Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ekim '17

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
68
 

Sol Okumalar...

t24 yazarı Sn. Bekir Ağırdır, “Önce solu tanımlamak” başlıklı yazısında şöyle diyordu…

“. . . Benim kendi hesabıma iki basit ilkem var: Birincisi yaşamı müdahale edilebilir olarak kabul etmek. Bu kabul aynı zamanda akılcılığı, bilimi de içerir. Çünkü müdahale araç ve yöntemleri üzerine düşünmeye başladığınız da başvuracağınız kaynak akıl ve bilimdedir. İkinci ilkem de yaşamda mağdurdan yana tavır almak. Yani erkeğe karşı kadından, insana karşı doğadan, sermayeye karşı emekten, Türk’e karşı Kürt’ten, Sünni’ye karşı Alevi’den, silahlı olana karşı silahsızdan yana tavır koymak. Bu ise vicdan meselesidir ve bir tercihi ifade eder. Hem soyut hem somuttur. Soyuttur çünkü vicdana, yüreğe, duygulara dairdir. Somuttur çünkü çeşitlenen mağduriyetlerin tümünü genel ilke olarak kapsama alanına alır. Doğal olarak, bu ilkelerin içinde örtük olan bir şey daha var tabi ki, bunları politika vesilesi olmaktan öte yaşam ilkesi kabul etmek. Kadınına, sevdiğine veya tartışma ortamında muhatabına şiddet diliyle en azından manevi şiddet diliyle yaklaşıp öte yandan ülkeye solculuk, demokratlık nutku çekme riyakârlığına düşmemek.”

 

Bu bağlamda, yaşama sosyal ve ekonomik boyutlarda, asgari ölçülerde müdahale etmenin gerekliliğine ben de inanmaktayım. Eşitsizliklerin, adaletsizliklerin, hak ve hukuk gasplarının, tahakkümün önünde durmak adına, devlet aygıtının toplumsal hayata, “sosyal devlet” ilkesi gereğince müdahale yapması gereğine inanmaktayımdır.

Türkiye’de Adalet ve Kalkınma Partisi, iktidar olduğundan beri, sol eksende gerçekten de Avrupa’daki muadillerine benzer bir sol parti gördünüz mü? Gerçekten de derdini, eşitsizlikten ve yoksulluktan mazlum duruma düşen halkın yaşam koşullarına odaklayan bir sol parti, hadi geçelim sosyal demokrat bir parti gördük mü?

*  *  *

Ama, işin tuhaf tarafı şu ki, Ak Parti kendisini “muhafazakâr demokrat” bir parti olarak anons etmesine rağmen; sol bir partinin yapması gereken adımların “hani” denilecek kadarını atmıştır. Bu açıdan Ak Parti iktidarı, sol ideolojili bir partiden rol çalmaktadır. Burada şunu da ifade etmek gerekir; iktidar partisi, sol odaklı politikaları yaparken de daha çok “lütuf”, “bendensin”, “itaat”, “biat” algılamalarına neden olacak yol ve yordam izlemiştir. Velhâsıl, yaptığı politikalar eğreti kalmıştır. Zaten kendisini sağ eksende tanımlayan bir partiden samimi bir adım da beklenemez.

Öyleyse, Türkiye’de plan ve program tartışmasından daha çok kişisel ikbal amaçlarının peşinde koşulmaktadır denirse de hatalı olunmaz. Toplumun ağır koşulları altında yaşamaya çalışan kesimlerinin dertleriyle dertlenmeyen, bu kesimin ekonomik ve sosyal sorunlarını, eksikliklerini, kendisine politika düsturu belirlemeyen sol partinin kamuoyu indinde inandırıcılığı olamayacağı gibi, taban oluşturması da olanaklı değildir.

*  *  *

Bu arada, şu soruyu da sormamız gerekir: Dünyada artık ideolojiler mi yoksa idealler mi öne çıkmaktadır? İnsanlığın refahını, mutluluğunu, huzurunu, ekonomik ve sosyo-kültürel kalkınmasını kendisine hedef belirleyecek düşünce akımı ideolojiler mi olacak; yoksa tüm dünya uluslarının üzerinde ittifak edecekleri, kişisel hırslardan ve ihtiraslardan arındırılmış dünya idealleri mi?

Liberal ahlâkın özünü oluşturan, “serbest rekabet”, “devletin ekonomiye karışmaması” ilkelerinin, yani bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler anlayışının, kapitalist ekonominin kalesi olan Amerika Birleşik Devletlerinde sökün veren finansal piyasalar kaynaklı krizden ötürü sarsıntıya uğraması ve kapitalizmin derebeylerinin ikamet ettikleri Avrupa kıtasında, yine de liberal ekonomi kaynaklı krize, sol dokunuş sezdiren Keynesyen makroekonomik politikanın enstrümanlarıyla müdahale edilmesi, ne kadar liberalizme tapınsak da devletin piyasalardaki düzenleyici rolüne ihtiyacımızın olduğunu göstermiştir.

NOT: BU MAKALE, 2010 YILINDA YAZILMIŞ VE YAYINLANMIŞ OLMASINA RAĞMEN SİZ DEĞERLİ MB OKURLARIYLA DA BU YAZIYI PAYLAŞMAK İSTEDİM... ANLAYIŞLA KARŞILAYACAĞINIZI DÜŞÜNEREK SAYGILARIMI SUNARIM...

Matilla bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sayın Mustafa ATİLLA Bey yazıma gösterdiğiniz ilgi için teşekkür eder, saygılarımı sunarım.

Erhan Salman 
 11.10.2017 17:11
 

Bence "sağ - sol" tartışması yapmak yerine her şeyden önce "eşitlik esaslı bir hukuk düzeni" kurulmadan sorunlar çözülebilir mi yoksa çözülemez mi sorusu üzerine tartışmak gerekir. Çünkü "eşitlik esaslı bir hukuk" olmadan ister sağ olsun ister sol olsun her türlü ideoloji ve siyaset mutlaka eğreti duracaktır. Selamlar

Matilla 
 10.10.2017 18:47
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 396
Toplam yorum
: 98
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 72
Kayıt tarihi
: 18.05.16
 
 

Ben, Uludağ Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü mezunuyum. Şuan için öze..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster