Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Ocak '09

 
Kategori
Kent Yaşamı
Okunma Sayısı
508
 

Sokağın içinden geçenler

Sokağın içinden geçenler
 

www.ozgurcedusler.com/cesitli-resimler/58443-...


Güneş daha doğmamış. İç ürperten serinlik sokağın bir başından girerken beraberinde fırından çıkan taze ekmek kokularını da alıp burnunuza kadar getirerek kendini affettiriyor.

Anneler uyanıyor herkesten önce. Uyuyamayanları saymazsak...

Bakkalın kepenk sesiyle onları beşikteki bebekler takip ediyor avaz avaz bağırarak.

Sonra babalar... çalışkan, tembel, işi olup umudu olmayan, "bugün mutlaka" iş bulma umudu olan, ya da ne işi ne de umudu olan, akşamdan kalan, metresinde kalan, hastanede uyuyakalan, hepsi ayrı bir hikaye; hepsi ayrı bir roman babalar...

Sonra çocuklar güneşle beraber. Hayatın anlamı, körpe, umudun, neşenin kaynağı; fakat bunların hiçbirinin farkında olamayacak kadar masum sahipli ya da sahipsiz gürbüz ya da cılız çocuklar...

Çöpçü terkederken sokağı tablacı giriyor bir baştan avazı çıktığı kadar bağırarak. Ne kadar bağırırsa o kadar işler yolunda gidecek sanarak. Tenorlere -tersten- pabucunu ters giydiriyor.

İşte koşuşturmalar başladı. Yoğun parfüm, krem, traş losyonu, tütün, kokularıyla ve akşam tekrar eve dönmek ya da ıssız bir adada herkesten herşeyden uzakta olmak umuduyla insanlar sokağı umursamadan gelip geçiyorlar sokağın içinden. Bazılıarı sokağın bağrından kopup gidiyor. Bazıları geceden hazırlamış valizi çoktan gitmiş bile bir daha dönmemecesine.

Çocuklar sokağa hayat vermek için çıkıyorlar evlerinden; oyunları, çığlıkları, yaramazlıkları ve daha bir çok güzellikleriyle.

Sonra sokağın önceden tanıdığı, hatta bazılarıyla akraba olduğu yüzler geçiyor yakışıklı, güzel, sağlıklı, engelli, türlü gövdeler üzerinde. Çoğunu hiç görmedi önceden yeni geçiyorlar onlar sokağın içinden. Onlar geçerken bir taraftan kahvecinin "çaaaay" diye bağırışları, annenin çocuğa çocuğun anneye bağırışları arasında; türlü müzik seslerinin yankılarıyla, pişen yemeklerin ve telaşlı insanların silik kokularıyla gün de geçip gidiyor sokağın içerisinden.

Akşam oldu evli evine... Heveslileri eğlence yerine... Sokakta yine müzik bu sefer en yorgunu en dertlisinden. Yeni yetmelerin duvarların üstünde ya da apartman önlerindeki gürültülü muhabbetleri karışıyor bu müzik sesine. Biri çocuğunu, diğeri dargın da olsa kocasını, bir diğeri gelmeyeceğini bile bile uzaklardaki sevgilisini gözlüyor evlerin pencerelerinden.

Sonra yine karanlık, sessizlik ve serinlik alıyorlar eski yerlerini. Sıra ayıplananlarda, kaçaklarda, alemcilerde, nöbetçilerde ve fırıncılarda. Onlar için gün yeni başlıyor. Biraz garip oluyor ama başka türlü de yaşanmıyor.

Her gün sokağın içinden neler geçiyor kimbilir.

Sahi sokağın dili olsaydı neler anlatırdı bir günlük döngüde? Ya şehrin dili olsaydı... Ya dünyanın..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 36
Toplam yorum
: 33
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 1052
Kayıt tarihi
: 10.06.07
 
 

Fen Bilimleri Öğretmeniyim.  Okur yazar biriyim sanırım. Çoğunlukla okur; arada yazar... Uzun..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster