Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Şubat '18

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
284
 

Sömürge Kadınlar ve Kadınlar Üzerinden Erkekler

Sömürge Kadınlar ve Kadınlar Üzerinden Erkekler
 

Kadınlar ve Kadınlar Üzerinden Erkeklere Baskılar

Kadınlar erkekler açısından daima anlaşılmaz olabilmeyi başarmışlardır. Serkeş, serseri erkekler kadınları daha erkeksi oldukları için mi daha çok cezbetmişlerdir bilinmez ama erkeklerin birçoğunun da evlenilecek ve eğlenilecek olarak iki sınıfa ayırabilirken o kadınlar ki erkekleri ve kadınları dünyaya getirmiş, süt vermiş, altını temizlemiş, en zayıf anlarında onlara kol kanat geren, onları büyüten olmuştur.

Dünyada en geç büyüyen ve kendi kendine hayatını devam ettiren canlı türleri arasında en uzun sürede yetişen insan olması sebebiyle kadınların hayattaki sayılı nefeslerini uğruna tükettikleri ya erkek veya kız evlatları ya da kocaları ya da sevgilileridir.

***

Kadınlar dişi, dişiler ise doğurgandır. Bu doğurganlık gerçekte yarışma halinde geçen hayatta ki; bu dişi tavuk bile olsa (kapitalizmin otomasyon tekniği ile icraa ettiği kuluçka dikkate alınmazsa) kendi yumurtladığı yumurtaların üzerinde kuluçkaya yatmak suretiyle kimsenin ona bunu söylemesine gerek kalmaksızın bu işi yapar. Kuluçkaya yatan tavuk, altında topladığı yumurtaların belirli bir ısıda tutar ve vakti gelince yumurtadan tavuk yumurtasıysa civciv, horoz yumurtası ise civciv horoz çıkar!

Kuluçkaya yatan tavuk, iki hafta civarında yumurtaların üzerinde oturur. Bunu yapar, çünkü dişidir. Türün devamını sağlamada önemli bir görevi vardır. Erkeğe göre daha stabil ve hareketsiz, mecburen üretimsiz yaşamasını gerektiren durumda tavuğa ait ihtiyaçların gruptaki diğer elemanlar tarafından karşılanması gerekmektedir. Doğrusu tavuk kuluçkaya yattığında, köyde doğup büyüyen ve tavukları, inekleri, koyunları, atları, köpekleri hatta mandaları olan bir ailenin bireyi olarak ihtiyaçlarını kim karşılıyordu, nasıl yapıyorduk hatırlamıyorum. Uzun süre yumurtaların üzerinde oturduğunu ve kuluçkaya yatan tavuk, kesinlikle rahatsız edilmekten hoşlanmazdı. Bu sırada tavuk adeta kutsal bir görev icra ediyormuş gibi görünürdü. Bir yandan da köyler, hayatın hiçbir aşamasında aylaklığın hoş görülmediği yer olması nedeniyle öylece oturan tembellik edenlere takılmak için şakayla karışık bazı yerlerde yöre ağzıyla “gülk (kuluçkaya yatan tavuğa gülk olmuş denirdi) olmuş tavuk gibi ne oturuyorsun” veya “aman dikkat et, sakın kalkma ve yumurtaların soğumasın maazallah yumurtalar cılk olur” diye dalga geçilirdi.

Kuluçkaya yatan tavuk, hamile kalan kadın, ekilen toprak dişidir ve kabul etmeliyiz ki, türün devamını sağlamakla verilen görevler erkekle kadına eşit olarak verse de kadın, bu süreci meydana getirirken uzunca bir süre sadece bu görevi yerine getirir. Bu süreci, sütün mayalanıp yoğurt haline getirilmesi süreci, tarlanın sürülüp, ekildikten sonra bakılması gibi bir bekleme sürecinden sonra eğer tarla da verimliyse, ön bakımları yapıldı, doğadan gelen tüm dönüşüm ve geri besleme döngüsüne katılan doğal cansıza dönüşen varlıklar canlının doğumuna yardım, büyüme sürecine eşlik eder, şahit olur.

***

Modern hayat, modern olmasının yanında rekabet şartları esas alındığında zayıflara fazlaca yer yoktur. Güçlü olan hayatta kalır, Darwin de böyle diyor.

“Doğal Seçilim, gerçekten de son derece güçlü ve etkili bir doğa yasasıdır. Çünkü vahşi doğa, şu anda evinizde oturduğunuzda hayal edemeyeceğiniz kadar karmaşık dinamikler üzerine kuruludur ve en ufak bir hata, ölümü getirir. Ancak hiçbir canlı mükemmel olmadığı ve geçen yazımızda değindiğimiz Çeşitlilik Mekanizmaları sayesinde sürekli olarak canlılar arasında bazı farklılıklar meydana geldiği için (ikiz olmayan kardeşinizden ve anne-babanızdan ne kadar farklı olduğunuzu düşünün), doğada bazı canlılar ortama daha uyumlu, bazıları ise daha uyumsuzdur. Bu, doğada sürekli bir seçilimin olmasını da beraberinde getirmektedir.”(1) 

"En iyi uyum yapan ayakta kalır" sözcükleri Darwin-Wallace kuramının anahtarıdır. Fakat besin, yer, su, güneş için bireyler arasındaki savaşımın, zannedildiği gibi büyük evrimsel güç olmadığı, buna karşın döller boyunca sürekli olan popülasyonların evrimsel değişme için önemli olduğu daha sonra anlaşıldı. Bu durumda evrimsel değişimlerin birimi bireyler değil popülasyonlardır.”  (2)  

Kapitalizm de özü itibariyle iyi olanın hayatta kalması, varlığını devam ettirirken, daha kötü durumda ve daha güçsüz olanın zarar ederken, uzun süre zamanda bu sürdürülebilir bir durum değildir! Bazı maddi değerlere de hileyle zarar ediyor görüntüsü vermek, ucuza kapatmak amacıyla çeşitli dalavereler çevrilerek yapılması olasıdır. Ki aslında küçücük aklımla tüm dünyada olanları anladığım budur.  2008 yılında Amerika’da kriz esnasında olan, 2000’li yıllarda Türkiye’de olan da bir şekilde organize olanları, genel halk kitlelerini veya sistemi yolduğu faturanın ise halkın ödediği operasyonlar silsilesinden başka bir şey değildi. Ya da ben yanlış anlıyorum. Zayıflara kapitalizm acımaz, sistemin özü Vehbi Koç’un deyişiyle “Ticarette ve siyasette acımak olmaz” sözü bence sistemi tarif etmek üzere söylenmiş en masum cümledir.

Kapitalizm, bir ekonomik sistemin ifadesidir. Kapitalizm ekonomik sisteminde üretim malları özel kişilerin mülkiyetindedir ve bu sistemde üretim maksimum kar sağlayabilmek adına yapılır. Farklı bir değişle; özel mülkiyet, insan ve doğa tarafından yaratılan sermayenin özel kar için kullanılmasıyla belirlenen ekonomik sisteme kapitalizm denir.

Yine kapitalizm başka bir ifadeyle; Hayallerinizi, ideallerinizi para karşılığında satın alabileceğiniz veya alınabileceği, her şeyin değerinin parayla ölçülebildiği, yaşamınızı sürdürebilmek için gerekli tüm koşulları yalnızca parayla sağlayabildiğiniz ekonomik sisteme kapitalizm denir. (3)

Birçoğumuzun farkında olduğu bizler sanal ihtiyaçlar yaratarak bizi daha mutlu olabileceğimize inandıran sistemin erkekleri tavlamak için kullandığı en önemli güçlerden biri de erkeğin ayrılmaz parçası ve ailenin olmazsa olmazı olan kadındır.

Krallıkları, imparatorlukları yıkan sistem özünde güçlü olanın hayatta kalacağını, diğerlerinin ise hayatta kalamayacağını sıradan insana sürekli haykırır durur. Bizler de daha güçlü olmak ve alabileceklerimizi alabilmek için birçok şeyi daha fazlasını alabilmek, ne olursa olsun almak, asla doymamak üzere harekete geçtik. Dünyanın bize sunduğu güzelliklerden kısmetimize düşeni ne pahasına olursa olsun almak üzere harekete geçtik. Son yüz yıl zarfında dünyayı yaşanmayacak bir hale getirmeyi başardık.

Moore yasasına göre teknoloji böylesine çılgınlık boyutunda yaşanmaya devam ederse, teknolojik olarak geri kalanlar önce diğerlerini bozuk para gibi harcayacaklar, daha sonra ise muhtemelen güçlü olanlar da aralarında anlaşamayacaklar ve sistem teorik olarak dünyada Adem ve Havva kalana kadar insan soyunu tekrar Adem ve Havva’ya indirene kadar çarpışmaya devam edecektir. Adem ve Havva olarak o gün hayatta kalanlar ola ki altmış yetmiş yaşında ve üreme kabiliyetlerini kaybetmişlerse muhtemelen insan soyu da yeryüzünden tamamen silinecektir ve silinmesi de gereklidir. Bu sürpriz bir netice değildir.

Bu kadar acımasız bir sistemin kadına acıması söz konusu olamazdı. Çünkü kadın, doğurgandır ve doğurgan olmasa bile erkeğe göre güçsüzdür. Savaşlar modern dünyanın ütopyanın yazarı Thomas Moore’un yapıtından farklı olarak ideal olanı değil de sürekli olmayanın hayatta kalmasına müsaade etmesinden ötürü tersine işleyen ve gittikçe bozulan bir sürece doğru giden zamanların habercisi olmuştur.

Dünya ananın canına ot tıkayan insanlık, yaptığı her eylemde kadına darbe vurmaktan çekinmemiştir. Savaşlar olmuş, kocası ölen kadınlar güçlü bir devlet mekanizmasından yoksun olan ülkelerde toplu tecavüzlere uğramışlardır. Tüm savaşların yükünü erkekler dövüşerek çekerken, yenilen orduya ait kadınların diğer ülkenin köleleri, cariyeleri, hizmetçileri olmuştur. Irak savaşlarının yapılması ile Irak’ta birçok Sünni askerler öldü. Ölülerin hanımlarının Suriye’ye sıkça gidip gelen ve Suriye ile 2000’li yıllarda ticaret yapan Kilisli bir Arap asıllı bir Türk vatandaşı anlatmıştı. “Amerika’nın eşlerini öldürdüğü Arap kadınlardan bazısı Suriye’ye sığınmış.” Açlık birçok şeyi meşru yapar. İnsanların açlık esnasında birbirlerini yiyerek hayatta kaldıkları bilinen bir gerçektir. Kadın ticareti, erkek ticareti, insan ticareti tarih boyunca yapıldığı gibi, dünyanın en modern ülkelerinde camekânlarda sergilenerek yapıldığı sır değildir. Hollanda, Tayvan bu konuda uç örnekler olmakla birlikte dünyanın iki farklı ucunda, kültürleri dinleri, yönetim şekilleri farklı olsa da sonuç değişmez. Alım satım serbestçe yapılır ve devlet bazı ülkelerde bu işten ciddi vergi kazancı sağlayabilir ki bir ara ülkemizde de vergi rekortmenleri listesinde bulunan sektör öncüleri olmuştur ve bu ülkenin tuzağa düşürülen insanları, bu ülke vatandaşlarına alenen satılmaktadır. Kilisli arkadaşım “Müslüman bir ülkeyi Hıristiyan bir ülke istila etti, erkeklerini katletti, Müslüman bir ülke olup, yönetimi kısmen bu tür işlere göz yuman bir yönetime sahip olan Suriye’ye gelen kadınlar kadın tacirlerinin eline düştü. Diğer Arap ülkelerinden Suriye’ye sırf bu işler için turlar düzenleniyor” diye anlatırdı.

Kapitalizm zayıfların yanında asla yer alamazlar. Kadınlar doğurgan yapıları ve zayıf narin yapıları, erkeklere nazaran güçsüz yapıları gereğiyle zayıftır. Günümüz düzeni ona kesinlikle yarışmaması gereken erkeklerle kadınları yarıştırdığı gibi kadının her türlü etkinliğini değerlendirmek üzere kurulmuş, erkeği de kadına, güzel kadına bağlamıştır. Bu sebeple her kadın yine kendi cinsi tarafından tehdit altındadır.

Ocak Ayı boyunca Suriye’de şehit edilen askerimiz kadar kadın Türkiye’de erkekler tarafından öldürülmüştür. Zayıf olması onun her halükarda tehdit altında olmalarına neden olmuştur. Anneleri de kadın olan erkeklerimiz yine anneleri gibi kadınları öldürmüşlerdir. Kadın kendini erkeğe karşı korumaktan aciz kaldığı düzen sadece bu şekilde değerlendirilemez. Reklam aracı ve sürekli bakımlı olarak kalarak kazanılacak saygınlık üzerine evirdiği bir zaman yaşanmaktadır.

Kapitalizmin bence yakaladığı en güzel sömürü aracı kadınlar, kadınlar üzerinden erkeklerdir…

 

(1) http://evrimagaci.org/article/tr/evrim-mekanizmalari-2-dogal-secilim

(2) http://www.felsefe.gen.tr/dogal_secilim_nedir.asp

(3)https://ekonomist.co/akademi/kapitalizm-ve-kapitalizmin-5-temel-ilkesi-6854/

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1118
Toplam yorum
: 166
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 206
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ih..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster