Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Şubat '09

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
574
 

Sol devletin neresindedir?

Sol devletin neresindedir?
 

Bu bir fil midir?


Her külhanbeyi tarzının bir cazibesi vardır.

Hayatları, yaşamın içinde yaşanan haksızlıkları sineye çekmekle geçmiş insanlara, bir şeye karşı çıktığını dile getirmek, kolay bir dikkat çekme yöntemidir.

Örneğin Ahmet Kaya’yı var eden, o tok sesi kadar, 12 eylül cenderesinden sonra sesi ilk kez çıkan insanlardan olmasıdır.

Ahmet Kaya modern külhanbeyi tarzının en iyi temsilcilerindendir. “Yorgun Demokratları” eleştirir, “Devrimcilikten” dem vurur, “Başının belada” olmasıyla övünür, “silahını helada unutur” vs. Harbidir, yüreklidir, magazinciler derneğinin toplantılarında çıkar “Kürtçe kaset çıkarmak istiyorum” der, ardından popülist Türk milliyetçileri tarafında linç edilmek istenir. İçeriği nedir önemli değil ama birkaç zirzopun bulunduğu ortamda çıkıp bir şeylere karşı çıkabilmek, onu “devrimcilik” kategorisinde birkaç basamak yukarı çıkarır.

Ama bu onun bir türlü denge tutturamayan, yalpalayan, kavramlar üzerinde bir söylem gerçekleştiremeyen, yarım yanlış içine çekilen az doğru ve bolca dolgu malzemesi üzerine bir söylem tutturmasının önünde bir engel değildi. Onun karşı duruşunun düzeyi "mafya özenticiliğinden" öteye de geçemedi.
…………………………

Hitler’i de iktidar yapan da böylesi bir söylem tarzıydı. O da her şeye karşıydı. Fransızlara karşıydı. Almanlar Versay anlaşması ile köşeye sıkıştırdıkları için. Kiliseye karşıydı. Almanları sömüren düzenin üstünü örttüğü için. Marksistlere kızgındı. İşçileri yüce devlete, dolayısı ile Alman toplumuna ihanet etmeye teşvik ettikleri için. Yahudilere karşıydı. Çünkü büyük sermaye onlardı. Demokrasiye karşıydı. “gücün ve enerjinin vazgeçilmez hakkı olan imtiyazlardan, işe yaramaz kalabalıkların sayıca çokluğu uğruna fedakârlık ettiği için”. Ama ne gariptir, o insanlara cazip gelen söylemlerine her birisinden birkaç tutam eklemekten de çekinmezdi. O nedenle partisinin adına “sosyalizm” eklemekte bir sakınca görmedi. Ama iktidara gelince ilk ortadan kaldırdığı kişilerde sosyalistler oldu.

İşte o her şeye karşı olan Hitler, hem de kitlelerin oyları ile iktidar olabildi. Çünkü kendi iradelerine güvenmeyen insanlar için, demagoji kolay yutulan ve hazmedilen bir ilaçtı.

……………………..

Hitler elbette soykırım yapacağım diye iktidar olmadı. O da “oldukça iyi niyetlerini” bol bol dile getirdi. Örneğin, kitlelere iş, ekmek, adaletli gelir dağılımı, güçlü ve büyük bir ülke vaat etti.

…………………….

Siz siz olun, bu gün yaşadığınız sıkıntılardan faydalanıp, size her iş, ekmek ve adalet vaat edene kanmayınız.

………………

Hitler bunları başarmadı mı? Aslında başardı. 1933 yılında 6 milyon olan işsiz sayısını kısa sürede üçte bire indirdi, 1937’de ise Almanya’da işsiz diye bir kavram kalmamıştı.

Alman ekonomisi inanılmaz hızla büyüdü.

Kendi kendine yeterlilik kavramına çok önem verdi ve ithalatı gelebileceği en alt düzeye çekti. İthalatla ihracatı eşitledi. Tek eşitlediği bu değildi elbette, toplumun genelinde de bir eşitlik oluştu. Devlet ekonominin tamamına egemendi ve toplumda bir gelir eşitliği adaleti elde edildi. Elbette herkes yoksullukta eşitlendi. Herkesin bir işi vardı. Üretim araçlarının mülkiyeti özel sermaye gibi gözükse de hiçbir patronun Führer’e karşı çıkma şansı yoktu.

…………………….

Bizim solcularımız, devletçiliği solculuk zannederler. Oysa devletçilik en başta totaliter düzenlerin başat politikasıdır. Devlet baskıcı bir düzen kurmanın en ideal aracıdır.

………………….

Örneğin her milliyetçi akım içinde devlet kutsaldır. Çünkü milletin/ırkın bütünlüğünü simgeler. Onun için asker devletin temeli, milletin birliğinin teminatıdır. Önünüzde duran solcunun ne kadar gerçek bir solcu olduğunu ölçmek için elinizdeki en iyi malzeme, onun devlet/asker kavramlarını hangi düzeyde ele aldığını gözlemlemenizdir.

……………………..

Romantik solculara göre, devletin başına iyi birileri geçecek, onlar toplumun iyiliği adına tüm işleri çekip çevirecek, tüm kararları laboratuar analizleri netliğinde ele alacak ve halk, demokrasi, ile popülizm ile popüler kültürle uğraşmak zorunda kalmadan, o birkaç iyi adamın sayesinde mutlu ve ferah bir yaşam sürecektir.

………………….

Oysa sol, 2. Dünya savaşından sonra, totaliter anlayışa yatkın olma özelliği taşıyan zihniyetten koptu. Devleti değil sivil toplumu gerçek mücadele alanı olarak gören, sivil toplumu devletin baskıcı iktidarına karşı güvence gören bir anlayışa evrildi.

……………..

Devlet birkaç iyi adam sayesinde iyi olmaz. Devletin rengini belirleyecek şey, birkaç kötü adama karşı birkaç iyi adamın “devrim” yapması değildir.

………..

Devlet, örgütlenmiş, kendi varlığını çoğunluğu ile güvence altına almış toplum tarafından, eşitler arasında tarafsız olmaya, haksızın karşısında haklının, ezenin karşısında ezilenin yanında olmaya zorlanır. Bu mücadelenin mutlak bir sonucu yoktur ve hayat devam ettikçe sürer. Halkın iktidar olması diye bir şey yoktur, çünkü koca bir toplum devlete sığmaz.

Toplumu iktidar yapan birkaç temsilcisinin devlet içinde görev alması değil, varlığını sürekli devlete hissettirmesidir. Siyaset ağırlıklı olarak, devletin kendi başına bir güç olma istemine karşı direnme yöntemidir. Devletin topluma karşı demir yumruk olma isteğine direnme çabasıdır. Sivil toplum dediğimiz şey de asla tek bir vücud değildir. Toplum canlı organik bir yapıdır. Asla totaliter zihniyetlerin algıladığı gibi yekpare bir yapı değildir. İşte bu nedenle demokrasi, ulaşılabilen en iyi sistemdir ve işte bu nedenle demokrasiye saygı duymayan bir ideoloji insanlığa bir şey sunamaz.

………………

Siz siz olun, külhanbeyilik söylemlerinden uzak durun,
Her şeye karşı olur gibi gözükmek, doğru bir şey savunmak değildir,


Not: Yazıyı bir gün sonra okuyunca, Ahmet Kaya'nın yaşam ve söylem tarzını eleştirirken bir haksızlık yapmış olabileceğim dikkatimi çekti. Ahmet Kaya'nın zaman zaman (belki de çoğu zaman - mesela magazinciler derneği toplantısında) doğru şeyler söylese de, bunları ifade tarzı, duruşu, altyapısına sıcak olamadım. Ancak müziğine karşı her zaman sıcaktım. Hala da bir içki sofrasında müziğinden en çok etkilendiğim şarkıcılar arasında üst sıralarda yer alır. Müziğin kendi branşında ciddi bir yeteneği olduğunu düşündüm. Bu noktayı ayrıca belirtmek istedim.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 453
Toplam yorum
: 1886
Toplam mesaj
: 174
Ort. okunma sayısı
: 1701
Kayıt tarihi
: 14.11.06
 
 

36 güneş yılı. 27 yıl G.antep, 9 yıl İstanbul. İstanbul, 90’lı yıllarda yaşandı, bitti.  Hep şe..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster