Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Aralık '09

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
230
 

Sizi kontrol eden zihniniz mi yoksa mideniz mi?

İlk çağlardan bu yana insanoğlunun; barınma, beslenme, korunma ve günlük ihtiyaçlarını giderme gibi işlerinden sonra kendini tanıma süreci daha önemli bir hale gelmiştir. Günümüze gelene kadar olan süreçte davranışlarımızın nedenlerini sorgulamak için çok sayıda metod uygulandı. Her yeni metod bir öncekinin tezini çürütür nitelikte, insanoğlunun dolambaçlı düşünce yapısını daha belirgin hale getirirken, kendimizi tanıma sürecimiz gelişen çağ kavramları ile daha karmaşık bir yapıya dönüştü.

Bir gün inanılmaz enerjiyle doluyken, ertesi gün bir o kadar karamsar olabiliyoruz. Neden karamsar olduğumuz hakkında fikrimiz dahi yokken, enerjik hale neden geçemediğimizi yada hangi nedenlerle o enerjiye sahip olabildiğimizi sorgulamayı unutuyoruz. Bilinen tüm gerçeklerin aksine acaba kendimizi iyi hissetmemizi sağlayan olumlu düşüncelerle motive olabilmek mi yoksa canımızın istediği birşey için gerekirse kilometrelerce yol giderek açlığımızı gidermek mi? Hiç düşündünüz mü?

Düşüncelerimizde vardığımız sonuçlar, konuşmalarımızı da etkillemekte ve böylece davranışlarımıza dönüşmektedir. Zihinsel işleyişimizi bu şekilde ifade edecek olursak, çevremizdeki istenmeyen durumlar için, kendi içimizde netleşmek ve bize yararı olanı seçerek hareket etmemiz gerekir. Nedense bu böyle olmuyor. Seçeneklerimiz arttıkça, kararsızlığımıza paralel olarak süremiz daralıyor ve çarçabuk aldığımız yanlış kararların bedelini ödemek yada birilerine ödetmek durumunda hissediyoruz kendimizi. Aldığı kararlarda her zaman emin adımlarla ilerleyen birisi olabilmek ve esnek bir düşünce yapısına sahip olarak hareket edebilmek için kendinize yapacağınız kişisel gelişim yatırımları kaçınılmaz bir gerçektir.

Biraz örneklemelerle konuya devam edelim dilerseniz. Örneğin; Yoğun iş günlerinizden fırsat buldukça kaçamak yapmayı düşünüyor olabilirsiniz. Ailenizle, arkadaşlarınızla yada sevgilinizle plan yaptınız. Yola çıkma esnasında, "gideceğimiz yerde kendimize uygun yiyecek bulur muyuz?" düşüncesi hemen insanın kafasını kurcalar yada "yolda acıkırsak ne yiyeceğiz?" gibisinden, yanımıza gerekli gereksiz bi ton yiyecek alırız ve büyük ihtimalle bunlar varılan yere kadar düzgün muhafaza edilemediği için çöpe atılır. Yolculuk esnasında yada gidilen yere varıldığında aç kalma korkusu hepimiz için kabus gibidir. İstediğimiz kadar kendimize hakim görünelim, mide kazıntıları başladığında en ılımlı insanın bile nevri dönebilir, Sigara yada kahve krizlerini söylemiyorum bile...

Her pazartesi gününün, başlanacak olan diyetin ilk günü olacağını, yüzlerce kez sigarayı bırakma kararınıza rağmen, sinirlerinizi alt üst eden bir durum karşısında hemen sigarada çare aradığınızı yada işten eve döndüğünüzde geç vakit olmasına aldırmayarak midenizi tıka basa doldurmanız, bunlar hiçbirimize yabancı olmayan sahneler. Kendimize güvenerek diyetimizi gerçekten sürdürebilir, sigarayı içmemek için daha fazla çaba verebilir ve geç vakite kadar aç kalmak yerine ara öğünlerle açlığımızı bastırabiliriz. Bunları yapabilmeyi düşünmek çok kolay olsa da, anlık isteklerle bizi yöneten bedenimize karşı koymak büyük bir irade gerektirir. Kendinizi tanımanın burada önemi çok büyük. Acıkmak, Susamak, Uyumak, Dinlenmek gibi bir çok bedensel ihtiyacımızı günlük yaşantımızda gideriyoruz. Bu sistem tüm doğallığı ile işliyor. Ayakta kalabilmemizi de sağlayan bu dengenin her unsuruna yeterince önem vermemizden kaynaklanıyor.

Müşterilerimizle iletişim şeklimiz sadece telefonla oluyorsa yada sesimizi kulllanarak bir ürün yada hizmet pazarlıyorsak bu anlamda sesimiz en değerli hazinemizdir. Ama o isteyipte bırakamadığınız sigara yüzünden, sabahları ne berbat bir ses tonu ve boğaz hırıltılarıyla uyanıyorsunuz değil mi? Her bırakmaya karar verdiğinizde bir iki günlük ara vermeyi harika bir durum olarak algılamanıza rağmen, elinizin uzanabileceği kadar yakınlıkta olması ve canınızın isteyip de karşı koyamadığınız sigara illeti. Verdiği sayısız zararın yanı sıra gırtlak kanserine kadar sebep olan yani sesinzi dolayısıyla da işinizi kaybetmenize neden olan sigara illetini sadece bedeninizin isteklerine karşı koyamadığınız için içmeye devam ediyorsunuz.

Kendimize hakim olamadığımız durumlar için genellikle o an pişman olmayız çünkü isteyerek yaptığımızı düşünürüz. Daha sonradan yapamadığımız birçok şeyin aslında kendimize hakim olamamaktan kaynaklandığını ister istemez kabulleniriz. Her fırsatta spora başlayacağımızı dile getirip, bunun yerine yağlı ve kalorili yemeklere acımasızca saldırırız, çünkü o güzelim yemeklerin tadına bakmak varken, saatlerce spor yapıp 50 gr dahi verebilmek bize daha büyük eziyet gibi gelir. Yapacak birçok işimiz olmasına rağmen, sabahlara kadar film izleyerek yada bilgisayarda oyun oynayarak ertesi güne daha bitkin başlamayı gene biz seçeriz. Toplantımıza yada randevumuza sayılı dakikalar kalmasına rağmen çayımızı yada kahvemizi yudumlayıp sanal yada gerçek sohbetlerimize devam ederiz. Bedenimize mutluluk veren ne ise ona devam ederiz.

Gerçekten de garip bir ikilem değil mi? Kültürlü olabilmek ve medeni bir seviyede hayat sürebilmek için kendimize sürekli yatırımlar yaptık. Tahsil hayatımız sırasında ve sonrasında çeşitli eğitimlerle kendimizi farklı kıldık. Herşey isteklerimize kavuşabilmek hedeflerimize varabilmek içindi. Ama bizi temsil eden bedenimizin aslında bir anlamda yolumuza taş koyan bir etken haline geldiğini farkediyoruz. Kilo almaya devam ediyor, sigara içmekten sabahları o berbat öksürüklerle uyanmaktan usanmıyor, canımız istemiyor diyerek yataktan çıkmıyor ve bedenimizin istediği herşeyi yapmaya devam ediyoruz.

Şimdi diyeceksiniz ki ; bedenimizin aldığı hazları zaten biz hissediyoruz, kendi istediğimiz için yaptığımız şeyler bunlar. Ama kendinize hakim olabilmek diye bir durumda var. Zaten yaşamsal foknsiyonlarınız içinde yemek yemek, uyumak, dinlenmek ve spor yapmak var. Bunların kontrolünü elimizden kaçırarak neden kendi kendimize yavaş yavaş da olsa zarar verelim? Kendimize hakim olabilmenin önemini bir kez daha vurgulamak istiyorum. Kontrol bedenimizde ama onu frenleyecek olan gene zihnimiz. Bugün sağlığınızla ilgili atacağınız küçük bir adım, yarın kimseye muhtaç olmadan yolunuza devam etmenizi sağlayan bir rehber gibi olacaktır. Bedeniniz istese dahi herşeryin azına kanaat getirebilmeniz dileklerimle...

Yazan : Turgay GEZİCİ

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 98
Toplam yorum
: 22
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 389
Kayıt tarihi
: 11.12.09
 
 

1977 İstanbul doğumluyum. Web Tasarım ve Bilişim Danışmanlığı yapmaktayım. Uzun yıllardır ilgi du..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster