Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Kasım '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
874
 

Sizin de sakarlık gününüz var mı?

Sizin de sakarlık gününüz var mı?
 

-''Sen iyi misin?''
Evet, iyiyim.
-Gerçekten iyi misin, aklımdan geçtin de sormak istedim'' derken bir iki saat sonra olacakları görmüştü ısrarla nasıl olduğumu soran arkadaşım.

Gelelim iyi ruh halinden sakarlığa geçişe...Evet evet yanlış yazmıyorum sakarlık hali...Nasıl dilbilgisinde ismin ''i'', ''e'', ''de'', ''den'' ''yalın'' halleri varsa, hayatımızın da sakarlık hali var süreklilik ya da ara sıra varlığını gösteren, etkisini sürdüren.

İki yaşındaki yiğenimine her türlü oyunu oynayıp, kanal kanal reklamları arayarak yedirmeye çalıştığım bir kase çorbanın yarısını geçmişken saniyelik hata ile önce üzerime, ardından oturduğum kanepe ve halıya dökülmesiyle başlangıcı yaptığım sakarlık günümün faturası şimdiden kabarık. Kendime kızıp söylendiğim için dışardan gelecek olumsuzlukları bir ölçüde engellemiş olmak anı kurtaracak rahatlık olsa da ardından yenilenen durumlarda hiçbir katkısı olmuyor bunu da özellikle belirtmek isterim.

Bu çocuğa yemek yedirmek kolay değil elbet, halimi görmüyor musun? Annesinden daha sabırlıyım. Üstelik, reklamlar olmazsa kaşığı görür görmez başını çevirmeye başlıyor...Gerçi, onun için de iyi bir bahane oldu bu durum..Sandalyeden kurtulmak için kıpırdanıp duruyordu beş dakikadır. Neyse, fazla değil, iki kaşık dökülmüş...Silerim hemen, leke olmaz.

Havanın kapalı olması da ister istemez karamsar bir ruh hali yaratıyor. Herşeyin nedeni bu sanki ?
-Hadi hadi bahaneyi havada arama. Sen değil miydin, yağmur yağsın. Yazın yaşadığımız kuraklıktan sonra bu kış daha çok yağmur görmek istiyorum, işlerimi yapmak için dışarı çıkamasam bile şikayetçi olmayacağım, yeter ki yağsın ''diyen?
Evet, bendim. Yağmur yağmasını hala çok istiyorum ama bu kapalı havanın ruhuma yansımasının olumsuzluğundan şikayetçiyim. Yoksa yağmuru istemez miyim ? Neyse, ben biraz atıştırayım mutfağa gidip.
Pilav ısındı....Sebze yemeği de tamam....Bir şey eksik ama ne? Aaaaa yoğurt alacaktım dolaptan....Tamam işte burada...Üç kaşık yeter gündüz vakti uykumu getirir yoksa fazlası...

Şu yoğurdu dolaba tekrar koyunca herşey tamam.....

Olamazzz... Nasıl düştü bu böyle....Nasıl da kayıverdi elimden ? Tüh her taraf kirlendi....Bugün bir şeyler var bende ama çözemiyorum kaynağını? Gitti güzelim yoğurdun tamamı. Üst üste de bu kadar olmaz ki.? Sakarlık günü var mı kutlaması yapılan ya da sakarlığın nedenlerinin tartışıldığı konferanslar düzenlenen ?Yoksa bugün benim sakar günüm mü ?
Gitti güzelim yoğurt....
Arkadan annemin geldiğini görünce ona fırsat vermeden söylenmeye başlamak iyi bir taktik gibi görünüyor o an için.
Bu kadar da olmaz ki canım..Bugün bende ne var böyle..Tuttuğum herşey dökülüyor..Anlamadım gitti. Tam da yeni temizlik yapılmışken. Ahhh ah gitti güzelim yoğurt.

''Yoğurdun hepsi mi döküldü. E aşkolsun be kızım nasıl becerdin bu kadarını, aşık mısın nesin ?''

Aslında zor olmadı ama....Senininki de laf mı şimdi? Bir anda oldu işte anne...Sanki kasten yapmış gibi. Ayrıca, kasıt olsa bile yoğurdu harcar mıydım hiç ?
Siz buraya gelmeyin lütfen. Ben temizleyeceğim etrafı.
''Silmekle geçmez o lekeler..Yıkanması gerek halının. Bırak da çık dışarı''.
Yok yok...Ben yine de denemeden bırakmam.. Hata benim, temizlemek te bana düşer. Olmazsa yıkanır.. Bak sen ufaklığa....Emre sende mi gülüyorsun teyzene ?. Demek çok hoşuna gitti. Hadi durma burada üzerin kirlenecek doğru salona...Marş marş...
Hadi dedim ama....
Yoğurt koydum dolaba ellere vay.
''Ohhh keyfe bak...türküyü de bulmuş...''
Ne yapayım ağlamakla düzelmiyor ki durumlar....Zaten gitti güzelim yoğurt.
''Hala gitti güzelim yoğurt diyorsun..Biraz dikkat etseydin olmazdı bunlar...''
Tamam kabul ediyorum hatamı....Beceriksizliğimi.....Başka ne kaldı.....
''Başka ne olsun bu kadar işten sonra be kızım. Bu kadarı yeter fazlasıyla.''

Hep bu kapalı hava yüzünden...Sakar değilim yoksa ben. Dikkatliyimdir de genellikle ama....Bugün ne olduysa...
Bütün bunlar olmasa ne güzel yazı yazacaktım uzun zamandır aklımda olan konuları tek tek ele alaraktan.
Sürpriz sakarlık ne moral bıraktı ne de şevk....Gitti işte yarım günüm. Neyse ki daha büyük olumsuzluklara, moral bozukluğuna neden olacak durumlar yok...

O saatten itibaren mutfağa girmemeye özen gösterdim. Akşam olduğunda ne salata yapmak, ne de masa hazırlamaya girişimim oldu.. Neme lazım bir aksilikle daha karşılaşmaktansa uzak durmak iyidir.

Ve tarih 20 Kasım Salı...sabah saat 09:00 civarı....Kahvaltı yapmak üzere mutfağa girerken annem;
''Biraz bekler misin? Şu halıyı yerleştireyim de rahatlıkla dök dökeceklerini.. Bu arada dolapta 2 kilo süt ve taze yapılmış yoğurt var...Hangisinden başlamak istersin? '' diyor gülümseyerek....

Bimem ki...Yoğurt hakkımı dün kullandığıma göre sütten başlayayım bugün de...
''Geveze sende.''

Karşılıklı gülüşmelerle geçen günaydın faslı... Artık bir süre dalga geçip dururlar eminim...

Düşünüyorum da hakikaten, sakarlar günü var mı, varsa ne zaman kutlanıyor? Yoksa kapalı havalar mı neden oluyor bu aksiliklere ? Peki sizin sakarlığınızın yoğun olduğu günler var mı ?

Yine kapalı ama yağmurlu bir gün...Öyle güzel yağıyor ki dışarı çıkıp yürümek istiyorum saatlerce...Kimbilir bu sayede Fulya'ya uğrar kahve molası veririm. Ohhh mis gibi kokusunu hissettim şimdiden. Az şekerli Türk kahvesinin.......
Yağmur yağıyor ağır ağır çalan bir melodi ritminde..Bu saate kadar herhangi bir sakarlık olmadığına göre geçmiş olsun diyebilirim dünde kalan sakarlık günüme.....



resim kaynağı:http://files.myopera.com/cornebarrieu/blog/deviantARTists.jpg

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

hem sakarım, hem unutkanım...nolacak benim halim bilmiyommm. Sevgilerimle.

Nezahat 
 23.11.2007 12:53
Cevap :
Vardır bir çözümü mutlaka sevgili Nezom..Belki espiri belki sorun olarak dile getiriryoruz unutkanlığı ama son zamanlarda herkeste duyar olduğum bir şikayet olmaya başladı. Konunun uzmanı doktor unutkanlıklarla ilgili, ''boyunda düzleşme olabilir'' uyarısı yaptı..Artık gerisini bilemem...Paylaşımın için teşekkürler...Sevgiyle.  23.11.2007 13:54
 

Kendine zarar vermediğine şükret bence.Sana sataşırlar,dalga geçerler, o Allah'ın emri. Leyla mısın derler,normal, ellerine fırsatı vermişsin bir kere. Ama yine de ben bu blogu sakarlık blogu olarak değil de keyifli bir ruh halinden çıkma bir blog gibi hatırlayacağım.Sevgiyle,

ni 
 23.11.2007 10:14
Cevap :
Vefalı arkadaşım benim sağol...Fırsat ellerine geçti ama benim de kazançlı olduğum durumlar yok değil. :-)) ''Keyifli ruh hali''benzetmesi ile doğru tespit yapmışsın hakikaten öyleydi. Sevgiyle.  23.11.2007 13:50
 

baba evine gittiğimde bana bulaşık yıkatmazlar.. çünkü bilirler ki sema tabak bardak kıracak:))) ehh benim de işimne gelmiyoo değil hani... sevgiler canım ellerine sağlıkk.

sema öztürk 
 22.11.2007 13:15
Cevap :
Oh ne güzel çözüm..Senin daha çok işine geliyor tabii. Bu sakarlıkları yaşadığım günden bu yana bende sadece salata yapıyorum mutfakta..Dur sen biz yaparız, sen başka birşey yap gibisinden kırmayacak sözler söylüyorlar tekrar ettirmeden atlıyorum..İyi mi oldu acaba sakarlık. Tebessüm yaratan paylaşımın için teşekkür ederim. Bu arada geç oldu ama büyük geçmiş olsun ...Sevgilerimle..  22.11.2007 16:17
 

Bizim meslekte sakarlık çok pahalıya gelir. Meissen damgalı bir porselen vazoyu kırıp, parçalarını elime alıp alıp çaresizce düşündüğüm geldi gözümün önüne. Hiç unutamadığım bir başka olayda Sn. Erdoğan Demirören'in yalısında, antika bacara bir avize asıyorduk. 18 kollu muhteşem bir avizeydi. Değeri 10.000 dolar civarındaydı. Avize ustası yangın geçiren yalıdaki avizenin takılacağı demirin çürük olabileceğini hesaplamayınca dev avize aşağıya düşmüştü. Kristal avize su sesi gibi bir ıslık çıkardıktan sonra büyük bir cam kırılması sesiyle yerde patlamıştı. Sadece ortasındaki demiri kalan avizenin kırıldığını duyan Sn. Demirören koşarak gelmişti. Hiç sesini çıkarmadı ve sadece ıslık çalmaya başlamıştı. Evet Tuğba Hanım, bizim sakarlığımızda da başımıza bunlar gelebiliyor. Hoş bir anlatımla güzel bir yazı ortaya çıkarmışsınız. Sevgilerimle

Metin Özkaya 
 22.11.2007 1:25
Cevap :
Bu denli büyük kayıp olunca etkisi de büyük olur doğal olarak. Gerek Erdoğan Bey gerekse sizin o anki ruh hallerinizi düşündüğümde söyleyecek kelime bulamıyorum doğrusu...Porselen vazo sözünüz de aklıma geçen yıl büyük emek vererek yaptığım çini tabağın kırılış anını getirdi gözümün önüne. Sergi açılışında bir öğretmen hanım kkasıtlı yaparcasına masaya sürtünüp kırmıştı da parçalarını toplarken yüreğim sızlamıştı..Hala durur o kırıklar, aynısını yapmak için. Hayatın parçası sakarlıklar da ne yapalım..Önemli olan cana zarar verecek durumlar olmaması. Paylaşım ve katkınız için teşekkür ederim. Sevgi ve saygılar.  22.11.2007 16:14
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 126
Toplam yorum
: 909
Toplam mesaj
: 267
Ort. okunma sayısı
: 2313
Kayıt tarihi
: 01.08.06
 
 

Kompozisyon derslerini biraz daha fazla önemsediğim, uzun cümleler kurmaya başladığımdan bu yana sev..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster