Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Nisan '11

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
2042
 

Sizinle yatmış mıydık?

Sizinle yatmış mıydık?
 

"Sizinle yatmış mıydık sayın dinleyen" diye başlıyor konuşmaya. Kim mi? Kaan Çaydamlı "Şimdi eski bir kızılderiliden başka kime anlatabilirsin suyun suyun içinde olduğunu" diyen adam. Kaybedenler Kulübü programını yapan efsane radyocu. Üşenmedim bizzat dinledim filme konu olan Kent fmin Kaybedenler Kulübü ses kayıtlarını. Şimdi benim diyen radyo programcısının konuşmaya asla cesaret edemeyeceği konulardan bahsediyorlar. Yuh diyorum hem keyifle hem şaşkınlıkla dinliyorum. Merakım daha da artıyor Kaan Çaydamlı Mete Avunduk ikilisine dair. Hemen ekşi sözlük marifetiyle öğreniyorum kimler olduğunu. Onlar hepimizin özendiği hayatı yaşayanlar. Kaan Çaydamlı'nın gerçekten 645 adında bir kitapevi var canı sıkılınca radyo programı yapıyor canı sıkılınca fotoğraf çekiyor Haa bir de motor kadın ve içki tutkunu. Mete Avunduk Kadıköyde bir bar işletiyor Kaybedenler Kulübü'nü sunmak dışında. Radyodan para almıyorlar, kimseye yalakalık yapmıyorlar, 9-5 mesai saatlerine sıkışıp patron ya da müdürlerle sırıta sırıta konuşmak zorunda değiller. Onlar bizim ulan adamlara bak be serzenişiyle içten içe deli gibi kıskandığımız tipler çünkü gerçekten özgürler. Hangimiz becerebiliriz nefret ettiğimiz iş arkadaşımızın yüzüne gülmemeyi, hangimiz deneriz makyajsız bir halde diz yapmış bir eşofmanla Cadde Bostanda gezmeyi. 

Neyse gelelim filme seyredilirken sevilsin ve ardından hemen unutulsun diye yapılmış bir film bence Kaybedenler Kulübü. İnsanı etkilemiyor şaşırtmıyor, afallatmıyor, sorgulatmıyor; tatlı uçarı hafif bir şey yemiş hissi veriyor insana. Geriye sadece dilinde hoş bir tat bırakıyor. Sanırım geriye kalan o tat da filmin o nefis şarkıları sayesinde oluyor. Güzel bir film Kaybedenler Kulübü, oyunculuklara gelince Nejat İşler zaten çok fazla Nejat İşler gibi Rıza Kocaoğlu mükemmel ve ben seviyorum bu filmi çünkü bana kafaya taktığım tüm saçma sapan şeyleri unutturuyor, hayatı aslında ne kadar çok abarttığımızı anımsatıyor ve bunu yaparken de hiç uğraşmıyor. Olduğu gibi bir film Kaybedenler Kulübü kasıntısız, zorlamasız en çok hoşuma giden yanı da bu oluyor. Özgür ol diyor film iliklerine kemiklerine kadar özgür yaşa, iç seviş hayatta keyif aldığın ne varsa onu yap ve tüm bunları yaptıktan sonra asla arkana dönüp bakma. İstediğin gibi ol, nasıl yaşamak istiyorsan öyle yaşa diyor ve bu bazılarını çok rahatsız ediyor. Seks, içki, duyarsız bir yaşam, hayat bu kadar basit mi diyorlar. Hayat bu kadar karmaşık mı peki. Hayat sadece seçimdir o kadar. Evli olmayı seçersin ya da yalnız kalmayı, kariyer yapmayı para kazanmayı seçersin ya da resim yapmayı, bazen de seçim şansın olmaz başkalarının seçtiği hayatı yaşarsın ne fark eder hiçççççç. Eninde sonunda biter, eninde sonunda biter. 

İşte Kaybedenler Kulübünün bana hissettirdikleri böyle bir de filmle ilgili diğer detaylardan bahsedeyim, filmden çıktığımızda izleyenlerin yorumlarına kulak misafiri oldum. Bazıları filmde çok içki küfür seks var diye şikayet ediyorlardı sanki az içki, küfür seks olsa daha mutlu olacaklardı. Ve sanırım herkes Kaybedenler Kulübü'nde asıl kaybedenin biz olduğunu anladı. 

Newyork'ta iftar vakti sayın dinleyen 

İYİ SEYİRLER 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Popüler kültürün dışında, farklı bir duruş olmasına rağmen bir süre sonra onun bir parçası haline gelmesi çok hüzünlü. Herkesin onları dinlemesine rağmen kitap satışlarının artmaması da hazırcılığın bir göstergesi. Toplum işine geleni sahipleniyor. ''Şey, biz kaybedenler kulübüne üye olacaktık?'' ''Has...sirele! ''

kuzukulaa 
 26.04.2011 13:49
Cevap :
sanırım biraz öyle neticede herkes durduğu yerden bakar hayata mesele bu.:)  26.04.2011 21:38
 

Filmin anlatım dili, reji, oyuncu kalitesi, senaryonun tutarlılığı, sahnelerin çekim özelliği, seyirciyi cezbetme, cesurane anlatım, doğallık ve bir çok bakımdan orijinal bir felsefe ve yaşam tarzı betimlemeleri bakımından, bence, birinci sınıf bir film.Bir filmde aranan tüm özellikler mevcut.Hatta hem eğlendirici hem de eğitici yönleri var. Düşündürüyor. Siz bunlara katılmıyorsanız doğal olarak söyleyeceğim bir şey kalmıyor. Vizyondaki filmlere bir bakın. Eyvah Eyvah 2, Kolpaçino, 72. Koğuş her bakımdan zayıf filimler.Saygılarımla.

yılmaz çetingöz 
 03.04.2011 14:37
Cevap :
filmi beğendim gerçekten güzel ama yüzlerce film izlemiş biri olarak şahane diyemem o kadar. Aslında yazdığım yazı bir beğeni yazısıydı yine de nedense sanki beğenmemişim gibi bir izlenim yaratmışım sanırım :)  03.04.2011 17:12
 

Hoşuma giden bir film oldu 'Kaybedenler'. Batıda yarım asırdır egemen olan 'looser' kavramı artık hızlı, yarışmacı, kent-soylu tüketim kültürüne ayak uyduramayanlar, özgür ve farklı seçeneklere yönelenler özelinde bizim de megapollerimizin gündemine düştü! 'Kaybedenler' de işte bunlar! Sistemin bize 'mutlaka yapılmalı, öyle olunmalı' diye dayattıklarını 'kaybedenler' (aslında ellerinin tersi ile itenler!). Film bu anlamda da önemli! Yine Nejat İşler'in oyuncu olarak yer aldığı başkentte geçen 'Siyah-Beyaz' filminden aldığım tadın benzerini bu filmden de aldım. İki film arasında tema akrabalığı olmasına karşın mekan ve yaş kuşağı farkı var! Yorumunuza bu nedenlerle katılamıyorum. Selamlarımla...

Ersin Kabaoglu 
 02.04.2011 15:29
Cevap :
Aslında aynı şeyi düşünüyoruz aslında bizim kazanç olarak nitelediklerimiz gerçekten kazançmı aslında bir şey kaybetmemişler:))  03.04.2011 14:00
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 61
Toplam yorum
: 341
Toplam mesaj
: 34
Ort. okunma sayısı
: 1405
Kayıt tarihi
: 30.03.11
 
 

Buraya  cancanlı şeyler yazmayı çok isterdim ama ortalama bir memur maaşıyla geçinen evli ve çocu..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster