Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

kevser şekercioğlu akın

http://blog.milliyet.com.tr/kevser

13 Nisan '20

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
84
 

Sokağa Çıkma!

Cuma akşamı saat:10 telefonla sipariş ettiğimiz dondurmalarımızı yiyoruz kızlarla. Telefondan gelen bir haberle sokağa çıkma yasağını öğreniyoruz. En büyük kızım arıyor bir şey lazım mı diye. Hayır kızım her şey var diyorum. Satın alma ve tedarik konusunda uzmanım. Ortanca kızıma gel burada geçir istersen diyorum "Yok anne yatma kalkma saatleri uymuyor evde kalayım diyor. Komşum arıyor bir şey lazım mı diye.

 

Küçük kızlar huzursuz oluyorlar. Biri hepsi buraya gelsin hep birlikte ölelim diyor. Heyyy kimse ölmüyor, ölmemek için evde oturuyoruz diyorum. Yarım kalan dondurmalar biraz keyifsiz yeniyor. Zaten sokağa çıkamıyorduk ki... Camdan caddeyi seyrediyoruz, sigara kuyrukları oluştu, birileri bir yerlere koşuşturuyor. Araba trafiği hep bol olan kavşak da capcanlı. Hemen kafamdan iki günlük ihtiyaçlar geçiyor, rahatım. Sakin ol!

 

Koltuk minderlerinden yer yatağı yapıyorlar, öyle olmaz diyorum. Minderlerin üzerine bir yorgan bir battaniye seriyorum. Onlar da böyle kendilerini güvende hissediyorlar demek ki. Kedi onların ayak uçlarına kıvrılıyor. Hepsinin karınları tok, güvendeler daha ne olsun. Anne bizi okur musun? Okuyorum, üflüyorum abartılı, sonra dönüp romanımı onların yanında okuyorum.

 

Yaz tatilinde Akçakoca'ya gittiğimiz de fındık zamanı yağmur yağınca çok seviniyorduk çünkü iş olmuyordu. Büyük amcamın kızlarıyla uyuyorduk, kalabalık yer yataklarına sıralanarak. Beş taş, otuz taş oynuyorduk annem yatın diye bağırana kadar. Onları hatırladım. Bizler anneanne, babaanne olduk bu nesil de mutlu ve sağlıklı olsun diye sayıklamaya başladım. Radyoda annemin plakları programı var. Şarkı aralarında Özdemir Asaf ve Can Yücel'den şiirler okunuyor. Kulaklarım dört açılmış, okuyorum ve bir taraftan tedirgin sessiz dinliyorum hayatı.

 

Karantina, sokağa çıkma yasağı, virüs, bu başka, güvensiz-savunmasız-kahpe bir hayat savaşı. Öncesi-şimdisi-sonrası hep karışık ve belirsiz. Yönümü ne tarafa çevirsem? İçimdeki sesleri sessize almaya çalışıyorum. Ne güzelmiş, o sıkıcı-yorucu-koşuşturduğumuz hiç bir şeye yetişemediğimiz hep aynı rutin hep aynı plağı çalan zaman.

 

Karga seslerine uyanıyor İstanbul. Sakin, tertemiz bir bahar havası, kumrular da gugukluyor arada. Kimsesiz küskün bir şehir ama inanılmaz güzel. Fotoğraf çekip yolluyorum Bakanıma. Normalde hiç susmaz şimdi ambulans sesi yok şaşırıyorum, belki de yol boş diye sesi çıkmıyor onların da. Çok mutluyum kızlar, yıllardır böyle sakin bir gün yaşamamıştım diyorum. Benim bu nazarcı gözlerim dikilir bu huzura bilirim, kulağımı çekip vuruyorum kapıya.

 

İzabel, on bire doğru mızıklanmaya başlıyor. Kızım bak bu gün sokağa çıkamıyoruz lütfen tadımızı kaçırma, bak herkes evde beslediği hayvanı sokağa bırakmış ona göre diyorum. Koltuğun tepesine tüneyip, caddeyi seyrediyor ama bir sıkıntısı var gibi. Gidip  kulaklarını severek bırakmam sakın merak etme diyorum. Öğleden sonraya  kadar ara ara ağlıyor, anlatıyor, babasıyla konuşup haber veriyorum. Veterinerler yediye kadar açık götür istersen diyor. Kızlar, maske ve eldivenler kediyi alıp çıkıyoruz sokağa.

 

Yola iyi bakın belki de ömrünüz boyunca bir daha böyle bir manzara göremezsiniz diyorum. Umarım bir daha böyle boş hayalet gibi görünmez sokaklar. Polisler bizi durdurmuyor. Salgın filminin çekiminde başrol oyuncuları gibiyiz. Yaptığım şakaya uyarlayarak kendimi gerçekten Bakan karısı gibi hissediyorum, yol benim için boşaltılmış sanki. İzabel'e röntgen çekiyorlar, kalça kemiğini kırmış. Ağrı yüzünden tuvalet yapamadığı için gaz sıkışması. Lavman, ağrı kesici yapılacak, burada kalsın yarın hocamız gelince kesin karar verilir diyorlar. Şaşırıyoruz ve çok üzülüyoruz.

 

Bebekliğinden beri dolapların tepesinden uçarak gezen bir kedi o. Çatıda onu kovalayan martılara bile yakalanmıyor. Boş sepetle dönüyoruz eve. İki kez polis çevirmesi, geçmiş olsunlar, yol da sokaklar da umurumuzda değil. Günlerce süren fırtınadan sonra hava inanılmaz güzel. Pazar'ı yani bu günü sakin geçiriyoruz. Telefon ettim İzabel, yorgunmuş, iyiymiş ama yemek yemiyormuş. Yarın durumuna bakıp ne yapılacağına ve ne zaman alacağımıza karar verilecekmiş.

 

İki günlük sokağa çıkma yasağı telaşında oluşan mizahlar arasında en çok içecek ve gofret için sıraya girenler için, sizin beyniniz ölmüş cahiliye bölümüne bir başvurun hoşuma gidiyor. Yarın okul var kızlar vaktinde yatılacak diyorum. Televizyonda ki alt yazıda SON DAKİKA İçişleri Bakanı Süleyman Soylu istifa etti yazısı geçiyor. 12 Nisan 2020 tarih atma ihtiyacı duyuyorum. Siyasetin içine girmek istemiyorum ama bu haberi yazmadan geçmek de olmaz. Ben şimdi uyuyayım yarın tüm yazılanları kızlar dersteyken okurum.

 

İyi geceler dünya, bambaşka planlarla değil gerçekten her açıdan sağlık, her açıdan bereketli, her açıdan güçlü kuvvetli ve her açıdan severek-gülerek yaşamamız için döner misin lütfen. Felek, çorap örme artık havalar ısınmaya başladı biz yalın ayak da gezebiliriz. İyi geceler dünya, güzel sabahlara uyanmak üzere.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Geçmiş olsun. İzabel nasıl oldu? Yüksek bir yerden düşmüş olmalı. Dilerim kolay atlatır. Kediler dört ayak üstüne düşse de yükseklik artınca zarar görebiliyorlar. Dilerim durumu iyidir.

devrimce 
 15.04.2020 0:35
Cevap :
Hala klinikte iki gündür daha iyi ameliyatsız kontrol altında kaçak. Çoook teşekkür ediyorum ilgine?? Sağlıklı kal  15.04.2020 10:23
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 355
Toplam yorum
: 1578
Toplam mesaj
: 310
Ort. okunma sayısı
: 871
Kayıt tarihi
: 15.01.07
 
 

1965 Akçakoca doğumluyum. Evli ve dört kız annesiyim, küçük bir kızın  anneannesiyim. A.Ü. Halkla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster