Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Nisan '07

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
577
 

Siz olmasaydınız

Uzun zamandan beri sınıf öğretmenliği açısından 8. sınıfları alırım. hem daha duyarlı hale gelmişlerdir. hem de daha yatkındırlar değişime. ergenlik dönemini yaşıyor olmaları sanırım önemli etken bu yatkınlıklarında....
onları sürekli gözlemlerim. kırğınlıklarını hayata bakışlarını, ani değişimlerini algılamaya çalışırım.

yine aynı dönemlerden birisiydi.. tüm öğrencilerin hayata karşı küskün, beklentisiz, yarınından umutsuz şekilde dolaştıklarını gözlemliyordum. direkt olarak soramıyordum. farklı yollar deniyordum. ama bir türlü ulaşamıyordum onlara. araştırırken aklıma bir fikir geldi. rehberlik saatinde bir kompozisyon yazmalarını istedim. sevdikleri etkinliklerden birisiydi. konu olarak da "hayatın neresindesiniz" sorusunun cevabını istedim. okuduğum yazılar beni epeyce şaşırtmıştı. hepsi büyüdüğünün farkındaydı. ama sadece büyüyen yaşları duyguları akılları düşünceleri idi. ama onların asıl büyümelerini istedikleri yer ailedeki yerleri, toplumdaki yerleri, ve kendilerinden büyüklerin gözlerindeki yerleriydi. kimsenin onlara değer vermediğinden, kendilerinin işe yaramadıklarından uzun uzun bahsediyorlardı. ne yapmam gerektiğini bilemiyordum. ailelerle konuşmayı denedim. ama bir kaç velinin dışında kimse katılmamıştı benimle görüşmelere....

çare olarak yeni bir kompozisyon yazdırmayı denedim... bu kez konu daha can alıcıydı.

top onlardaydı. ister taca atarlar isterlerse kaleye.....

"eğer siz olmasaydınız ailenizin ve toplumun hayatında neler eksik kalırdı." soru buydu.

önce uzun süre düşündüler... kimse kalem bile oynatmadı. önce anlamadılar diye düşündüm. ama birden herkes hızlı hızlı yazmaya başladı. gözlerindeki o donukluğun yerini parlak bir ışık almıştı sanki. yazmaları bittiği zaman yüksek sesle düşünerek bir çoğu " ya ben ne kadar önemliymişim aslında" demeye başlamışlardı. okuduklarım beni de çok şaşırtmıştı. öyle güzel saptamalar vardı ki bunlar onları mutlu etmeye hayata yeniden tutunmalarına yetmişti. biri ben olmasam siz işsiz kalırsınız. diyordu. bir başkası annem babam mutsuz olur benim gibi bir çocukları olmayacağı için demişti. diğeri yıllar sonra da olsa bir kız bekar yaşamak zorunda kalır diyordu. başka biri annem babam ve kardeşim hayatta olmazlardı diyordu. çünkü küçük kardeşi sobayla oynarken halıyı tutuşturmuş, annesi babası uyuyurlarmış, kendisi farketmiş, hemen söndürmüş... böyle hikayeler sürüp gidiyordu. derin bir nefes almıştım. rahatlamıştım. bir balon gibi sönen öğrencilerim yeniden yeşermeye başlamış bir bahçeye dönüşmüşlerdi.

sizler de birilerinin hayatlarında vazgeçilmezlerdensiniz. asla bu hayata boşuna gelmediniz. mutlaka bir yerlerde siz varsınız diye mutlu olan insanlar, siz varsınız diye tıkırında giden bişeyler vardır....

aslolan hayata nereden baktığımız değil nasıl baktığımızdır.......

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 9
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 305
Kayıt tarihi
: 03.04.07
 
 

15 yıldan beri güzel ülkemizin çeşitli yörelerinde öğretmenlik yapıyorum...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster