Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Aralık '10

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
790
 

Soğan kabuğundan papirüs

Soğan kabuğundan papirüs
 

...


Herkes yazar, herkes bilgedir bu masal memleketinde...

Evvel zaman içinde, paçalar çamur içinde.. bir varmış, bir yokmuş, yokluğun derdi çokmuş. Develer peygamberlerin, pireler devlerin iken, yoksullar analarını da alıp yollara düşer iken, bir garip memleket varmış. Bu memleketin başında birkaç heybetli baş varmış.

Bunlar, kuru soğan iyice ucuzlayıp "can"dan da ucuz hale gelince, soğanı somun ekmeğe katık edip yoksulların önüne atar, tarlalara da soğan yerine sıra sıra inci taneleri gibi kubbeli gökdelen hanlar, hamamlar, camiler, minareler, medreseler dikerlermiş.

Soğan ekmekten başka yiyeceği olmayan halk, meydanlarda beslenme uzmanlarının düzenlediği sağlıklı beslenme programlarını izler, soğanın cücüğü çok fazla kolesterol içerdiğinden, soğanın dış katmanlarıyla yetinir, soğan kabuğundan da papirus kağıtları üretirmiş. İmalat fazlası soğan kabukları evlerdeki okul çağındaki çocuklara götürülür, çocukların küçük yaşta kağıt kalemle haşır neşir olmaları sağlanırmış.

Her evde, her iş yerinde, her mekanda bu soğan kabuğu papirüslerden olduğu için herkes daha anasının karnındayken yazar çizer olmaya başlamış.

Gel zaman, git zaman o memlekette yazar ya da bilge olmayan kimse kalmamış! Bu yazarlardan bazıları kitap bastırırken, bazıları da telif ücretleri ancak bir kuru soğan parasına denk geldiğinden yayınevlerini boşlayıp, CB'ye üye olmuşlar, başlamışlar orada yazıp çiziktirmeye! CB ne demek?... Durun, anlatacağım, bu CB'nin de bir hikayesi var!

***

CB, Cibilliyetblog demek!.. Çatlasanız da patlasanız da hani şu garsonluk eğitimi alıp sağa sola mükemmel servis yapan, ama ortaya bir fare çıkınca tepsiyi savurup atan ve farenin peşine düşen cibilliyetsiz kedinin hikayesini anlatmayacağım!...

Değil mi ki herkes yazar, herkes bilge... Anlatmayacağım!

Neyse... Bu CB, kedi olalı hiçbir fare yakalamayan cibiliyet düşkünü layt mollalardan, mollafenarilerden, fenerini denizde unutup, derede gölde, dereler kuruyunca karada balık avlayanlardan alıyor adını! Bunlarda bir caka, bir caka... sormayın gitsin!

"Bir memlekette herkes yazar, herkes bilgeyse ciddi bir işsizlik sorunu vardır. Ciddi bir işsizlik sorunu olan memleket eninde sonunda akbabalara yem olmaya adaydır! " dese de kaz çobanı, kazlar bir şey anlamaz, bön bön bakarlarmış çobanın suratına!

Bu memleketin sivri dilli hakiki bilgesi de zamanında ciddi işsizlik sorunu olan halkın eninde sonunda tüccarlığa soyunacağını ama tüccar olunca ne kadar elemanı varsa hepsini eğlence parkına götürüp aslanlara yedireceğini, kurtulanların da beslenme yetersizliğinden, kafaları yeterince çalışmayan elemanlara dönüşeceğini, bunların da en ucuz.. hatta en bedava meslek olan yazarlığa heves edeceklerini hatırlatmış yazılarında; ama memleketin cibilliyetsizleri, adamcağızı kötü cadı ilan edip, dostlarıyla birlikte yakmaya yeltenmişler. Yakmışlar 37 canı!..

Yakılan o canlar, yazarlığın, şairliğin kelepire düşmediği dönemlerin yazar ve şairleriymiş!

Kelepir yazarlar türemiş sonra!.. CB'nin bu kelepir yazarları, kelepir sıfatlarının yanına kelle-pir... muh-pir... kum-pir... vam-pir... fasafiso-pir yazar sıfatları eklemişler. Böylece CB'ye korku saldıklarını, kendilerine benzemeyen samimi CB'lileri CB'den ekarte edeceklerini düşünmüşler! Onların da çok umurlarındaymış sanki!...

Ancak, bu kelepirlerin unuttukları bir şey varmış!

İkide birde tatlısuları bulandırdıkları için, amaçlarına ulaşsalar bile, bırakın o sularda balık olmayı... kurbağa bile olamayacaklarıymış!

Bu masal da burda bitmiiiişş!... ama masal bu ya, ürküttüğümüz kurbağaya değmemiş!

O günden beri masallar hep soğan kabuğundan papirüslere yazılıyordu; ama papirus pahalı, ithal mısır ucuz! Şimdi artık mısırdan klavyeler tercih ediliyor. Hem facebook da var artık. Yakında muhafazakarlar için feracebook da açılacakmış! Ne diyelim, COĞRAFYA'ya hayırlı olsun! Değişim rüzgarları esiyor coğrafyada, her anlamda! Yoksa biz de mi yeni modaya uyup biraz değişsek... coğrafya sözcüğü yerine JEOGRAFİ mi desek ki? Hem daha havalı olur! Böylece kelime haznemizin ne kadar zengin olduğunu düşünürler! Ayrıca ÜNİK, TÜNİK, ENİK gibi sözcükleri sözlükten aramamız da gerekmiyor. Sağolsun, şu soğan kabuğuna yazılan yazılar sayesinde epeyce yabancı sözcük öğrenmiş olduk.

Neyse... konumuza dönelim yine.

Her masalın yardımcı düşüncesi, bakış açısına göre değişir!

Karşı kıyıdan bakarsak: "Her kuşun eti yenmez!"

Bizim açımızdan bakarsak, "Bulanık sularda kurbağa bile yaşamaz!"

Fakat masal da olsa, her yazıda tek bir ana düşünce vardır.

Bu masalın ana düşüncesi ne ola?

Zelin Artuğ, Aralık 2010, Yeryüzü

http://www.kucukisler.com/2010/12/11/sogan-kabugundan-papirus/#more-9961

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Zelin!.. Bilncini sınıfından alanlar; sana, hayata bakışına saygı duyar.. sağol.. sevgiler, saygılar

yucel evren 
 12.12.2010 12:28
Cevap :
Sevgideğer, http://www.kucukisler.com/2010/12/12/chrondrostoma-nasus-camurcuk/#more-10013 Bilinç... belki de deliliğin üst noktasıdır. Belki de bizi delirtenler, deliliğin en üst basamağına çıkmamıza -bilinçsizce- yardımcı oluyorlar! Hayata bakışımıza saygı duyMAmaları bizim efendi kalmamız ve onları delirtmeyişimizdendir! Biz onlara benzeyemeyiz ki! Peki nasıl bilinçlenecekler bu durumda? Hep böyle zırvalayıp duracaklar mı? Belki de "bilinçaltı" bir dürtüdür onları böyle saçmalatan!.. Bilinci aç kişi, tımar isteyen at gibi huysuzlanıyordur belki. Belli ki "malları vardı, oradan biliyorlar(!!!)" Kır atın yanında duran ya huyundan, ya suyundan demiş atalar! İnsanın BAHTI KAPALI olursa, KRAL da olsa bilinci kapalı oluyor demek ki! Yazık bunlara. Sınıfın kabadayılarıyla iyi geçinerek kendilerini sağlama alan yanaşmalara benziyorlar. Kopya kuryesi bunlar! Sağdan alıp sola kopya uzatırken kendileri de nasiplenen cinsten! Bir özeleştiri de yapamazlar, vak'a bunlar! Sen de sağol Yucel.  13.12.2010 0:39
 

öylesine sentetik,plastik hale geldi ki yazarlar mı sadece ? "Çiçek açmadıkları dallarda "sözleri geçen ne SANATçılar gördük ahkam kesen...Eh! her zaman SANI DÜNYASI derim ya,,,, SANAN İNSAN,bırak kendini ne SANARSA SANSIN..SANAN İNSAN SANIR ORTALIKTA SALINIR,GERÇEK İNSAN SAKLANIR."BEN" DEMEKTEN UTANIR. sevgi ve içtenliklerimle can...:)

Şerife Mutlu 
 11.12.2010 19:58
Cevap :
Can Şerife, senin sözlerin benim için hep bir okul olmuştur, sağol. Hani ekmek kutsaldır ya emekçi toplumunda.. hani yerde bulduk mu öpüp başımıza götürürüz bir köşeye koymadan önce.. Kalem de öyle kutsal olmalıydı. Eline kalem alanlar ilkin "mahalle kahvesinden" çıkmalı, biraz okuyup araştırıp kendini geliştirmeli, sonra adabıyla edebiyle yazmalıydı. Olsun, toplum, eğer kanser gibi umarsız bir hastalığa yakalanmazsa, bir vücut gibi, er geç, toksinlerini kendiliğinden dışarı atacaktır! Mikropta çoğalma ve yayılma özelliği olduğunu da unutmamalı. Bütün hastalık örneklerinde mikropla baş etmenin pek de kolay olmadığını görmekteyiz. Sağlam dokulara da bulaşıyor! Bir de bakıyoruz, hiç ağrımayan başımız da ağrımaya başlamış! Haliyle soğuk kompres uygulayacağız ağrıya. Ee mikrop bu! Nerden bulaşacağı belli olmaz! Şıp diye bulaşır! Neyse.. Belki de mikroplardan uzak durup, enerjimizi güzellikler için harcamak! Ne zamandır bir şiir seslendirmedin Şeri, bekliyoruz. Gönül dolusu sevgiyle.  12.12.2010 17:31
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 133
Toplam yorum
: 798
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 1013
Kayıt tarihi
: 04.07.08
 
 

Yaşam, sorulardan ve yanıtlardan oluşmuş. Her soru, aynı zamanda kendinin yanıtı... Çift yumurta ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster