Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Eylül '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
1048
 

Sobelenmeyi beklemekte hayat...

Sobelenmeyi beklemekte hayat...
 

Uzak bir kentin, varoş semtlerinden birinde yapayalnız durmaktayım…

Etrafımda ayakları çıplak, sevgisizlikten yorgun düşen yürekleriyle, usulca bir köşeye sinmiş, belki de susturulmuş bir sürü çocuk… Kiminin umut dolu bakışlarına gölge düşmüş, kimininse, hırçın savrulan saçlarına papatyadan kelebekler konmuş.

Buraya neden ve nasıl geldim bilmiyorum… Belki de, onların bakışlarında aradığım, görmeyi arzuladığım umut kıvılcımları vardı beni buraya çeken. Çok erken yaşta yitirdiğim hayallerim, onlarda saklıydı belki de…

Onların da ileriye dönük umutları var mıydı? Mutlaka olmalıydı… Kiminin az, kiminin çok. Ama mutlaka olmalıydı.

Sabahtan sokaklara çıkıp, akşamın karanlık yüzü kendini gösterene dek, özgürce oynayan onlarca çocuk… Annelerinin tüm bağırışlarına rağmen, oynamaya devam eden, belki de içlerindeki asi taraflarının izleri, ilk kez böyle direnişlerde kendini gösteren yeni yetme ergenler…

Belki de hayatımız boyunca, hep ergenlik dönemimizdeki kadar cesaretli ve asi olabilseydik her şeye; çok daha farklı bir yaşamımız olabilirdi. Hani “cahil cesareti” dedikleri bu olsa gerek. Hayata bazen böyle meydan okuyuşlar lazım… Yumruğunu masaya vurup, düzeni sil baştan değiştirmek lazım… Bu hayatta bir de “ben varım” demek lazım…

Sahi, ne çok parçaya bölünmüşüz değil mi? Anneyiz, babayız, çocuğuz, kardeşiz, abiyiz, ablayız, amcayız, teyzeyiz, ya da halayız… Bu isimler daha da çoğaltılır. Peki ya kendimiz? Bizim bu hayattaki yerimiz ne kadarla sınırlı? Kendimizi hiç görüyor muyuz? Ya da kendimize ne kadar zaman ayırıyoruz?

Daha küçük yaşlarda sokaklarda oynarken, kendimizi unutmuşuz biz aslında… Yitip gitmiş çocukluğumuz duvar diplerinde. Unutulmuşuz çoğu zaman… Unutula unutula, kendimizi yok saymayı öğrenmişiz. Hep fedakârlık yapmayı düstur edinmişiz. Başkalarına sürekli verici olmak, boynumuzun borcu olup çıkmış. Sonra da bir bakmışız; kendi iç dünyamızdaki hesaplaşmada kendimizi ararken, soluğu varoşların kıyısında dar bir sokakta bulmuşuz… Bir köşeye sinmiş, belki de korkutulup susturulmuş çocuklarla aynı havayı çekmişiz içimize. Ayakları çıplak, sevgisizlikten yürekleri yorgun düşmüş bedenlerin yanı başında… Onlarla birlikte saklambaç oynamışız, bu kez ebe olarak… Sobelenmeyi beklemekte hayat…

Rıfat Mertoğlu bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ne çocukların hayalleri yıkılsın, ne de gözlerindeki umut kıvılcımları sönsün. Bırakın onlar kendini yaşasın! Çocuk yaşlarında hayalleri, umutları yok edilenler de kaldığı yerden devam etsin hayata. Tekrar hayalleri, umutları, aşkları olsun.. Ve artık onlar da kendilerini yaşasın...

HAMATLI 
 25.09.2008 6:14
Cevap :
Kaldığı yerden başladığında insan, artık korkuları oluyor hayata dair... hiçbir şey eskisi gibi olmuyor ne yazık ki! yeniden aşık olup, umutlar besleyip, hayaller kuran tüm yürekli insanlara selam olsun... katkılarınız için sonsuz teşekkürler...  25.09.2008 10:43
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 20
Toplam yorum
: 97
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1058
Kayıt tarihi
: 18.09.08
 
 

"Hayat mı çok acımasız, yoksa insanlar mı diye düşünürken henüz toy zamanlarımda, aslında tüm zaliml..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster