Hiç beklentisiz küçük bir iyilik yapacak…


Şimdiden not alın, şimdiden iyilik düşünmeye başlayın (iyilik düşünmenin ne kadar zor olduğunu göreceksiniz).

17-19 Nisan tarihleri arasında bir kişiye (isterseniz bir-kaç kişiye), hiç tanımadığınız bir insana küçük bir iyilik yapın.
Karşılıksız, koşulsuz ve beklentisiz küçük bir iyilik...

Kelebek olun...
Kelebek etkisi yaratın...
Ve bizimle paylaşın...

Tüm kelebeklere sevgiyle , saygıyla...

www.biriyilikyap.blogspot.com

www.birsevgiver.com
Önceki günlük için tıklayınız...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

http://blog.milliyet.com.tr/Arsiv.aspx?UyeNo=496651&SayfaNo=13 Böylelikle,benim kelebeklerimi de sizin kepçenize koymuş oldum.Kelebekler,kelebeklerin arasında yaraşır.Saygı ile

Muzaffer Cellek 
 17.04.2008 20:54
 

Ben de yarın ve iki gün içinde kelebek olacağım. Gönül her zaman kelebek olmak ister. Yanlız hayat bildiğiniz gibi o kadar hafif değil. Bu güzel yazınız için tebrik ediyorum. Sizin gibilerin düşünceleri hayatı daha da hafifleştiriyor.

serifsoner 
 16.04.2008 15:51
Cevap :
Desteğinize çok teşekkür ediyorum sevgili Ömer Şerif. Evet, hayat asla hafife alınacak kadar basit değil, ama gözde büyütecek kadar da zor değil diye düşünüyorum. Sevgi ve saygılarımla.  17.04.2008 18:45
 

17-19 nisan tarihlerini ajandama not aldım. Bakalım neler olacak.. Yazınızın çok kişiye ulaşmasını ve ilgi çekmesini diliyorum. Sevgiler.

Nilgün Akad 
 27.03.2008 0:15
Cevap :
O üç günde küçük güzelliklerin bizlerin de hayatına yansıyacağından ve çok güzel "hoşluklar" yaşayacağımızdan eminim sevgili Akad... Desteğiniz ve dileğiniz için teşekkür ediyorum. Sevgi ve saygılarımla...  27.03.2008 10:20
 

ama kelebeklerin ömrü kısaymış gerçekten.. Teşekkürler bu güzel yazı ile bende yarattığınız kelebek etkisi için. Kim bilir, belki de kozamdan mavi bir kelebek olarak çıkacak olmamın tetikleyicisi olur bu yazınız ve iliştirdiğiniz o gözalıcı kelebek resmi. Sevgi ve saygılarımla

Yeşim E. Narter 
 26.03.2008 23:02
Cevap :
İnanıyorum ki kozanızdan tekrar çıkacak ve kısa ömrü uzatacaksınız. Kısacık ömrüne aldırmadan yaşayan kelebekler gibi, kanatlarınızdan (elinizden) ne geliyorsa yapmaya devam edeceksiniz. Umuyorum o günlerde güzel bir öykü oluşturur ve bizimle paylaşırsınız. Sevgi ve saygılarımla.  27.03.2008 8:25
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 90
Toplam yorum
: 1679
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2046
Kayıt tarihi
: 27.05.07
 
 

Yaşayacağım yıllar yaşadıklarımdan daha az... Öyleyse "adam gibi yaşamalı" diye düşünüyorum. Kola..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster