Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Şubat '10

 
Kategori
Ekolojik Yaşam
Okunma Sayısı
893
 

Slow food - Hız'lı yemek mi, haz'lı yemek mi?

Slow food - Hız'lı yemek mi, haz'lı yemek mi?
 

...


Dünya turuna çıkmaya ne dersiniz?

Hadi hayal edelim, elimizde öyle bir imkân var ki; vaktimiz de, nakdimiz de sınırsız. İstediğimiz ülkeye, istediğimiz şehre gidiyoruz. Hazır mısınız?

Bugün; Hırvatistan Zagreb’deyiz, yarın Çin Pekin’de, iki gün burada gezip gördükten sonra atlıyoruz uçağa, Ekvator Quita’yı, geziyoruz görüyoruz. “Ehh yeter burası da, daha görülecek çok yer var” deyip, bu kez, Avustralya Caberra’da soluğu alıyoruz, bir haftada hafakan ruhu basıyor, nasıl olsa vaktimiz de var naktimiz de demiştik ya, bu kez Maldivler’e uçuyoruz, sonra Letonya Riga, Japonya Tokyo, biraz da kumar hayatına yatay geçiş yapalım mı, ne dersiniz? Jet sosyete ile de takılırız, tamam anlaştık öyleyse bu kez Monako’da soluğu alıyoruz. Ardından İspanya, İtalya...

Peki bu kadar değişik ülkeye seyahat ettik, ne yiyip içeceğiz. Hele ki, Uzakdoğu ülkelerinde; öyle ya köpek eti ve her türden böcek sokaklarda satılıyor. O zaman dünyanın her yerinde olan fast food zincirlerine gider, karnımı doyururum mu diyorsunuz? Eğer öyle diyorsanız bence hata ediyorsunuz. Yabancı bir ülkeye gittiğinizi nasıl anlarsınız? Sadece tarihi yerlerini, müzelerini, şehrin merkezi yerlerinde dolaşarak mı anlaşılır? Ya yemek kültürü, o da çok önemlidir. Gittiğiniz ülkenin yerel yemeklerini içinizde, “ıımm midem bozulur mu, acaba?” duygusu olsa da, yerel yemeği tatmak bence çok önemlidir.

Yoksa fast food zincirleri, dünyanın neresine giderseniz gidin standarttır. Bilirsiniz standart olan da tekdüze, monoton ve sıkıcıdır. Bıktırır insanı. Hayatta bize heyecan veren şeyler daima ne olduklarını bilmediklerimizdir.

O yüzden herhangi bir yabancı ülkeye gittiğimde, o ülkenin yerel yemeğini yemeyi tercih ederim.

Şimdi bana belki de “offf çok atıyorsun.” Dünyayı dolaşmak mümkün mü, kendi ülkene gel” derseniz; hangi şehre gittiysem oranın yerel yemeğini yemeyi kendime vazife edinirim.

Yoksa “aman bilmediğim yemeği yemeyeyim de midem bozulmasın,” diye düşünüp fast food zincirlerinden birine asla gitmem.

Tabii bir de işin sağlık yönü var; daima cola yerine ayran içmeyi, kızartma yerine zeytinyağlı ya da ızgara yemeyi tercih ederim. Defalarca kızartılmış yağda, sünger gibi ekmekleriyle, hamburger yemek bana çok itici ve sağlıksız gelir.

Hele ki aylardan haziran, gökyüzündeki yıldızlar elinizi uzattığınızda, tutacak kadar yakınsa, hafif bir meltem yüzünüzde ve saçlarınızda oyunlar oynuyorsa, keyfim de yerindedir. Bir cumartesi gecesi Seferihisar’a giderim. Denizin dibindeki balık lokantasına girer, taptaze balıkları sipariş ettikten sonra, deniz kıyısındaki bir masaya otururum. Önce denizin insanı sarhoş eden iyot kokusunu ciğerlerimin bütün hücrelerine kadar çeker, iyot kokusuyla sarhoş olurum. Hoş bir muhabbete başlarız sonra, rakımız da gelir tabii bu arada, mezelerimizde… balıktan önce başköşeye kalamarı oturturuz, sonra haydari ve deniz börülcesi. Rakı balıkla birlikte muhabbetin dibine de vururuz. Konuşma tükenirse, ay ışığının vurduğu denizin dibine bakarız. Ardından mandalin bahçelerinin yanındaki kıvrımlı yoldan, çakırkeyif olmuş bir halde, şarkılar söyleyerek şehre doğru yol almaya başlarız.

Peki bunları hangi standart fast food zincirinde yapabilirsiniz? Sadece sağlıksız ve yoz bir biçimde karnınızı doyurursunuz, o kadar!

Slow food hareketinin nasıl doğduğunu dilerseniz anlatayım: 1989’da solcu İtalyan gazeteci Carlo Petrini tarafından başlatılan harekettir. Yola çıkış amacı homojenleşen yemek kültürüne karşı yerel yiyeceklerin önemini savunmaktır.

İtalya Roma’da ilk mc donalds açıldığında, yazar bölgesel yiyeceklerin ve küçük üreticilerin haklarını savunmak ve korumak için kuzeydeki Piedmont bölgesinde kâr amacı gütmeyen gönüllü bir organizasyon kurmuştur. Organizasyon yiyecek festivalleri ve benzeri aktivitelerle giderek tüm dünyaya sesini duyurmuş ve yayılmıştır.

Yerel yemeklerin, yerel malzemelerle pişirilmesini sağlayan, orijinal lezzetlerin kaybolmasına engel olamaya çalışan bir harekettir.

İnsan sağlığını gözeten gıda üreticilerini, mevsiminde ve doğal şartlarda yetişmiş sebze, meyve, tahıl satan yerleri, ekolojik tarım yapan çiftlikleri, zengin ve değişken mönülü geleneksel lokantaları sunan lokantaları korumayı ve geliştirmeyi hedefler.

Her zaman evrenselde yereli arayan ve bu değerlere önem veren biri olarak bu hareket de slow city (yavaş şehir) kadar önemli ve değerli bana göre…

Daha geniş bilgi için

http://toprakana-slowfood1.blogspot.com/

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

MERHABALAR... SEVGİLİ NİLÜFER HANIM..! O PEMBE RÜYANIN GERÇEKLEŞMESİ TEMENNİSİ ile GERÇEKTEN HER GİTTİĞİNİZ ÜLKENİN ve O BÖLGENİN LOKAL YEREL YEMEKLERİ BENİMDE HER ZAMAN TERCİHİMDİR..! "FAST FOOD" YİYECEKLERİNE BENDE " H A Y I R " DERİM.. ÜSTELİKDE HER BAKIMDAN İNSAN SAĞLIĞINA ZARARLI YAZDIĞINIZ GİBİ..! HER BÖLGENİN YİYECEKLERİ KENDİ ÖZELLİĞİNDE ve LEZZETİNDE YERİNDE YENİLMELİDİR..! ÖRNEĞİN NEW YORK'da VEYA PARİS'de BİR İSKENDER, BİR ADANA KEBABI, BİR KÜNEFE VEYA BİR BAKLAVA YENİLMEZ HERHALDE.. :-)) BUNA KARŞILIK SPAGETTİ, PİZZA veya MAKARNA ÇEŞİTLERİDE ACABA İTALYA'da YERİNDE Mİ YENİLSE ..? :-)) SİZE SEVGİLER, SELAMLAR ve SAYGILAR SUNARIM..! :-)) NECİP KÖNİ - ADANA / TR

Necip Köni - Adana / TR 
 23.02.2010 21:19
Cevap :
Merhaba Necip Bey, çok teşekkür ederim içten dileğiniz için:) Fast food yiyecekleri 90 lı yılların başlarında çok matahmış gibi denedik. Ama sonuçtan hiç tat almadım. Dünyanın neresine gitseniz, restoranlar, garsonlar, yiyecekler herşey aynı. Aynı olma hali beni müthiş sıkar. Oysa yerel, bi lokanta kendine hastır, kendine ait dokusu vardır. Mesela esnaf lokantaları çok hoşuma gider bu yüzden. Ve hangi şehre gittiysem oraya özgü lezzetleri denerim. Düşüncelerimizin aynı doğrultuda olması sevindirdi. Katkınıza çok teşekkür ederim. Selam, sevgilerimle...  24.02.2010 10:17
 

Sorma arkaşım bizim minik fare bayılıyor burger kinggg diye kendinden geçiyor gecenin bir yarısı aldırıyor. Sanırım başa çıkmakta biraz zorlanacağım. Bende senin gibi yöresel yemekler yemek isterim. O şehirin veya ülkenin bence en iyi tarihini birazda yemekler anlatmaz mı demi ama?Teşekkürler güzal bir yazı olmuş. Sevgilerimle..

Başak Özdemir 
 13.02.2010 11:12
Cevap :
Çınar'ın fast food sevmesi çok fena. Zamane çocukları ama n'apcan, arkadaşım:)) Şaka bi yana genelde çocuklar, gençler böyle. Senin gibi düşünüyorum, yemek kültürü bize, o, ülke şehir hakkında çok ipucu verir. Hem de seviyom ben öle yöresel yemekleri yemeyi. Yazımı beğenmenden dolayı çok mutlu oldum. Teşekkür ederim. Sevgilerimlee:))  13.02.2010 19:00
 

zeytinyağlısını hiç bi şeye değişmem valla :))

Serçe! 
 12.02.2010 17:07
Cevap :
Haz'lı yemek diyosun, doğru diyosuunn:)  12.02.2010 19:34
 

... mertlik bozuldu" hesabı, fastfood icad oldu, "beklemeye saygı duyma" erdemi, "SABIR"da yok oldu. Sabır erdemini yitiren insanın nasıl olacağı sorusuna cevap bugünki dünyanın bizlere verdiği manzaradır. İnsanlık, özellikle de biz neyazık ki kaybedip bularak, acı çekerek, hatalardan ders almayarak, tekrar ederek, öğrenmenin en alt düzeyini kullanarak öğrenmeyi yeğliyoruz. Bir de "slowfood" hareketinin devamı olan "Cittaslow" ya da dilimizdeki karşılığı ile "Yavaş Şehir" hareketi var! Biliyorsunuz! -ki bu konudaki yazıma yorum yazmıştınız- Sizin "haz'lı yemek" yakıştırmanız gibi aramızdan değerli bir bloger da (Zelinartug) "Cittaslow"a USULKENT demişti. Her iki yakıştırmayı da çok beğendim. Değerli paylaşımınız için teşekkürler, sevgi ve selamlarımla...

Ersin Kabaoglu 
 12.02.2010 11:17
Cevap :
Amerika'nın doğru düzgün bir yemek kültürü olmamasına rağmen, yarattıkları fast food kültürünü dünyaya yaydılar. Tüm dünyada fast food çok benimsendi. Fakat şimdilerde olumsuz sonuçları ortaya çıktı. Obez bir nesil, kalp hastalıkları, kanser v.b. hastalıkların çoğalmasını sağladı. Artık yerelin ne denli değerli olduğu da anlaşıldı. Bu tip hareketler umudumu çoğaltıyor. Zelin Hanım'ın yakıştırması gerçekten de çok yerinde olmuş. Yorumunuzun başındaki satırlara ise sonuna kadar katılıyorum. Yorumunuz ve katkınız için çok teşekkür ederim. Selamlarımla...  12.02.2010 12:55
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 246
Toplam yorum
: 1381
Toplam mesaj
: 276
Ort. okunma sayısı
: 1007
Kayıt tarihi
: 15.02.08
 
 

..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster