Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Nisan '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
2893
 

Sizin için kendimi feda ettim

Sizin için kendimi feda ettim
 

Evet, günce yazan arkadaşlarım için kendimi feda(!) ettim ve geçtiğimiz günlerde Ölüdeniz’e gittim. Coşkun (Karabulut) Bey, 19-Mayıs buluşması için davet yazısı yazdığından beri aklımdaydı; “Acaba Ölüdeniz nasıl bir yerdi, arkadaşlarım nasıl bir yerde ağırlanacaktı ve denizi nasıldı? Bu yüzden büyük zorluklarla(!) otobüs biletimi aldım ve 23-Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımızın sabahı en öne; dört numaralı koltuğa kurularak, üç yüz elli kilometre yol gittim. Rakam sizi yanıltmasın, otobüsle altı saat sürdü ama değdi. Evet, fena değil; kilometreler bitip de, Fethiye yolun sağ tarafında belirmeden önce, yeşilin arasından denizle buluşuyorsunuz. Adaları takip ederek Fethiye karşınızda belirdiğinde ise uzaktan da olsa, ilçenin sırtını verdiği dağda Amintas; Kral Mezarları’nı seçebiliyorsunuz. İlçeyi geçip Ölüdeniz’e çıkan yolda yeşil sizi yine yalnız bırakmıyor ve biraz yükseğe çıktığınızı sadece yolun yokuşundan değil, serinlikten de anlıyorsunuz. Ovacık ve Hisarönünü geride bırakıp bu sefer aşağıya inmeye başladığınızda, az sonra karşınızda geniş bir sahil uzanıyor; kız kardeşimin ısrarla Belceğiz dediği, Belcekız Sahili. Sol yanda yüksek bir dağ; yamaçlarından paraşütle atlanacak kadar yüksek ve aşağıya inip sağa döndüğünüzde, PTT’yi geçer geçmez, bütün ilçeye adını veren Ölüdeniz’e giden yol ikiye ayrılıyor; sağ tarafı takip ederek kalacağınız otelin sahilinin olduğu yere ulaşıyorsunuz. Sola saparsanız ki hemen öyle alıvermiyorlar; gişe kurmuşlar; Kumburnu’na ulaşıyorsunuz; hani tüm Ölüdeniz resimlerindeki o muhteşem yere. Ben sağ tarafa gittim ve sizin için kendimi feda ederek, cumartesi günü denize girdim;“Denizi nasıldı acaba?” Hiç bilmiyormuşum gibi attım kendimi serin sulara; öyle yumuşak, öyle maviydi ki!.. Üşümedim. Mavi’nin derdine düşünce oteli geçip gittim değil mi? Otel geride; Hisarönü’nde kaldı; denize ulaşım için servisi var.

Tamam tamam itiraf ediyorum; ben Fethiyeliyim ve asıl gitme nedenim; bana geçen yıl “23-Nisan’dan bir gün sonra” adlı güncemi yazdıran nedenle aynı; 24-Nisan’ın kız kardeşimin doğum günü olması. Her yıl “ne hediye alsam kız kardeşime” diye derdine düşerim; özel bir şey olması gerekir; ederinden çok anlamı önemlidir. Ama bu yıl canım hiçbir şey almak istemedi ve hediye olarak yanına gitmeye karar verdim. İlk kez hiç acele etmedim. Çarşamba sabahı çıktım yola, Muğla’ya vardığımda erkek kardeşimi aradım; “Ümit’in doğum günü için bir süprizim var ama senin garaja gidip alman gerekiyor.” dedim ve itiraf ettim alması gereken “Ben”dim. Kardeş başka bir şey, hemen “Tamam abla.” dedi. Ve garaja ulaştığımızda oradaydı. Yolda Ümit’i aradı; “Abla sana doğum günün için hediye aldım, bak da beğenmezsen değiştireyim.” diyerek. Ümit’in keyifle; “Ben bu sene hediye istemiyorum demiştim yaa.” deyişini ben de duydum.

Yıllarca paylaştıklarımız mı aynı şeyi hissettirmişti yoksa bana malum mu olmuştu bilmiyorum; bu yıl herkese; “Bana hediye almayın.” demiş kız kardeşim. Yine de Tayfun odasına girip, benim küçük seyahat çantamı “hediye içinde” diyerek uzattığında merakla ve şaşkınlıkla eline aldı ve açmasına fırsat vermeden ben girdim içeri. Şaşkınlığını tahmin edemezsiniz!.. Büyük bir heyecanla; “Asla hediyemi değiştirmek(!) istemem.” dedi. Ben de emindim bundan.

Biraz büyüdük mü ne, artık “birlikte olmanın” en güzel hediye olduğunu düşündüğümüz noktaya geldiğimize göre. Ve “24-Nisan; Perşembe gününün gecesinde son derece doğal, sıradan ama her sıradan şey gibi olağanüstü güzel bir doğum günü kutladık. Daha nice yıllara olsun “kızkardeşçeğizim”, daha nice yıllara!.. Gönlünün renklerini yaşarken, çevrene bulaştırırken, en canlı renkler her daim sende kalsın; sevgiyle ama ille de maviyle.

“oysa benim için sıradan bir gündü/ bin yılda bir gelse de böylesi/ biliyordum ki zor gelirdi/ bir daha senin gibisi” C. Karabulut

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Blog yazarlarıyla yeniden oluşturduğumuz Orkestramızda bulunmanız bize mutluluk verir... Bu vesile ile sayfamdaki "Orkestra 2" bloğuna, enstrüman icracısı veya solist olarak müracaatınız yeterli olacaktır :-)) Saygılarımla...

Efsane FB 1907 Baterist Metin 
 01.07.2008 19:26
Cevap :
:) Çok teşekkürler güzel davetiniz için. sevgi ve saygılarımla, maviyle.  01.07.2008 19:38
 

söz konusu olduğunda ölüveriyorum... benim içim kızımın kolu sızlıyor.. ama kıskanan ben oluyorum... maviyle...

Mustafa Tayfun 
 04.06.2008 12:52
Cevap :
Ölüdeniz orada; yine buluşuruz belki.:) Ama istersen "Pilav Günü"ne hep birlikte; ailecek gelin, duyduğuma göre Talip Abi'nin yaptığı pilav, özellikle kol kırıklarına iyi geliyormuş.:)) Sevgiler, maviyle.  04.06.2008 19:09
 

Yine süper bir anlatım tarzı... Elinize sağlık. İnsanı hem gülümseten, hem duygulandıran, hem heveslendiren nefis bir yazı olmuş. Size ve kardeşlerinize birlikte geçireceğiniz sağlık dolu bir ömür diliyorum......

Niliş 
 15.05.2008 7:26
Cevap :
:) Çok teşekkürler güzel yorumunuz ve güzel dilekleriniz için. Sizden böyle yansımak nasıl da iyi geliyor insana. Gününüz aydın olsun. Sevgiler, maviyle.  15.05.2008 7:44
 

Mavilim... Kardeşine hediyelerin en güzelini vermişsin. İnan imrendim. Keşke ablalarım da bana böyle bir hediye verseler diye iç geçirdim. Benimkiler sadece telefonla arayabiliyorlar Almanya'dan...Oraları öyle güzel anlatmışsın ki insanın gidesi geliyor.Gören gözüne, hisseden yüreğine, kalemine pardon klavyene sağlık... Kardeşini de, seni de yüreklerinizden öpüyorum. Sevgiler

Çiğdem ALTINÖZ 
 09.05.2008 23:23
Cevap :
Umarım bugün anneler günü hediyesi almamıştır sizinkiler; niye mi; hediye olarak haftaya Ölüdeniz'e yollasınlar:) Onlar da gelebilir sorun değil; anne olmayanları da kabul ediyoruz.:)))) Anneler günün, günümüz kutlu olsun sevgili Çiğdem; kocaman sevgiler yolluyorum sana; masmavilerle.  11.05.2008 16:58
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 209
Toplam yorum
: 2556
Toplam mesaj
: 478
Ort. okunma sayısı
: 3233
Kayıt tarihi
: 29.03.07
 
 

Yazmak... Öyle güzel, öyle hoş ve öyle derin bir eylem ki!.. Olmazları bile oldurabiliyorsun. "Ke..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster