Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Mayıs '14

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
900
 

Soma'daki maden faciası üzerinden siyasi istismar

Soma'daki maden faciası üzerinden siyasi istismar
 

Bir facia yaşadık ve yaşıyoruz.

Şu saat itibariyle 238 insanımızı yitirdik.

Öncelikle, bu elim olayda hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, aile ve yakınlarına başsağlığı, yaralı kurtulanlara da acil şifalar dilediğimi ifade etmek istiyorum.

Umarım bundan böyle iyi tedbirler alınır, varsa eksikler tamamlanır, gerekenler yapılır da bir daha, bu kadar büyük ve elim felaketler yaşamayız. Elbette her olayın bir sebebi vardır. Çünkü, sebepsiz bir hadisenin vuku bulması imkansızdır. Soma'daki maden ocağı faciasının da mutlak bir nedeni vardır.

Burada bir ihmal olmuş mudur, yoksa her türlü tedbire rağmen mi böyle bir hadise yaşanmıştır şimdilik bilmiyoruz. Belki hiç bir zaman da tam olarak öğrenemeyeceğiz. Yaşadığımız bütün elim olaylarda olduğu gibi bunda da her kafadan bir ses çıkacak; insanlar olayı, oluş şekline göre değil, ideolojilerine göre yorumlayacaktır. Nitekim şu an, dinlemekte olduğum ilgili ilgisiz kimseler bunu ayniyle uyguluyor.

Sosyal medyanın tek cümlelik kahramanları, kendileri ya da birileri tarafından üretilmiş sloganları yayınlamayı epeydir sürdürüyor. Bazı internet gazeteleri de, bir yandan üzülüyormuş gibi yaparken, öte yandan Türkiye'nin her yerinde protestoların başladığını duyurmaktan da gizli bir mutluluk duyuyor.

Biraz önce kendinin memur olduğunu söyleyen sendika yetkilisi bir bayan, madenin kamulaştırılmasını istedi.
Ondan sonra sıra alan Kesk Uluslararası İlişkiler Sekreteri Ali Kılıç, madendeki facianın bir katliam olduğunu söyledi. Yarın bazı sendikalarla beraber eyleme katılacaklarını anlattı ve herkesi meydanlara çıkmaya çağırdı.

Genel Maden İş Sendikası Başkanı Eyüp Alabaş, kendisine sorulan soruya, kazanın sebebinin bilirkişi incelemesinden sonra ortaya çıkacağını, ancak havalandırma sisteminin güvenilir olmadığına dair hissiyatını dile getirdi. Ayrıca, taşeron sistemiyle kömür çıkarmanın madencilerin hayatına malolduğunu, bu nedenle madenlerin devletleştirilmesi gerektiğini ifade etti.

Benim takıldığım nokta ise, işler yolunda giderken hiç sesi çıkmayanların, bir facia anında ortalığa dökülüp laf döktürmeleridir. Normal şartlarda beş yıldızlı otellerde adı semier, konferans vs. olan etkinlikler düzenlemek dışında hiç bir şeyle alakadar olmayan işçi ve memur sendikalarının, bir kaza meydana geldiğinde söz üstadı kesilmeleridir. Çarpıklıklardan, noksanlıklardan, ihmalden, beceriksizlikten falan sözetmeleridir.

Meselenin başba bir yönü ise, bunlardan herhangi birinin daha önceden, temsil ettiği işyerinin güvenli olup olmadığı hakkında rapor hazırladığının duyulmamasıdır. Sadece bunlar mı? Olayı duyar duymaz kaleme sarılıp ahkam kesenlerin de...

Bence sendikalar odalar vs. neyse, hepsinin konularıyla ilgili meseleleri araştırıp sonuçlarını bir rapor halinde hükümete ulaştırmaları lazımdır ki, olumsuz bir durumla karılaşıldığında iktidarı eleştirme hakları olsun. Her şey olup bittikten, ikiyüzü aşkın insan hayatını kaybettikten sonra mikrofon karşısına geçip ahkam kesmek hiç bir işe yaramıyor. Hiç bir problemi çözmüyor ve gidenleri geri getirmiyor. Tabi marjinal grupların olayı bahane edip eylemlerini yurt sathına yaymaya çalışmaları da... 

Aslında bu faciada, işverenle hükümet sorgulanacaksa, bunlara ilgili sendika da dahil edilmelidir. Ona, temsil ettiği işçilerin can güvenliği ile neden ilgilenmediği sorulmalıdır. Öyle tereyağından kıl çeker gibi aradan sıyrılmasına, facianın toplum üzerindeki olumsuz etkisini iktidarı sallamaya bahane kılma kurnazlığına yatmasına izin verilmemelidir.

Eğer herkes kafasına göre takılacaksa, bazıları da bu olayı birilerinin tezgahladığını düşünebilecek, bir takım karanlık odakların hükümeti devirmek için insan kasaplığı yaptığını söyleyebilecektir. Çünkü dilin kemiği, kalemin de itiraz hakkı yoktur.

Bence, insanların acıları siyasi emeller için kullanılmamalıdır. Facia istismar edilmemeli ve fırsata çevirme cingözlüğüne soyunulmamalıdır. Bunları niçin söylüyorum. Çünkü emarelerini görüyorum.

Sendikalar ve diğer sivil toplum kuruluşları olayı yakmadan, yıkmadan, kırmadan, dökmeden meşru zeminde protesto edebilir, varsa ihmallere dikkat çekebilirler. Başbakan'a veya ilgili bakanlara, gördükleri eksik ve noksanları hatırlatıp gereğinin yapılmasını isteyebilirler. 

Ancak şu anda durum böyle yürümüyor. Bazı marjinal gruplar muhtelif noktalarda toplanarak Soma'daki maden faciasını protesto ediyor. Ya da olayı bahane ederek asıl niyeti hayata geçirmeye çalışıyor. Görüyorum ki birileri boş yere enerji tüketmeye, bunun için her fırsatı değerlendirmeye bayılıyor. Artık bundan vazgeçin desem beni dinlerler mi? Nerde!

Umarım bir daha böylesine elim kazalar yaşamayız. Umarım gerekli tedbirleri alırız.

Resim: turkiyegazetesi.com.tr 

gülsen tunçkal bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

hüseyin bey , yıllardır uzmanlar, Türkiyenin, iş kazaları ve ölümlerin en çok olduğu ülkeler sıralamasında ilk sıralarda olduğunu, hükümetin önlem alması gerektiğini bas bas bağırıp duruyor.. özelleştirmelerden sonra meydana gelen iş kazalarındaki ölümlerin devlet idaresindeyken bile daha fazla olduğu tespit edilmiş... siz hükümetin sorumlu tutulmasını belki şimdi bu büyük felaket olduğundan gündeme geldiği için duydunuz ama zaten ülkede yıllardır herkes bunu dile getirip duruyor.. yıllardır emeğin taşeronlaştırılması ile ilgili sorunlar ve bunların neden olduğu iş kazaları ölümler dile getiriliyor..maliyetin azaltılması için düşük ücretli az sayıda işçinin kapasitelerinin çok üstünde çalıştırılması i uykusuzluk ve yorgunluk sebebi ile meydana gelen kazaların kaç insanın ölümüne sebeb verdiğini siz bu güne kadar hiç duymadınız sanrım.. herhalde bu sorunları yoldan geçen biri değil meclise bizi yönetsinler diye yolladıklarımız çözmeli değil mi?

Meltem Sahin 
 15.05.2014 14:30
Cevap :
Haklısınız Meltem Hanım. Sonuçta hükümet eden iktidar, bu ülkede olup biten her şeyden sorumludur. Bunu görmezden gelmek gerçeğe yüz çevirmektir. Ancak, başka bir şey daha var. O da gerçeklerin her zaman, böyle elim hadiselerin ardından dile getirilmesidir. Sendikaların ve ağalarının, lüks otellerde seminer düzenlemekten, iki yılda bir toplu sözleşme masasına oturmaktan başka görevleri de olmalıdır. Bir ülkedeki herhangi bir kurum diğerlerinin aynasıdır. Burada kurumlar kadar, bir türlü değiştiremediğimiz zihniyetimizin de mesuliyeti vardır. Kimsenin, kendi üzerine düşen sorumluluğu başkasının üzerine atarak kaçma hakkı yoktur. Bu hadisede hükümet kadar maden sahibinin, maden sahibi kadar ilgili sendikanın, hepsinin toplamı kadar da denetçilerin sorumluluğu vardır. Olayın, Soma madenlerinin araştırılmasıyla ilgili bir soru önergesinin reddedilmesinden sonra meydana gelmesi ise şüphe uyandırıcıdır. Haber dinleyen bir insanım, dolayısı ile kazaları duydum. Selamlar.   15.05.2014 21:51
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 462
Toplam yorum
: 719
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 691
Kayıt tarihi
: 28.04.07
 
 

Emekliyim. Herkes gibi benim de bir dünya görüşüm var. İnsanların farklı fikir ve inançlara sahip..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster