Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Aralık '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
445
 

So long my friend

So long my friend
 

"Elveda Dostum". Başlıktaki Yanni parçasını ben böyle çeviriyorum. Duygulu, içe dokunan bir kompozisyon bu. Klibini tasarlardım kafamda, ayrılan sevgililer, ağır hasta eşinin yatağı başındaki bir yaşlı, trendeki çocuğuna el sallayan anne, dostunun mezarına toprak atarken gözünde anılar canlanan bir delikanlı görüntüleri eşliğinde...

Kasım başındaki Antep-İstanbul-İzmir yolculuğumdan beri yazacağım buraya, olmadı. Oysa aylar sonra yeniden Antep'i görmek, yemeklerini yemek, sokaklarını arşınlamak nasıl da burkmuştu içimi!.. Neden bırakıp da başka yerlere gittiğimi sormuştum kendi kendime, arkadaşlarım "Ağbim ben de kalacak!.." "Hayır bende kalacak!.." kavgası yaparken. Bibliyofil'le, yani Sinan'la tanışıp, o güleryüzlü söyleşisi sırasında kahve içmek nasıl da keyifliydi, nasıl da anlatacaktım bunları satırlarımda imrendirerek!.. Evlerin fotoğraflarını çekerken bütün sevimliliğiyle "Abbi, bizi de çekçen mi?" diye soran afacanların o masum görüntülerini de koyacaktım blogumdaki albüme. Olmadı, olamadı bir türlü. İş güç, toplantılar, eğitimler, bayram ziyaretleri arasında kaynadı gitti. Zaman bulurum derken, bir de baktım ki sabah 8, akşam 8 rutinine saplanıp kalmışım!.. Benimki gene iyi, yıllar sonra beni Facebook'tan bulan mektup arkadaşım gece 10'da işten çıkmaktan dert yanıyordu. Halimize şükredip, para kazandığımıza razı oluyoruz. İyi mi kötü mü bilmiyorum...

Uzun zamandır müzik de dinlememişim. Eve gel, yemek yap, atıştır, azıcık TV seyret, ertesi sabah 6.30'da kalkabilmek için erken yat, ondan hemen önce de bir bölüm daha kitabından oku. İzinden döneli hani neredeyse 2 ay olmuş böyle böyle. Baktım, müziksizlikten kırılıyorum, kapadım TV'yi, attım bir albüm müzik setine, başladım dinlemeye. Aklımda bayramda evimde olanlar canlandı. Aldığım haber geldi birden. Sevgili doktorcuğum Tonyukuk'un kazada öldüğü haberi. 2 yıldır Ankara'ya gidip göreceğim deyip durduğum, bir türlü gidemediğim, cepten gönderilen bir iki mesaj, internetteki bir iki e-posta dışında iletişim kurmadığım Tony'miz 29 Temmuz'da bırakıp gitmiş meğer bizi. Bir bayram mesajı atmasam, babası acısını anımsamak pahasına bana yanıt vermese, kimbilir ne zaman öğrenecektim.

İletişim çağı ha? Pöh!..

Bana derler alkole dayanıklı diye, asıl Tony'i görmeleri gerekirdi. Ben yarışamazdım O'nunla. Ben en fazla 10 bira ya da 2 büyük şişe şarap içerdim, o bir başlardı, höh dedirtirdi insana. Çok tatlı da konuşabilirdi, en aykırı çıkışları da yapabilirdi. Şizofrengi'yi sanal ortamda devam ettirmişti doktor arkadaşlarıyla. Sonra kendi sitesini de kurmuştu. Bazen kızarak, çoğu da severek okurdum yazdıklarını. Kendine has bir adamdı Tony, aykırı filandı ama adam gibi adamdı.

İzmir'de bir iş fırsatı yakaladım, Tony'nin ölüm haberini almama karşın akıllanmamış olmalıyım ki geri çevirdim. Yaşam gailesi sarmış sarmalamış işte beni de. İşimde biriktirdiklerim ve biriktireceklerimi bir kenara atamadım. İzmir'e nasıl olsa gideceğim, Antalya'yı biraz daha yaşayayım dedim. Bugün aldığım zam haberiyle iyi ki işimi bırakmadım da dedim. Ama akşam oldu, evimde tek başıma oturuyorum. Minnoş'umu, Topiş'imi kucağımda mırıltılar içinde uyuklarken hayal ediyorum ve özlüyorum... Annemi alıp Karşıyaka kıyısında yürürdüm belki de şu saatte, dolunaydan çıkmış ay yine de tepsi gibi ışıldarken Kordon'un ışıklarına bakıp adımlardık sahili. Yarın akşam iş çıkışı Kordon'da bir bira içerdim mutlaka; tabii eğer işi kabul etmiş olsaydım.

Yaşam gelip geçiyor gerçekten de, günler hızla tükeniyor. 2007 bile bitti, oysa 2000'i görür müyüm heyecanım dün gibi aklımda. 2010 dayanmış kapıya neredeyse!.. Yaşım olmuş 36. Sevdiklerim birer birer yatağa düşmeye başlamış ihtiyarlıktan, aralarında gün sayan bile var... Arkadaşlarım anne baba olmuş... Bense hâlâ kanunu evde yatan, bisikleti bir kenarda öylece duran, "Önümüzdeki yıl mutlaka..." diye planlar yapan biriyim. Elimde güzel bir bilgisayar var, tek yapmam gereken bir müzik programı bulup yüklemek, sonra da iyi kötü aklımdaki parçaları kaydetmek. Bunu bile yapmayı erteleyip duruyorum. Sonsuz yaşama da sahip değilim ama neyi bekliyorum ki?!?

Sahi neyi bekliyorum ben?!?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Aslında o kedicik bütün yanlızlığını alır.Benim de İzmir'de okurken kedilerim olmuştu.İçindeki duyguları ne güzel yazmışsın.Bence "Ne bekliyoruz? "sorusunun cevabı sende...

serifsoner 
 29.12.2007 17:21
Cevap :
İzmir'de en son 4 afacan olmuştu evde, hadi Yarmagül kızımı saymayayım, o artık 3'ünü işliyor. Antalya'da şimdilik alamadım evime. Zaman zaman çıkıp 2-3 gün iş gezileri yaptığımdan, bir türlü bir ufaklık almaya cesaret edemedim. Ama gerekli. Yoruma çok teşekkürler; iyi yıllar!..  31.12.2007 9:01
 

Kendime bir güzellik yaptım…You tubeden buldum Yanni’nin şarkısını bir taraftan da yazınızı okuyorum.. Hani bir klipte sen çek Ali bu şarkıya desen….Eteklerini toplamış dizlerine kadar denize girmiş esmer büyük bir ihtimalle Latin kadın geldi gözümün önüne…Gülümseyen genç adam fotoğraflarını çekiyor..Klip siyah beyaz, kadının elbisesi kırmızı, adamın gözleri deniz kadar mavi…Sonra, güneş batmak üzere bir bankta oturuyorlar, kadın kötü bir haber almış gibi…Üzgün, gözleri nemli…..Adam bankta yalnız…Kadının uzaktan elbisesinin kırmızılığı gözüküyor, dalga sahile vuruyor, önce ayak izleri arkasından kadın kayboluyor….Doktora ben de üzüldüm…Bende sana bir Yanni çalışması önereyim…… “ One man’s deram Bu da lingi; http://www.youtube.com/watch?v=ubTveCihjoQ

Ali Gülcü 
 27.12.2007 23:54
Cevap :
Yanni'yi severim, Akropolis Konseri'nden Felitsa'yı da öneririm. Arşivimde özeller arasındadır. Felitsa, annesi için yazdığı bir parça. Annesi, oğlu Londra Filarmoni müzisyenleriyle birlikte bu parçayı seslendirirken nasıl da mutlu!.. Esenlikler diliyorum. Klip önerin güzelmiş.  28.12.2007 9:42
 

Elbet birgün buluşacağız, öte alemlere göç eyleyen tüm sevdiklerimizle...Sevdiklerimiz, boyut değiştirip gittiler sadece, tüm hatıraları bize emanet edip te. Neyi bekliyorsunuz ki, yok bişey beklenecek. Hayat, delice akıp giden bir nehir, siz de işinizle haşır-neşirken, bişeyleri bile beklemeyi unutuyorsunuz. Olsun, beklemeden de getirir hayat, ne gerekirse.. sevgiler.

Gülfer Özel 
 27.12.2007 22:47
Cevap :
"Olsun, beklemeden de getirir hayat..." Sanırım duymak istediğim biraz da buydu; çok teşekkürler!.. Sevgi ve esenlikler.  28.12.2007 9:43
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 39
Toplam yorum
: 91
Toplam mesaj
: 16
Ort. okunma sayısı
: 2085
Kayıt tarihi
: 05.03.07
 
 

Bankacılığı bırakıp kendini reel sektörün kollarına atmış bir adamım... Kitaro başta olmak üzere ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster