Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Aralık '06

 
Kategori
Kent Tarihi
Okunma Sayısı
2141
 

Sokak çeşmeleri

Sokak çeşmeleri
 

Herkesin elinde bir pet şişe taşıdığı günümüzde, sokak çeşmelerinin yeni yetişen gençler için hiçbir anlam taşımadığını fark ediyorum. Çoğu kırılan, dökülen ve harap vaziyette bulunan güzelim çeşmelerin bir çoğundan zaten bugün su da akmıyor. Akanların bir kısımının da muslukları bozulmuş.

Türk medeniyeti tarihinde önemli bir yeri olan çeşmenin, çok yaygın olmamakla birlikte önceki medeniyetlerde de kullanıldığı biliniyor.

Temizliğe ve dolayısıyla suya büyük önem veren müslümanlar, toplumun su ihtiyacını gidermek için vakıflar kurmuşlar, sadece yerleşim birimlerine değil, yollara (menzil çeşmeleri), açık arazilere (çoban çeşmeleri) de pınarlar, çeşmeler yaptırmışlardır.

Çeşmenin ilk şekli elbette tahmin edebileceğiniz gib, su içmeye yarayan bir kurnası ve hayvanların da faydalanmasını sağlayacak yalağı bulunan minik su depoları şeklindedir.

Su kaynaklarının giderek yok olmasıyla devamlı akan pınarlar yerlerini ucunda bir musluk bulunan çeşmelere terketmiştir. Musluk, üzerinde hiç durup düşünmediğimiz basit, ama gördüğü işlevle gerçekten müthiş bir âlettir.

Damlayan muslukların çıkardığı pıt pıt sesinin insanı sinir etmesi bir tarafa, bir anda su faturasını nasıl kabarttığını, çocuklar farketmese de ödemeyi yapan babalar çok iyi bilirler.

Musluk diye bir şeyin olmadığını düşünebiliyor musunuz? Belki soru bazılarına çok garip gelmiştir. Peki bir evde su olmadığını düşünebiliyor musunuz? Bu soruyu daha da garip bulanlar olacaktır biliyorum.

Bugün artık büyükşehirlerin varoşlarındaki gecekondular dahil, nüfusun büyük bir kesiminin, en azında bu blogu okuyanların hepsinin evinde su vardır sanırım.

Ama bir zamanlar pek çok evde su yoktu. İnsanlar ellerindeki kaplarla sokak çeşmelerinin başında kuyruğa girip evlerine su taşıyorlardı.

Temizliğin olmazsa olmaz şartlarından biri sudur. Medeniyetin belirtisi ve özelliklerinden biri de temizlik... Su olmasa ne yapardık, düşünmek bile istemiyorum. Meselâ çeşmelerden su yerine gazoz aksaydı, kola aksaydı, şarap aksaydı, acaba halimiz ne olurdu?

On on beş sene öncesine kadar İstanbul başta olmak üzere birçok şehirde su kesintileri ve kısıntıları vardı. O günlere de yetişmemiş genç kuşaklar, suyun kıymetini tam olarak bilmiyorlar gibi geliyor bana. İnşaallah bunu bir kıtlık ve yokluk vesilesiyle öğrenmek zorunda kalmazlar.

Bir diş fırçalamak veya el-yüz yıkamak için kaç litre suya ihtiyacımız vardır acaba? Aslında o kadar çok değil. Yarım litre suyla elinizi yüzünüzü yıkayıp dişlerinizi rahatça fırçalayabilirsiniz. Evlerine sokak çeşmesinden su taşıyanlar zaten mecburen bu iş için bu kadar su harcayabilirler.

Ancak genç arkadaşlarımız eminim ki, bir diş fırçalayıncaya kadar elli kilo su tüketiyorlardır. Nereden mi biliyorum? Ben uyarmazsam oğlum öyle yapıyor da ondan biliyorum. En başta diş fırçasını ıslatmak için açılan musluk, işlem bitinceye kadar dakikalarca akıyor da akıyor.

Kaldı ki eskiden musluklarımız zor açılıp zor kapanırdı. Hem açarken, hem kaparken uzun uzun çevirmeniz gerekirdi. Şimdi neredeyse dokunmatik denecek kadar kolayca açılıp kapanan musluklar var. Bunu bile kullanmaya üşenenlere ne demeli bilemiyorum.

Atalarımızın emek harcayarak, para harcayarak sırf hayır olsun diye yaptırdığı o kendine has mimarisiyle sokaklarda karşımıza çıkıveren şirin çeşmelerin hak ettikleri bakımdan uzak hallerine üzülmek bir yana, açık kalmış musluğundan sürekli suların aktığını görmek beni kahrediyor.

Her gördüğümde hemen çeşmeyi kapatmaya çalışıyorum ama, ne yazık ki bozulmuş. Boşa akan suyun maliyeti ve kıymetiyle ilgili bilgilerden yoksun olduğumuz için bunlara zarar vermeyi hiç önemsemiyoruz, bu değerli malzemeleri heder etmeyi, bir oyun, bir eğlence zannediyoruz.

Her gün tonlarcasını kirletip döktüğümüz bu suların ne zorluklarla, ne fedakârlıklarla elde edilebildiğini bir bilsek... Kendi imkânlarımızla bir bardak suyu yaratacak gücümüzün olmadığını bir farkedebilsek... Eminim hayatımızda çok şey değişecektir...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 859
Toplam yorum
: 1414
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 958
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, ekonomik..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster