Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Aralık '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
374
 

Soğuk bir havada zile basıyorsunuz...

Soğuk bir havada zile basıyorsunuz...
 

Soğuk bir havada akşam vakti..İşinizden çıkmış eve gelmek üzeresiniz.Sokağın başında kafanızı kaldırıp bakıyorsunuz. Evinizin ışıkları yanıyor. Çocuğunuz gelmiş. Binanın önüne gelip zile basıyorsunuz, kapı açılıyor. Evinize giriyorsunuz. Dışarda müthiş ayaz var ama eviniz sıcaksa çok mutlu olmalısınız. Bu çok önemli. Evinizin sıcaklığı, şükretmek için iyi bir sebep.

Eve girdiğinizde, okuldan yeni gelen çocuğunuz size kollarını açıp koşuyor.Onu kucaklıyorsunuz. Onun evde olması, sağlıklı olması ve size gülerek koşması ne kadar güzel..Ne büyük mutluluk. Alın size şükretmek için muazzam boyutta bir başka sebep.

Sonra, sofrayı hazırlayıp oturuyorsunuz yemeğe..Mönüde ne var? Çorbanız var mı mesela..Ya da herhangi bir sıcak yemek. Yanına ne var, ekmek? Yoğurt? Kuru soğan ya da turp? Turşu?Harika..Hele bir de salatanız varsa tam ziyafet. İşte şükredecek bir sebep daha...

Televizyon açık bu arada. Haberler başlıyor. Maalesef berbat haberler genelde. Küresel ısınma, terör, hastalıklar, cinayetler, vs.vs. Dış dünyada manzara hiç hoş değil. İstanbul'da bir adam ailesini katletmiş...Filanca yerde sel baskınları.Yangınlar...Bunların tamamına yakınına karşı yapabileceğiniz birşey yok.Keşke dünyayı kaplayan kocaman elleriniz olsa her yere yetişebilseniz ama yok . Kocasının bırakıp gittiği, 8 çocuklu kadın için de birşey yapamazsınız. Evliyken, karısını bırakıp başkasıyla kaçan vefasız adamı, karısına geri de döndüremezsiniz. Yapabileceğimiz katkılar yok değildir ve tabii ki hayır yapmak çok fazla manevi haz veren bir konudur ama imkanlar da sınırlı.

Her neyse siz evinizdesiniz. Bu karamsar hatta çaresiz konulara fazla kafayı takıp ruh halinizi bozarsanız bu kez çevrenize karşı haksızlık yapmış olursunuz...kendiniz sorun haline gelirsiniz. O Halde? Nerede kalmıştık? Çorbada..Siz çorbanızı, yemeğinizi kaşıklayın ve yediğiniz lokmalar, sorunsuzca midenize gidiyorsa, midenizde bir sıkıntınız yoksa, ayağa kalıkıp sofradaki bulaşıkları rahatça mutfağa taşıyabiliyorsanız, en önemlisi çocukların neşesi yerindeyse, daha ne? Bundan daha büyük mutluluk olur mu? Allahaşkına! Siz mutlu olmak için başka ne bekliyorsunuz ki? Yoksa mutluluğu, sadece çok değişik yerlere seyahat etmek, şık restaurantlarda yemek yemek, eğlence mekanlarında "eller havaya" yapmak, ya da sınırsız alışverişten mi ibaret sanıyorsunuz? Eğer öyleyse, imkansız beklentiler ve hüsran içinde içinde, yaşadığınız anın tadını çıkaramadan, bugününüzü ziyan ederek yaşlanacaksınız demektir.

Çocuklarınızın gürültüsü ya da eşinizin bazı konularda fazlaca konuşmasından rahatsız olduğunuzda; iki kelime edebileceği, ya da anlattıklarını dinleyebileceği, yüzüne sevgi ile bakabileceği bir kişi bile olmaksızın bir kenarda kederle yaşayan insanları düşünün önce ve şükredin. Kapınızın zilini çalan arkadaşlarınız, komşularınız, size telefonla, maille, mesajla ulaşmak için çaba harcayan, size sevgi ve emek veren herkes için şükredin.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hepimizin ne yazık ki hatırlamayı unuttuğu tek önemli nokta hayatta.Huzurlu ve mutlu olmak için şükretmek.Ne güzel dile getirmişsiniz mutlu olmanın yada ona erişebilmenin hazzını.Ne yazık ki alışkanlıklarımızın,gelenek göreneklerimizin,yaşam biçimimizin değiştiği gibi mutluluklarımız,sevinçlerimiz bile değişiyor.Maddesel şeylerle mutlu oluyoruz artık.Sizinde söylediğiniz gibi bir yerlerde eğlenmek,alışveriş yapmak vs.Aslında kendi özbenliğimizi unutuyoruz.Bir an evvel silkelenip kendimize gelmeliyiz.Hani hep hayattaki birçok şeyin gidişhatını beğenmeyiz ya olumsuz diye.Onun için söylüyorum.Ben yazınızı çok beğendim yüreğinize ve kaleminize sağlık.Huzurlu ve sağlıklı günler diliyorum. :)

SEMRA SOBACI 
 26.12.2008 12:58
Cevap :
Günaydın.Yorumunuz için teşekkürler. Dünyada,herşeye sahip hiçkimse olmadığına göre, çözüm, kendimizi bizden azına sahip olanların yerine koymak bence.İyilikle kalın.  29.12.2008 10:10
 

Ağzınıza sağlık.Hayatta herşey bakış açısıdır. Kaybettikten sonra kıymeti anlaşılan varlıkların ardından ah vah ederek yaşanmaz. "Nereye kadar?" ve "neye rağmen?" diye sormadan, sahip olduğun herşeyin emanet olduğunu bilerek( buradaki "emanet" kelimesi dinsel bir tanımlama değildir) kotiğini bile zevkle içtiğin bir cigara içer gibi yaşayacaksın.Saygılarımla.

Uguristanbul 
 24.12.2008 13:42
Cevap :
Günaydın. Yorumunuz için teşekkürler. Dün geçmişte kalmıştır ve yarın belirsizdir.İçinde yaşanılan anın değerini bilmek bu yüzden önemli. Şimdinin tadını çıkarmak yani. İyilikle kalın  29.12.2008 10:12
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 146
Toplam yorum
: 219
Toplam mesaj
: 58
Ort. okunma sayısı
: 383
Kayıt tarihi
: 21.09.07
 
 

Merhaba...  Üniversite mezunu Kamu İdaresinde  çalışan bir bayanım. Ankara'da iki oğlumla yaşıyorum..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster