Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Eylül '21

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
101
 

Sohbet Tatlıdır

Bugün 2021- 10 Eylül Cuma. Değerli arkadaşım Erdoğan Teke Beyle, geleneksel hale gelen sohbetimiz için yine 14.02’de bir pastanede buluştuk. 90 dakika dolu dolu sohbet ettik. Midemiz doydu. Gönlümüz doydu. Dimağımız doydu.

Sosyal medyada olsun, bloglarda olsun midenin doyumuyla ilgili fotoğraflar yayınlanıyor. Peki, gönlün ve dimağın doyumuyla ilgili yazılar yayınlanıyor mu?  Geçen defa kıymalı börek yemiştik. Bu defa ise su böreğiyle doyduk. Peki, duygu olarak, fikir olarak ne kazandık dersiniz? Ne kazanmadık ki...

Sohbet karşılıklı diyalog gibidir; ama diyaloglarda olduğu gibi fikir ileri sürme, bu fikri çürütme vb. uğraşı yok.

Sohbet karşılıklı konuşma gibidir; ama karşılıklı konuşmada olduğu gibi gelişi güzellik yok.

Sohbet fikir ve duygu alışverişi gibidir; ama burada dershane havası yok. Öğretmen ve öğrenci yaklaşımı yok.

Sohbette fikirler ok gibi saplanmaz insana, fikirler havada yüzer sen istediğini alırsın.

Sohbette duygular buharlaşır. Bu buhar elini uzatırsan su damlacığı olup gönlüne akar.

Kısaca sohbet tatlıdır. Ama diğer tatlılar gibi şişmanlatmaz.

Bu arada şunu da ekleyelim: Bazı grupların sohbet adı altında fikir empoze etmeye/dayatmaya kalktıkları oluyor. Biz onlara sohbet demiyoruz.

Evvel zaman içinde duymuştum: Ağızdan çıkan fikirler ve duygular kaybolmaz, uzaya yayılır. Gerçekten sohbetimiz kaybolmuyor. Bazı konuları yazmıştım. Bunların bazıları kitaplarımda, bazıları bloglarımda, bazıları da arşivimde yerlerini aldılar. Diğer konuşmaları unuttuğum sanılmasın zaman zaman yeri geldikçe hatırlarım.

Bugünkü konuşmalarımızı da hatırlayacağız büyük ihtimalle.

Örneğin yöneticiliğin bir virüs gibi olduğunu hatırlayacağız. Öyle bir virüs ki ebediyen kurtulamıyor bu virüsü alanlar. Hırgürle vakit geçirmektense bu virüse, covid-19’dan beter bu virüse karşı aşı geliştirmek gerekmez mi? Gerekir gerekmesine; ama aşıyı bir başkasının bulmasını isteriz. Öylesine sorumluluktan kaçar olduk ki hiç sormayın. Kimyacılar grip, covid vb. aşıları geliştirmekle uğraşırken biz de “oligarşının tunç kanunu” denen koltuğundan ayrılmayı istememe hastalığına karşı bir aşı, bir ilâç, bir deva bulabilmeliyiz. Erdoğan Beyle beraber yararlı söyleşilerimiz olmakla birlikte böyle bir aşı geliştiremedik. Umarız ki üniversite öğretim görevlilerimiz bu konuda üstlerine düşenleri yapabilirler.

Yine böyle kalabalık, böyle kozmopolit ortamlarda akıl yürütmenin oldukça zor olduğunu da hatırlayacağız. Hatta akıl yürütenlerin rahat olamayacakları argo deyimle kafayı yiyeceklerini unutmayacağız.

Erdoğan Bey arkadaşım, az da olsa siyasete girmiş olduk, dedi. Evet, bazen kendi prensiplerimiz çiğniyoruz. Prensibimizi çiğnediğimizde değerli arkadaşım, 23 yıl Avrupa’da kalmanın verdiği alışkanlıkla ve kendine has olgunlukla özür diliyor. Peki, kanunları çiğneyenler hatta Anayasayı çiğneyenlerden hiç özür duydunuz mu? Dilemezler tabii; çünkü biz özür diletmesini bilemiyoruz. Bu konularda gelişmiş ülkelerden zerrece örnek de alamıyoruz. Doğrusu bizler de bir acayibiz. Gelişmiş ülkelerin olumsuzluklarını almakta bir sakınca görmeyiz; ama asıl alınması gerekenleri, almak şöyle dursun görmeyiz bile...

Sözlü sohbetimiz, öyle bir, eskiden haftada bir yazılan yazılı sohbetler gibi planlı olmuyor. Doğaçlama oluyor. Sözün burasında şunu da ekleyeyim. Sohbet ederken bize servis eden elemanlardan birine fotoğrafımızı çekmesi için ricada bulunduk. Tam bu sırada toprağı bol olsun ünlü fotoğrafçımız Ara Güler’in bir sözü aklıma geldi; ara güler ne güzel söylemiş; “rastgele çekilen fotoğraflar daha güzel çıkar, kıyıda köşede uyuya kalmak uykunun en keyiflisidir, plansız yapılan aktiviteler daha eğlencelidir. kısacası her şeyin kendiliğinden olanı güzel.”

Yanlış anlaşılmaması için tekrar edelim: Biz karşılıklı sohbetten söz ediyoruz. Bilimsel çalışmalardan değil. Bilimsel çalışmalarda elbette planlı olacağız. Şimdi diyeceksiniz ki dünya tersine dönüyor. Tersine mi? Biz dünyanın döndüğünü bile fark etmiyoruz ki...

Görüyor musunuz sohbet ne bereketli; her kelime, her cümle yorumlara açık. Erdoğan Beyle konuşmalarımızı geleceğe duyurmak için ne yapsak acaba?

“Acaba?” diyenlerin çok olması dileğiyle.

Sabahattin Gencal, Çekmeköy-istanbul, 10.09.2021

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 181
Toplam yorum
: 287
Toplam mesaj
: 13
Ort. okunma sayısı
: 625
Kayıt tarihi
: 29.03.11
 
 

1943'te Trabzonda doğdu. Erzurum Yavuz Selim İlköğretmen okulunu bitirdikten sonra girdiği Bursa Eğ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster