Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Ağustos '13

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
669
 

Sokrat Akademisi / Bir düşüncenin doğruluğu nasıl anlaşılır?

Sokrat Akademisi / Bir düşüncenin doğruluğu nasıl anlaşılır?
 

Aslında anlaşılmaz; Tanrı’nın sözlerine bile tereddütle baktığımıza göre kesin dediğimiz o doğru hiç yoktur. Söylediğimiz, yazdığımız şeyler ilgi çeker, beğenilir, istek ve ihtiyaçlarımıza karşı gelir ve biz ona doğru deriz.

Peki, o halde insanlar doğru dedikleri o şeyin peşinden niye koşarlar? Çünkü doğru kişiye cennetin kapısını açar(en azından öyle inanılıyor),para kazanmasına yardım eder (tam tersi diyorlar ama) ve karizma katar (herhalde buna itiraz eden olmaz) Elbette en önemlisi yanlış yaptığımız zaman istediklerimize ulaşamadığımız gibi istemediğimiz sonuçlar da doğar. Kısaca doğruyu yapmama şansımız yok.

Kişilerin doğru yolda yürüme mücadelesi biraz vatan kurtaran Şaban tarzında. Yani insanlar doğru yolda yürüdüklerini sadece sanıyorlar. Çoğu kimse yaptığının doğruluğundan yüzde yüz emin değil. Daha önce de benzerini yapmış, ya da yapıldığını duymuş/görmüş, o tecrübeyle zarara da uğramamışsa (başka da bir yol bilmeyince) doğru olduğunu bildiği şeyi yapar. Fakat bizimki zamanı ve değişen şartları unutur. Her devire uyacak düşünce yoktur.

Doğru dediğimiz bu “düşünce kabulleri” yanlıştan daha az yanlışa doğru sıralanır. Hiçbirinin mutlak kurtarıcılığı yoktur. Kötü fikirle başarı sağlayan iyi adamlar ve iyi fikirle çuvallayan beceriksizler olmuştur. Bunun anlamı uygulayıcının etkisinin yüksek olmasıdır.

Bir düşüncenin doğruluğunun referansı sağladığı sonuçtur. Beklentileri –yan etkileri de hesaba katarak-en yüksek ölçüde karşılayan fikirler doğru sayılmalıdır.

Düşünceler hayatı en iyi şekilde yaşamak için kullandığımız yöntemlerdir. Bunlara deneyle, düşünerek, yaşayarak ve tecrübe ederek ulaşırız. Bilimsel deneylerle ulaşılan düşünceler önemlidir; ama her düşünceyi deneyleyemeyiz. Sadece daha önce elde ettiğimiz sonuçlara ve fikrin aklımıza uygunluğuna bakarız. Hesabı kitabı yapılmış, doğruluğu deneylerle kanıtlanmış düşünceler güvenilirdir ancak uygulayanın özellikleri ve uygulama koşulları nedeniyle bunlar da iyi sonuç vermeyebilir. Yani bilimsel diye fazla güvenmemek lazım. Bilim dışı düşünceler (deneylerle doğruluğu kanıtlanmamış diyelim) bizleri yanlış yollara da götürebilir ve bunun bedeli ağır olabilir.

İşte bu durumda düşünce adamları devreye girer. Güvenilir midirler? Hayır. Her şeyin doğrusunu bilirler midir? Hayır. Yani Sokrat konuştu, buna inanalım diyemeyiz. Ama insanları da salt kendi beyinleriyle baş başa bırakamayız. Bütün referansları deneyli bilimden (ölçerek, tartarak sonucu belli edilmiş) alamayacağımıza göre bu düşünce adamlarının aklına güvenmek zorundayız. Sıradan insandan daha iyidirler; çünkü işleri düşünmektir.

Burada yapılan hata bu düşünce adamlarına (ki söyledikleri deneylenmese bile bilim adamı sayılırlar) gereğinden fazla önem verilmesi söylediklerine inanılmasıdır. Oysa çoğunlukla söylenenlerin sağladığı neticeyi görmemişizdir. Kafamıza yatar, hoşumuza gider, doğru deriz.

Aslında uyguladığımız (inandığımız, bağlandığımız) bütün düşünceler deneylerle sabit olabilse. Ama işte ölçülemeyen çok sayıda kavram ve konuda düşüncelerimiz vardır. Bu soyut düşünceler bilimsel veriler hatta daha fazla yaşamımıza etki eder. Örneğin ahlak bir düşüncedir. İnançlar ve benzeri söylemler baz alınarak belli düşüncelerle ahlak denilen bu formasyon meydana getirilmiştir. Bugünkü bu ahlak formasyonu insanların çoğu tarafından kabul edilmiştir. Oysa sonuçları iyi değildir. Örneğin ahlak kurallarına uymamanın karşılığında insanlar ölmektedir. Oysa Allah’ın emirlerine dahi uyulmadığı zaman ölüm olmamalıdır. Biraz da bu ahlak kurallarımız Allah’ın emri gibi algılandığı, koruma/koruma endişesi içerdiği için böyle olmalı. Sonuçta ahlak dediğimiz zararı faydasından çok (bir kadının affedersin poposu görüneceğine ölsün diyebilir misiniz) sakat düşünceler formasyonudur.

Bilimsel düşünceleri şüphesiz alıp kabul edeceğiz. Diğerlerini ise Pazar tezgâhında seçer gibi mantığımıza uyması, hoşumuza gitmesi halinde sadece bir defa (ama eksiksiz) uygulama şansı vereceğiz. Sonuç olumluysa (ayrıca işimize yarıyor, bize de gerekiyorsa) modası geçinceye kadar (gereği kalmayıncaya kadar) alıp uygulayacağız.

 

 

Birgül YILMAZ, Abbas Oğuz bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kıymetli korkusuz Kerim : Düşünceler ifade edilmediği müddetçe , zararlı yada fayda olup olmadığı anlaşılmaz.Selam ve saygılar sunuyorum.

Mehmet Burakgazi 
 26.08.2013 15:47
Cevap :
Neden aykırı yazılarımıza dalıyorsun o zaman?Çok iyi adamsın da bence açın biraz dar.Güneş gibi olmalısın.O ayırıyor mu karanlıkmış,çamurmuş,pislikmiş,kötülük yuvasıymış,kurt iniymiş...Salıyor ışığını aydınlatıyor...Ah dostum,bendeki olumsuz gördüğün o yönlerimi alsan geriye hiç bir şey kalmaz!  27.08.2013 18:16
 

ne kadar çok şey bilirsek o kadar az yanılır ve bize sunulanlardan seçeceklerimiz o kadar doğru olur. her zaman ve ortamda daima ve mutlaka geçerli olabilecek bir doğru yoktur. çünkü doğrularda zamanın ve şartların değişmesiyle değişirler. ortaçağlarda sonsuza kadar kendisine uyulacak ve inanılacak sanılan dinler bile bugün özellikle batı ülkelerinde terkedilmiştir. batı ve kuzey avrupa'nın şehirlerinde bir dine inanandan çok inanmayanlar çoğunluktur bugün. komünistlerce bilimsel ve mutlak doğru olduğu için bütün insanlığın eninde sonunda komünist olacağı savı bugün komik gelmektedir insana. bilimde de newton fiziğini, einstein görelilik kuramı, görelilik kuramını kuantum mekaniği mutlak doğruluktan çıkarmış. kuantum mekaniğide bugün sicim teorisi tarafından yanlışlanmaktadır. hayatın getirdikleri ve zorlamasıyla bizim insanlık olarak görevimiz hep daha iyi ve mükemmele ulaşmak için çabalamaktan, bilmekten, davranmaktan vazgeçmemektir.

baki kılınç 
 23.08.2013 13:16
Cevap :
Konuya bilim açısından yaklaşınca böylesi özgün yorumlar ortaya çıkabiliyor.Yazılan ve söylenenleri tek tek inceledim.İtiraz edecek bir yön bulamadım.Çok güzel düşünceler bunlar.  24.08.2013 20:32
 

Günah ve sevap için değil de sadece "doğru-iyi" insan olabilmek için biraz emek verilse bu aksaklıkların pek çoğu çöpe gider. Elinize sağlık kerim bey saygılar selamlar

Cemile Torun 
 22.08.2013 23:39
Cevap :
Haklısınız Cemile hanım.  24.08.2013 20:36
 

Akla pek hissettirmeden düşüncenin onu onardığını kesinlikle gözardı etmemeliyiz.Ancak yeterli ve doğru,sağlıklı bilgiyle onurlandırılmış düşünceye ihtiyaç duyulur;kimisinde bu devamlı ışıldayan bir elmas değerinde kimisinde de hem kendine hem de başkasına inip kalkan bir balyoz işlevindedir...Tercih zorunluluğunu belirleyen de yine bilgi kapasitesidir sanırım...Elinize sağlık,Kerim bey dostum.Resimdeki çocuğun düşünceyi gülümsetmesi de bir harika aslında.Selamlar.

Abbas Oğuz 
 22.08.2013 15:17
Cevap :
Dediğiniz gibi yeterli ve doğru düşünce...  24.08.2013 20:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 5252
Toplam yorum
: 13613
Toplam mesaj
: 282
Ort. okunma sayısı
: 663
Kayıt tarihi
: 21.09.08
 
 

Sadece sayfalarda kalan yazılar şaheser olsalar bile önemsiz ve anlamsızdır. İnsanlara ulaşan ve ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster