Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Şubat '11

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
474
 

Sokağın enflasyonu ve kayıp orta direk

Sokağın enflasyonu ve kayıp orta direk
 

Ne hazin manzara değil mi?


Türkiye büyüyor, gelişiyor, yıllık enflasyon öngörüldüğü gibi tek haneli rakamda kadı ( % 6 küsur ), ihracatımız 110 milyar doları aştı, G 20 üyesi olan Türkiye’nin, 10-15 yıl içinde dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasında yer alması bekleniyor. Bütün bu açıklama ve haberlere baktığınızda, gelinen noktanın ülkemiz adına önemli bir başarı olduğunu görerek seviniyor, gururlanıyoruz.

Peki, bu tablo ülke gerçeklerini tam olarak yansıtıyor mu? Büyümenin nimetlerinden toplumun bütün kesimleri eşit olarak yararlanıyor mu? Açıklan enflasyon rakamı ile sokağın enflasyonu örtüşüyor mu? Kısaca, vatandaşın yaşam koşulları eskiye oranla daha iyi bir noktaya geldi mi? Bu soruların yanıtlarını alabilmek için sokaktaki insana; çarşıda, pazarda, her yerde her kesimden insanın konuşmalarına kulak kabarttığınızda durum hiç de öyle görünmüyor.

Ev kirasını, elektrik, doğalgaz, su parasını ödeyemeyen, kredi kartı batağına saplanmış, en önemlisi gelirleri yetmediği için iyi beslenemeyen ve gıda harcamalarını kısan insanların feryatları duyuluyor her tarafta. Aile içinde, yakın çevrenizde, eş dost ve akrabalarınızdan da bu durumda olanlar vardır şüphesiz. Asgari ücretle çalışanlar, emekliler, sabit ve dar gelirliler hayat pahalılığı altında giderek fakirleşiyor, bunalıyor, işte onların enflasyonu çok daha yüksek.

Bütün bu olumsuzluklar sonucu bunalıma giren insanlar, bozulan sağlıklarını koruyabilmek için artan sağlık harcamaları ile de baş etmek zorunda kalıyor. Bu moral çöküntüsünün toplumun büyük bir bölümünü ciddi şekilde etkiliyor.

Bir zamanlar, 60’lı, 70’li yıllarda, orta direk diye bilinen bir tabaka vardı ve toplumun büyük çoğunluğunu onlar oluştururdu. Bugünkü değerlere göre belki daha az maaş ve ücret alırlardı ama yaşamları daha dengeli ve güvenliydi. En azından, barınma, beslenme ve sağlık harcamaları altında bu kadar ezilmiyorlardı. İşte bugün o, orta dire yok artık, herkesin gördüğü, bildiği, hissettiği, yaşadığı ama doğrudan itiraf edemediği moral çöküntüsü burada yaşanıyor. Bu görüşü doğrulayana en büyük kanıtta, ülkemizdeki yoksulluk, işsizlik rakamlarının ürkütücü artışıdır.

Nitekim, TÜİK, Ocak ayı başında açıkladığı raporda, Türkiye’de 12.7 milyon kişinin yoksul olduğunu bildirdi; ve nüfusa oranı ise % 18. Bir başka deyişle sokaktaki her beş kişiden biri yoksul ve daha da büyümesinden duyulan endişe var. İşsizli oranının da % 10-15 bandında gidip geldiği dikkate alınırsa durum hiç de iç açıcı gözükmüyor. İşsizliğin bu kadar artmasına belki de en önemli sebep olarak, Tarım’daki büyük daralma ve işgücü kaybı gösteriliyor. Bir zamanlar, Tarımda dünyada kendi kendine eten 7 ülkeden biri olarak bilinen Türkiye, artık birçok tarım ürününü ithal etmek durumunda.

Tüm bu açıklama, veri ve tablolar karşısında, yine Ocak ayı başında, İş bankası genel Müdürü Ersin Özince’nin çarpıcı ve düşündürücü bir tespiti oldu; Özince, “ Türkiye’de biz büyüyoruz, büyüyoruz da, ne kadar sağlıklı büyüyoruz? Neremiz, hangi yönümüz büyüyor? Yani içimizde bir ur mu büyüyor? Sonunda bizim insanımızı bundan elde ettiği refah seviyesi ne oldu? “ şeklindeki sözleri ile adeta son noktayı koymuş olmuyor mu?

Dünya harikası bir coğrafyada, bereketli topraklar üzerindeki Türkiye, orta direkli yıllarını çok arayacak.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Enfal bey; benim hiç anlamadığım samimi bulmadığım bankacıların dedikler(İş bankası genel müdürü demiş ya..)..sistemin adı ve ideolojisi ne olursa olsun hep kar da olan bankalar ve devlettir..birey ya kurban yada kobaydır genelde..Ülkede varlık,bolluk var desen var dibine kadar yoksulluk ve zorluk var desen o da var..yani istersen nalına istersen mıhına vuracak kadar he ikisi de var..ülkemizde hayvancılık ve tarım harika yapılabilecek bir alan iken turizm ve başka bir sürü ıvır zıvır işlere yapıştık(olsun bu kötü bişey değil) halbuki bu ve benzeri sektörlerin doyma,kayma ve kırılma noktaları çok kısa ve zayıf...Tarım ve hayvancılık harika ve muhteşem bir alan umarım bu sektörde doğru akıllı işlerimiz çoğalır..sayılar,istatistikler vs ler pek aklıma girmez..dilerimki adaletli dağılımın hakca paylaşımın olduğu bir dünyamız ve ülkemiz olsun...selamlar.

cinford ali duran 
 10.02.2011 15:51
Cevap :
Değerli kardeşim, ilginiz ve yorumunuz için teşekkür ederim. Eğer Türfkiye, bu eşsiz bereketli topraklar üzerinde, tekrar ve daha ileri teknolojiyle Tarım'a yönelebilirse sanırım işsizlik de büyük ölçüde azalır. Hakça bir kazanç ve bölüşüm ise hepimizin hem ülkemiz ve hem dünya insanları için en büyük dileğimizdir. Selam sevgi ve saygılarımla.  16.02.2011 14:30
 

YAzınız doğruları söylüyor ve ben enflasyon hesaplanırken hangi ürünü baz aldıklarını çok merak ediyorum doğrusu. İstatiskler sokağı yansıtmıyor maalesef. İnsanlar zor durumda. Fakat şu da var ki, 60 lı 70 li yıllarla kıyaslandığında, Türkiye çok farklı bi sistem içersinde. O yıllarda tüketim azdı, nerdeyse satın alınacak mal yoktu. İnsanların paraları az da olsa vardı fakat harcayacak yer yoktu. Şimdi mal da, hizmet de fazlasıyla var ama, harcayacak para yok. Bu da insanları hep daha fazla tüketmeye itiyor. Tüketerek mutlu olacakları empoze edilmeye çalışılıyor. Her ikisi de çok fazla. Yok mu bunun normali? İzmir'den selam, sevgiler...

Nev 
 08.02.2011 20:28
Cevap :
Sevgili Nilüfer, yazımı kısaca ve çok doğru özetlemişsin, teşekkür ederim. Tabi o zamanlar, TV yeni yeni hayatımıza giriyordu, bilgisayar ve cep telefonu vs. gibi ürünlerle henüz tanışmamıştı toplum. Sona bir bombardıman başladı ki ya hey(!) Pek tabi hedef önce gençlerdi ve sonra bütün toplum. Bir tüketim çılgınlığı herkesi esir aldı ve sonra ödeme güçlüğü içinde bunalan yığınlar yarattı. Eski bir deyişle, kimse ekini belli etmemeye çalıştı, aile ve eş dost yardımlaşması,ardından yastık altı imkanlar zorlandı:ve şimdi çaresiz mutsuz bir toplum kıvranıp duruyor. Silivri'den selam ve sevgilerimle.  10.02.2011 12:35
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 217
Toplam yorum
: 284
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 1910
Kayıt tarihi
: 02.07.06
 
 

Yazmak, ufkun da ötesine taşan engin bir serüven gibi gelir bana ve gençlik yıllarımdan bu yana v..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster