Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Ağustos '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
468
 

Sızı, boşluk ve zaman....

Sızı, boşluk ve zaman....
 

Başım bir sağa bir sola sallanıp duruyor. Karşımda duran duvardaki gülümseyen kadın yüzü bir o tarafta bir bu tarafta. "Canın yanıyor mu?" diyor. "ı ıh" diye tuhaf bir ses çıkıyor gırtlağımdan. Gülmemek için kendimi zor tutuyorum. "Yahu" diyor "Ne sağlam bir kökü varmış." Kafam bu sefer yukarı aşağı sallanmaya başlıyor. Karşıdaki kadın yüzü bu sefer de bir aşağıda bir yukarı gidip geliyor. "Tamam" diyor "Bitmek üzere." İçimden "Bitsin artık" diye geçiriyorum "Çünkü gerçekten çok sıkıldım." Bir dişçi bir de kuaför koltuklarında uzun süre oturamıyorum. Gerçi hiç bir yerde kıpırdamadan uzun süre oturamıyorum ya. Nihayet söküyor dişimi olduğu yerden. Ağzımın içine kocaman bir pamuk tıkıyor ve "Geçmiş olsun" diyor. Dişimi önümdeki tablaya koyuyor. İnsanın kendinden bir parçaya bakıyor olması çok tuhaf. Dişimi istediğimi söylüyorum. Yüzüme tuhaf tuhaf bakıyor ve "peki" diyor. Küçük bir poşetin içinde nasılda tuhaf gözüküyor dişim. Benden bir parça ama artık bana ait değil. Uzun uzun inceliyorum. Aklıma saçma sapan bir sürü şey geliyor. Mesela diyorum iç organlarımızı elimize alabilseydik. Yani ben kalbimi çıkarıp bakabilseydim de sonra yerine takabilseydim. Ya da ciğer. Akciğerlerim muhtemelen garip bir renktir. Eh sigara... Bu saçmalıklar aklımdan geçerken dişçime yaptığı iğnenin ne olduğunu soruyorum. "Lokal anestezi" diyor. O halde bu saçma sapan düşüncelerimin sebebi iğne olamaz. Kendi öz be öz saçmalamalarım. Bu sefer kendimi tutamayıp gülüyorum.

Dişimi alıp eve götürüyorum. Bir gece önce beni delirten ağrının sebebini bulacakmışım gibi onu uzun uzun inceliyorum. Şurada garip bir siyahlık var. Ama kök temiz. Kök de sorun yok. Tam aksine öyle iyi tutunmuş ki çeneme, sanki oradan kopması imkansızmış gibi. Şimdi yerinde kocaman bir boşluk var. Sanki asla kapanmayacakmış gibi duran. Ama zamanla kapanacak ve orada sanki o diş hiç varolmamış gibi bir şekil alacak. Hangi boşluk dolmaz ya da hangi çukur kapanmaz ki. Çenemde usul usul bir sızı ve yanında tuhaf bir rahatlık hissi. Ah zaman...

Dişim zamanın, açılan yaraların ve dolan boşlukların sembolü gibi. Kendinden kopan parçaların, yerine konanların, açılan boşlukların, o boşlukların zamanla iyileşmesinin sembolü bu küçük diş. Çok acı vermediği sürece koparıp atamadıklarımızın, acı vermesine rağmen kaybetmekten korktuklarımızın, sonunda dayanamayıp yerinden söküp kopardıklarımızın, zamanında gereken özeni göstermediğimiz için kaybettiklerimizin de öyle... O küçük diş yıllarca benimle olanın ama artık bana ait olmayanın sembolü en çok da. Kocaman bir boşluk var şimdi yerinde. Ve o boşluk içi ancak zamanla dolacak. Sanki hiç varolmamış gibi sadece geçmişte kalacak.

Çenemde huzurlu tuhaf bir sızı var. Ve bir de boşluk. Kaybettiğim ise avucumda. Sanki hiç bana ait olmamış gibi...

RESİM:Paul Jonkers

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili Fulya, bu yazınızdan da anlaşılıyor ki gerçekten güzel yazmalarınız yanında oldukça da ustasınız duygularınızı dile getirme konusunda. Kullandığınız imgeler, olayların birbirine olan bağlantısı ve okuyucuya bıraktığınız pay..Hepsi büyük bir ustalıkla adeta iğne ile birbirine iliştirilmiş gibi...Sonunda çıkarılan koca bir anlam..Sonradan değer verminin tuhaf pişmanlığı ve ızdırap çeke çeke yaşamımızda var ettiğimiz boşluklar,ardından koşup bir türlü yetişemediğimiz,ne yapsak geri çeviremediğimiz,hani yeniden varetmek için soluk soluğa hayatla yanyana olan koşuşturmalarımız...Tekrar tekrar okudum,zaten yazılarınızdan büyük keyif alıyorum gitgide edebi yanıyla da değerlendirmeye çalışıyorum..Kalitenizin farkında olanlara bu yazılarınızı bir kitapta toplamanız konusundaki firkrimi yenileyerek ve sigarayı da bir an nce bırakmanızı diliyerek...yazarak bizlere paylaşma fırsatı sunduğunuz için sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum..

İbrahim kaya 
 12.08.2007 1:14
Cevap :
Sevgili İbrahim, Çok ama çok teşekkür ederim. Bu güzel sözler karşısında inanın ne diyeceğimi bilemez bir haldeyim. Kayıplar ve sızıları belki de o dişten çok fazlasıyla acı çeke çeke duyduğum içindir tüm bunlar. Kelimeleri kağıda döken biz miyiz yoksa artık içimizde çok da fazla tutamadığımız acı mı? Aslına bakarsanız ben bundan çok emin değilim. Bilirsiniz insanoğlu acıyı bir şekilde atmak ister içinden. Bu hangi yolla olursa olsun. Çünkü kimse ama hiç kimse hayatı boyunca acı duyarak yaşamayı beceremez. O sözcükleri döken de budur belki. Kimbilir? Sigara konusunda çok haklısınız. Bırakmalı. En içten saygı ve sevgilerimle...  12.08.2007 9:59
 

''Kolye yapıp boynunuza takın'' diye dalga geçerlerdi büyüklerimiz çocukken. Kimbilir belki de o an yaşadığımız acıları unutmayalım diyedir..Tasadüfün böylesine ne denir bilmiyorum ama yazını okurken, iki dişim birden ağrımaya, sızlamaya başladı inceden inceye.. Geçmiş olsun dostum..

Tuğba 
 11.08.2007 15:53
Cevap :
Canım Tuğba'cığım, Dostum olduğun için acımı mı hissettin uzaktan uzağa canımmm... Geçecek.Aslında bu kolye yapıp boynuma takma fikri aklımdan geçmedi değil. Bir Kızılderili gibi diş kolye taksam dedim. Bana yaşadığımı unutturmasın diye ve düşündüklerimi... Sevgilerimle...  11.08.2007 19:11
 

Fulya'cığım, geçmiş olsun katlanılması zordur o ağrıya. Amaaaa, ben bu yazıya bayıldımmm. Diş ağrısı ve diş çekimini bile hayatla, yaşadıklarımızla ilişkilendirmişsin ya şahane bir şey çıkmış ortaya. Müthişsin Fulya'cım, müthiş. Kendine dikkat et bu arada, tekrar çok geçmiş olsun. Sevgiyle kal.

Özlem Akaydın 
 11.08.2007 9:29
Cevap :
Canım Özlem, Çok teşekkür ederim.Dilerim geçecek :) Çünkü hala sızlıyor. Kucak dolusu sevgilerimle...  11.08.2007 12:13
 

Kaybettiğin öylece duruyor avucunda... Bazen köklerini bırakıyor..İltihap yapıyor. Antibiyotik kullanmak gerek geçmesi için... Peki hayatta ki acıları geçirmek için etkin bir antibiyotik var mı? Ben en etkili antibiyotiğin zaman, güven ve sevgi karışımından oluştuğunu sanırdım önceleri..Şimdi ise insanın kendi içindeki yaşama sevinci ve umuttan ibaret olduğunu anladım... Hayat, bize acıları verirken antibiyotiğini de üretiyor mu? Sevgiyle öpüyorum kocaman hemde

Hoşsada 
 10.08.2007 11:22
Cevap :
Canım Seda'm, İnsanın acılarının antibiotiği yine ancak kendisidir. Ben buna inanıyorum. Acı varsa çekersin biter ve hayat devam eder. Budur işte antibiotik. Sevgimle kucaklıyorum....  10.08.2007 23:13
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 408
Toplam yorum
: 4068
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 1064
Kayıt tarihi
: 17.06.06
 
 

Gazetecilik okudum... Ama gazeteciliği sırf yazabilme serüvenine bir adım daha yaklaşabilmek için ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster