Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Nisan '12

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
960
 

Sofistike Ev Hanımı!

Sofistike Ev Hanımı!
 

işte böyle bir şey


İşsizlerin pazartesi sendromu da başka oluyor. Benim de nur topu gibi bir pazartesi sendromum var. Koca işe gönderildi, öğle yemeğine geldi, yine gitti. Pazartesi ve ben başbaşayız. Televizyon, internet, ev işleri ve ben. Bir işsize koca bir hafta nasıl geçiyor biliyor musunuz? Korkunç. Televizyonda ‘ev hanımları’ delirmesin diye yapılan programlar var. Kedim uyuşuk uyuşuk yatıyor bazen de delirip sağa sola koşturuyor. Ben de evin içinde bir sağa bir sola dönüp duruyorum liberal köşe yazarları gibi.

İşsiz bir üniversite mezunu olmak dünyada başa gelecek en kötü şey değil elbet. Benim de ‘felaketimi’ abartmaya niyetim yok. Ama ya abartıya gelecek kadar kötüyse durum? İşsiz bir üniversite mezunu kadın bir de evliyse en kötü ‘sofistike bir ev hanımı’ mı olur? En iyi ihtimal ne peki? Tembellik hakkı? Tembellik hakkını kullanabilecek kadar şanslı olmak? Bunların hiçbiri beni avutmuyor. Ay sonu da kolay gelmiyor. İşsiz bir kadın ne yapar? Oturur evde kocasını bekler. Koca gelir, yemek yenir, iki çift laf edilir. Ondan sonra gelsin Game of Thrones gitsin Mad Men. İşsiz, üniversite mezunu bir ev kadını, kocasıyla ortak zevklerin en azından bir bölümünü paylaşabilecek kadar dünyadan haberdardır. Kitap okur, yabancı dizileri takip eder, internetten iş bakar. Bunun için elin Amerika’larında ‘Desperate Housewifes’ diye dizi bile yazıldı. Bizim ‘umutsuz ev kadını’ hallerimiz o kadar eğlenceli değil ama. İş arıyor, bulamıyor, ay sonunu denkleştirmeye çalışan eşe karşı suçluluk duyguları besleniyor ve yuvarlanıp gidiyoruz. Yuvarlanıp gitme dediysem, gerçekten de hacimsel olarak yuvarlanma durumuna her gün emin adımlarla ilerliyoruz.

‘Sofistike ev kadını’ kocasıyla müzikten, sinemadan, kitaplardan konuşabilir. Onun iş yerinde yaşadığı sıkıntıları kendi geçmiş iş tecrübelerine ekleyerek yorumlar yapabilir. Hep izledikleri dizinin yeni sezonu ‘düştüğünde’ aynı coşkuyla sevinebilir. Ama eve ‘ekmek’ getiremez. Kocasından para almadan sokağa çıkamaz. Koca onayı olmadan gönlünce alışveriş yapamaz. Maddi – manevi çöküşlerdedir. İş aramaya kalktığında belli bir şablona oturduğunu acı içinde fark eder. 25 – 30 yaş arası, evli, çocuğu yok (her an yapabilir), şişmanca, hayatın heyecanlarından uzakta.. İş bekliyor.

Ben de hayatın bana “Çalışmak kadınları yıpratır. Kadın mecbur değilse evinde oturmalıdır. Hayatını yaşamalıdır.” diyen muhafazakar amca kadar saftorik bakmasını istiyorum ama olmuyor. Ay sonu faturalar bir bir posta kutusuna düştü mü, “İş bulamadın mı hala?” diye soran akrabalar “Bankalara başvursan ya?” diye akıl vermeye başladı mı hayat beni presliyormuş gibi oluyorum. Böyle bir pres makinesinde sıkıştırılmış da dokunsan bir anda büyük bir gürültüyle eski formuna dönecekmiş gibi bir baskı hali.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 4
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 433
Kayıt tarihi
: 09.04.12
 
 

Üniversite mezunu, işsiz, ev hanımı -ama sofistike- nasıl oluyor onu anlatıyorum. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster