Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Mayıs '08

 
Kategori
Yemek - Mutfak
Okunma Sayısı
2913
 

Soframızı renklendiren mezeler

Soframızı renklendiren mezeler
 

Şaka maka yirmi adet blog yazmışım. Bu kendimce başarımı, kendimce kutlamaya karar verdim. Öyle ya hep başkaları için bir şeyler yapacak değiliz. Kendim için bir şey yapınca bulutların üstündeymişim gibi hissediyorum. Yirmi birinci blogumu yemek bölümünden yazmak istedim. Kutlama yapmak istiyorum ya… O bakımdan!

Yemek yapmayı pek sevmezdim, fakat sevdiklerim için bir şeyler üretmek beni mutlu ettiği için, zamanla yemek yapmayı da sever oldum.

Mutfakta en usta olduğum konu; mezeler, salatalar ve tatlılar. Size bugün üç meze tarifi vermek istiyorum. Meze ve salatalara çok önem veriyorum çünkü soframın güzel görünmesini istiyorum. Ve bir sofra, meze ve salatasız çok eksik görünüyor bana göre. Yemek yemek dünyanın en özel hazlardan birisi olduğunu düşündüğüm için soframa gereken özeni gösteriyorum. Çalışan birisi olmama rağmen soframın görüntüsünü hiçbir zaman ihmal etmedim. Sofra süslemekten çok keyif alıyorum, bir eser yaratıyorum gibi adeta, ama itiraf etmeliyim ki yemekten sonra sofra toplamasından nefret ediyorum.

Tarifleri vermeden önce size bir anımı anlatmak istiyorum. Türkiye’ye ilk geldiğim aylardı… Yıl 1989. Babamın okul arkadaşı, daha önce göçmen olarak Türkiye’ye gelmiş, bizi ailecek akşam yemeğine davet etmişti. İlk defa Türkiye’de, bir Türk ailesinde yemek yiyecektik.

Tabiî bizim yetiştiğimiz ülkede bazı alışkanlıklarımız vardı. Ana yemekten önce, salata ve soğuk mezeler yenirdi ve sohbet edilirdi.

Bizi misafir eden aile, kapıdan girer girmez, paldur küldür büyük bir yemek masasına aldı. Masanın yanında kocaman bir ayna vardı. O ayna çok garibime gitmişti, hâlâ sevmem masanın yanındaki aynaları. Neyse, oturduk , hemen sıcak çorba geldi. Çok tuhaf hissetmiştim kendimi, bizi çok mu acıkmış sanmışlardı, düşünmüştüm… Masada soğuk yiyecekler yoktu. Sohbet edilecek bir ortam da…Çorbadan sonra arkası kesilmeyen yemek çeşitleri geldi, benim hayal edemeyeceğim kadar çok çeşit, hepsini ilk defa görüyordum. Lezzetleri harikaydı, ailenin hanımı özenle hazırlanmıştı, ama ben kendimi gerçekten kötü hissetmiştim. Bol mezeli ve salatalı, tek çeşit ana yemek yemeyi alışıktım çünkü. Daha sonraları, Türk yemek kültürüne alıştım, ama o ilk akşam yemeğini hiç unutamıyorum.

Türk mutfağın tartışılmaz lezzetli ve harika bir mutfak olduğunu öğrendim.

Evet epey uzattım, şimdi tariflerime geçiyorum.

1.Mayonezli Tavuk

Hazırlanması çok basit. Bir adet tavuk göğsü, derisi soyulduktan sonra ( ben öyle yapıyorum ) haşlanır. İyi pişirildikten sonra, sudan alınır ve soğuması için bırakılır. Haşlanan suyu, ben çorba ve ya pilav için kullanıyorum.Soğumuş tavuk göğsü, küçük küplere kesilir ve mayonezle karıştırılır ( mayonez miktarı serbest, zevke göre ). Mezenin daha hafif olması için yoğurtlu mayonez de kullanılabilir. Servis yapmadan önce küçük toplar halinde tabağa alınır ve üzerine kara biber ekilir. Kara biber sevmeyenler, bir adet zeytin ile süsleyebilir.

Çok şık ve lezzetli bir mezedir.

2.Kuru Cacık ( benim verdiğim isim )

Bu mezeyi ben genelde kornişon turşudan hazırlıyorum, fakat salatalık da kullanılabilir. Salatalıklar küçük küplere kesilir. Süzme yoğurt ile karıştırılır. Hazır süzme yoğurt kullanılabilir ( ben çoğunlukla kendim hazırlıyorum ). Biraz tuz ve sarımsak ilave edilir. Servis küçük toplar halinde yapılır. Üzerine ben dövülmüş ceviz ekerim. Yine zeytin ile de süslenebilir. Cevizi çok kullanıyorum ( normal cacıkta da kullanırım) Faydalarını pek çok okudum. Cevizin insan beynine faydalı bir besin olduğunu duymuştum. Bana çok inandırıcı geldi, nedenine gelince, ceviz içinin insan beynini andırdığını düşündüm.

Sarımsağı çok sevdiğim için, bana göre harika bir mezedir.

3.Rus salatası ( amerikan salatası olarak da tanınıyor)

Üç –dört boy orta patates haşlanır. Pişerken patateslerin dağılmamasına dikkat edilir. Soğuduktan sonra küçük küplere kesilir. Derin bir kapta, doğranmış patateslere, sırasıyla, üç çorba kaşığı konserve bezelye ( sularından iyice süzülmüş), en az on adet- küp halinde kesilmiş orta boy kornişon turşu ilave edilir. Sonra mayonez ile iyice karıştırılır. Mayonez miktarı tamamen serbest ( ben ortalama dört beş çorba kaşığı kullanırım). Renk vermek için rendelenmiş bir adet orta boy havuç ilave edilir. Rus salatasının tadını iyileştirmek için çok az küp halinde kesilmiş salam ilave edilebilir, fakat şart değil. Salamın karabiber içeren türden olmasında fayda vardır. Genelde Macar tipi salamlarda olur.Servis yine küçük toplar halinde yapılır. Rus salatasının püf noktası bol kornişon turşu kullanılmasıdır.

Benim ailemde en çok yenilenlerden birisidir.

Gördüğünüz gibi, hazırlanması çok basit , malzemeler herkesin mutfağında bulunur. Sofradaki yemeklere kattıkları lezzetin yanında, çok şık bir görünüm de sağlamaktadır. Sofranın sadece özel günlerde değil, her gün özelmiş gibi süslenmelidir. Ben öyle yapıyorum ve bir arkadaşımın sözlerini burada Sizlerle paylaşıyorum: “ Bir nihayet varsa belki şimdidir, şimdi, anı yaşa “

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sizde yemek yedikten sonra sofrayı toplacağıma SÖZ VERİYORUM!

malkoçoğlu-1 
 26.05.2008 1:18
Cevap :
Faruk abi, sözünü tutuğun için sana çok teşekkür ediyorum...Her zaman bekleriz, sofrayı toplamasan da...  02.09.2008 9:18
 

Alkol kullanmasamda mezeleri çok seviyorum Ziyafet sofralarımda salataların yanı sıra mutlaka rus salatası,kırmızı biber ve patlıcan salatası bulunur piyazı da çok severim sofra toplamayı bende pek sevmem eskiden makinada yoktu hatta bir keresinde oflayıp pufladığımı gören babam ne düşünüyorsun kızım bu kadar aç pencereyi at dışarı demişti

Zaman sonra 
 11.05.2008 23:33
Cevap :
Teşekkür ediyorum, gülümsetmeye başardınız yine. Sağ olun! Sofra toplayan seven var mı bilemiyorum.Yoktur herhalde.Çocuklarım yardım etmeye başladılar son zamanlarda,ama onlar da bu durumlarından pek memnun değiller galiba, çünkü biri birlerine atıyorlar görevi sürekli.Hoşçakalın, sevgilerimle…  12.05.2008 14:04
 

Sofranın sultanıdır. Her içkiye ayrı meze ayrı bir kültürdür. Mayonezli tavuğunuza bir önerim içine ince doğranmış dereotu katabilirisniz seviyorsanız. sonra bunları kanepe ekmeğinin üzerine sürüp aperatif olarak servis yapacağınız gibi. sandeviç ekmeklerin içine koyup nefis sandeviçler hazırlıyabilirsiniz. Gençlerin vazgeçemediği bir lezzet oluyor. Günümüz ayak üstü yemeklerine inat. Elinize sağlık.

Güher 
 05.05.2008 21:39
Cevap :
Merhabalar...Kesinlikle haklısınız, yorumunuz için size teşekkür ediyorum.Önerdiğiniz aperatifleri deneyeceğim. Dereotuna gelince, kuru cacıkta denemeyi düşündüm, çünkü dereotu yoğurtlu yiyeceklere sanki daha çok yakışıyor, benim fikrim tabiî… Her gün yarım demet dereotu yenmesi hormonları yenilediğini duymuştum, dolaysıyla formumuzu korumayı da yardımcı oluyormuş.Ben yemeye çalışıyorum. Saygılarımla…  06.05.2008 10:49
 

Sanki peşimizden kovalayan varmış gibi yemek yiyoruz, haklısınız. Masa muhabbetlerimiz eksik. Zamanla, yavaş yavaş yerleşecek o incelik de bizim masalarımıza. Saygı ve sevgilerimle...

Şahin Yamaner 
 04.05.2008 23:37
Cevap :
Merhaba, niyetim inanın eleştirmek değildi. Sadece bir anımı paylaşmıştım.Sizin yorumunuzu okuyunca, rahatsız olduğumun nedenini daha iyi anladım. Gerçekten kovalayan varmış gibi yemek yiyoruz, çok hoştu benzetmeniz. Teşekkür ediyorum. Saygılarımla…  05.05.2008 18:40
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 143
Toplam yorum
: 333
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1849
Kayıt tarihi
: 13.03.08
 
 

Doğduğum ve büyüdüğüm şehir Kırcali, Bulgaristan. Yıl 1964. Makina Mühendisiyim. Evli ve iki çocu..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster