Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Ocak '10

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
358
 

Slogan tuzakları ve TEKEL!

Resmen teğet gerçekte delip geçen ekonomik krizin etkileri giderek artarken "seçilmiş" politikacılarımızın başta görevde olanları olmak üzere halkımıza anlattıkları "seçilmiş" ve kulağa hoş gelen "doğruları" dinledikçe gidip IQ testi yaptırasım geliyor doğrusu...

Böyyük Türk Büyükleri tarafından sürekli tekrarlanan ve bilinen beylik lafların büyük kalabalıklar önünde söylenmesi ve üstüne alkış alınıp, medyada sayfaların süslenmesiyle hem vatan kurtulmakta hem de ekonomi düzelip tavan yapmaktadır. Akşam yatağa girdiğinizde içiniz rahatlamıştır da sabah kalkıp gözünüzü açtığınızda aynı tas aynı hamamın aslında devam ettiğini görürsünüz...

Yalana başvurmadan gerçeklerin gizlenmesi için en kolayı "zaten bilinen doğruları" farklı bir şekilde söylemektir. Böylelikle eleştirel sorgulamanın önü kapatılır, merak ölür, gönüller ferahlar, hayırlara vesile olunur!

Gelin hep birlikte bir kaçını inceleyelim;

Bizim liboşlar tarafından sürekli söylenen "Komünizm artık bitmiştir, kökü kazınmıştır" söylemi bir slogandır... Bugün dünya ekonomisine hükmeden Çin'nin siyasal sistemi komünizm değil midir?

2 yıl önce içerideki 5000'i bitirdik de dışarıda ki 500'ü mü düşünüyoruz sloganı atıp daha sonra açılıma dışarıdakilerden başlamak biraz garip değil midir?

1980'lerde Özal aracılığıyla ülkemizde uygulanan Dünya Bankası ve IMF ekonomik programının temeli "ekonomik büyüme için yabancı sermaye girişi gereklidir; mali küreselleşme mali istikrar, ekonomik büyüme ve refah getirir" söyleminin de artık bir slogan olduğu ortaya çıkmıştır... Hem de bizzat IMF tarafından yapılan bir araştırmayla... Araştırmanın adı "Paradox of Capital"...

Şimdi bir viraj alıp gelelim "özelleştirme ve dış kaynak sayesinde ülke kurtulacak, ekonomi büyüyecek" masalsı sloganına...

Yıllardır yapılan "özelleştirmelerin" hemen hiçbirinin ülkeye tek bir katkısı olmadığı gibi Cumhuriyetin tüm kazanımları ve can damarları önce halkın tepkisini azaltmak amaçlı "böyyüklerimize" aktarılmış onlarda yabancılara katlayarak satmışlardır. Yabancılar da getirdiklerinden daha fazlasını "götürmek" üzere geldiklerinden bu işe balıklama atlamışlardır. İşleri bitince de geçenlerde Lafarge'ın yaptığı gibi "gidivermişlerdir" hem de arkalarına bakmadan!

Gündemde olduğundan TEKEL'in nasıl parçalandığına bakarsak bu ülkenin nasıl soyup soğana çevrildiği de açıkça görülür;

Özetle önce içki bölümü 204 yılında kasasında 350 trilyon ile birlikte 292 milyon dolara yerli bir konsorsiyuma devredilir. Konsorsiyum 2 yılı önödemesiz kredi ve 10 milyon dolar masrafla ki o da kredidir, 2006 yılında aldığı içki bölümünün %92 hissesini American Teksas Pasifik gruba 810 milyon dolara satıverir, özel sektörün maharetli elleridir tabi bunu gerçekleştiren, hem de elini cebine bile atmadan!

Verimlilik ve fizibilite adı altında 19 fabrikanın 9'u kapatılır daha sonra!

Sıra sigaraya gelir ve o da 2008 yılında 1 milyar 720 milyon dolara BAT'a satılır. Satış sonrası hemen 6 fabrikadan 5'i kapatılır sessizce... Artık "üreten" Ballıca'daki tek fabrikadır!

Bunun sonucu ne mi olur? 477 bin tütün üreticimiz 194 bin olur, üretimimiz 200 bin tondan 93 bin tona iner... İthalat artar, ihracat dibe doğru yol alır... En sonunda da ne yapılır biliyor musunuz "Özelleştirme Yüksek Kurulumuz" 60 yaprak tütün işletme müdürlüğünün kapatılmasına karar verir... Artık piyasa tamamen "getirdiklerinden fazlasını götürmeye" gelen yabancılara kalmıştır hem de kemiksiz olarak...

Direnen TEKEL işçilerine ne mi olmaktadır? Seyretmiyor muyuz hep birlikte??? Hani her zaman seyrettiğimiz gibi!!! Hani Candan Erçetin'nin "Ninni" şarkısındaki köy gibi)

Viraja girmeden "Paradox of Capital" adlı bir IMF çalışmasından bahsetmiştim... 59 gelişmekte olan ülke incelendiğinde ortaya şu sonuç çıkmış;

"Yabancı sermaye girişi düşük, iç tasarrufları yüksek, cari hesapları fazla veren ülkeler, uzun dönemde, yabancı sermaye girişi yüksek, cari hesapları açık veren ülkelerden daha hızlı büyüyormuş. Yabancı sermaye girişi yüksek olan ülkeler, bazen kısa dönemde hızlı büyüme gösterseler bile bunu çoğu kez bir kriz izlediğinden, uzun dönemde daha düşük büyüme sergiliyorlarmış" hayret bir şey değil mi?

Çalışmadaki bir başka ilginç sonuç da şu olmuş; yabancı sermaye, hızlı büyüyen, iç tasarrufları güçlü ülkelere değil, yavaş büyüyen, iç tasarrufları düşük, ama mali sektörü güçlü ülkelere gidiyormuş. Nasıl bir paradoks ama değil mi? Ne dersiniz aklımıza işlenen slogan yalanları bir bir ortaya dökülmüyor mu? Hem de bunu bize dayatanlar tarafından...

Benim gibi yıllardır bıkmadan usanmadan üretime (sanayi ve tarım) dayalı sermaye birikimi olmadan ekonomik büyüme ve istikrar olmaz diyenler genelde "statükocu ve köhnemiş zihniyetli" diye yaftalanmışlardı... Aslında şunu söylemek istemiştik;

Yabancı sermaye bir ülkeye babasının hayrına gelmez. Senin emekle ve halkının vergileri ile kurduğunun yanında yeşil saha yatırımı da yapsa "örtülü kar transferi" yolu ile sana bir şey bırakmaz... Mali sektörü de güçlendirir ki getirisini faiz yoluyla katlasın... Bunu yapınca da üretime her geçen gün daha az kaynak ayırır ve ülkeye de sıfır faydası olur...

Demem o ki; Özal'ı da üreten dünyanın en temel varsayımı olan "serbest piyasa" tezi, gözlerimizin önünde insanlık açısından büyük bir felaketler zinciri yaratarak çöküyor. Yerini askeri ve jeopolitik rekabete bırakıyor. Ülkeler daha fazla devletçi olmaya başlıyor, ulusal ekonomilerini ve şirketlerini korumaya alıyorlar...

Biz ne mi yapıyoruz? Hiiçç, kozmetikten dem vurup, sebze, meyve alanları sobeleyip, bu sayede demokratikleşmeyle falan uğraşıyoruz... O kadar demokratikleşiyoruz ki TEKEL işçilerimizi göle doğru sürüp, biber gazı solumlarını sağlıyoruz...

Benim yeni sloganım "Ninni", artık her sabah dinleyeceğim...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 115
Toplam yorum
: 166
Toplam mesaj
: 40
Ort. okunma sayısı
: 583
Kayıt tarihi
: 29.01.07
 
 

Tarsus Amerikan Lisesi (1984) O.D.T.Ü - İnşaat Müh. (1989) SUNY at Buffalo - Yüksek Lisans (1992) 19..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster