Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Nisan '12

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
243
 

Son!

Son!
 

-Gel otur karşıma, hesaplaşacak konularımız var senle. Bunca zaman konuşmadıysam unuttum sanma.

Korkak adımlar ve ürkek gözlerle ama bir o kadar uysal bir şekilde sorgusuz bir itiyatla çektin tahta sandalyesini, eski, salaş anneannem zamanından kalma basma perdelerini eğreti takmiş meyhanenin.

Tahta masasının üstünde, bordo kareli bir sofra bezi, beti benzi atmış çatal ve bildiğin Allah’ın beyaz porselen tabağı. Kenarı çatlamış.

-Garson dedim. Bir 70 lik aç bize. Arkadaş sağlam içicidir. Bir haydari, beyaz peynir ve şakşuka ,koy bir de. Sonrasına bakarız. Sohbeti mi meze yapar yoksa birbirimizi mi yeriz.

-Tamam abla. Deyip beş dakika sonra servise geri geliyor garson.

Seni inceliyorum rahatsız edici biçimde. İri ellerinle boş rakı kadehini tutuyorsun. Yine yeni traşlı saçın. Lacivert balıkçı yaka kazağını ve hiç sevmediğin kanvas pantalonunu giymişsin. Arabanın anahtarları ve bol tuşlu telefonun da hemen yanı başında duruyor.

Hiçbir şey demeden basma perdeli, tahta pencerenin yağmur damlalarıyla ıslanmış camına çeviriyorum kafamı. Kuşlar yok olmuş ortalıktan. Hava koyu griye çalmış. Saat daha yeni 5’e doğru geliyor.

Küçük bir kızken sıklıkla yaptığım gibi, elim yanağımda dirseğim masada yağmuru dinliyorum. Yağmur damlalarından falına bakıyorum senin. Bana çıkacağın bir zaman var mı kulak kabartıyorum söylediklerine. Yokluğuna tam alışmışken, birden orda olduğunu hatırlatmak için;

-Neden çağırdın beni diyorsun? Bunca şeyden sonra!

Dönüp gülümsüyorum sinir bozucu bir biçimde.

-Neden mi? Bu şekilde bittiğini mi sandın? Bitmesi için bile konuşmadık biz seninle diyorum. Dedim ya daha görülecek hesabımız var.

Bir büyük yudum alıp rakımdan:

-Sek de içilmiyor şu meret be diyorum

Gülümsüyoruz ikimiz de. Yıllardır içtiğimiz her şeyin ilk yudumunda söylediğimiz ve güldüğümüz gibi.,--İçilmez diyorsun. Bir dost kelamı bile olsa yeter de sek içilmez bu meret.

Gözlerinin içinde, üşüyen ellerimin sana dokunuşunu görüyorum. Bir çizgi film karesindeki gibi gözünden fışkıran yıldızlar.

Tek elimle sevmediğim sigaranın bir tanesini alıp yakmak için çakmağa uzanıyorum. Sinirli bir şekilde çakmağı alıp kafanı yana çeviriyorsun yakarken sigaramı.

-Kızdırma beni. Sınırlarımı zorlama. Bu kadar küçülmedim.

Ne kadar küçük şeylere takıldığını hatırlayıp ne kadar büyük şeyleri es geçtiğini hatırlıyorum yeniden. Derin bir nefes çekip, yüzümü buruşturuyorum.

-İğrenç bunun tadı be

-İçme o zaman neden içiyorsun?

-Aman tamam bir şey demedim. Diyor soluklanıyorum. Dün evinin önünden geçtim.

-Gördüm!

-Başın cama dayalı ellerin perdedeydi sıkı sıkı.

-Eeee

- Ne eeesi?

-Ne olmuş yani camdan bakamaz mıyım?

-Hayır, bakarsın da bir şey olmuş gibiydi. Bir şey bekler gibi.

-Her sabah aynı saatte uyanıyor, aynı saatte bekliyorum gelmeni. Be de değişmeyen tek şey bu diyorsun. Rakının son dublesini yüzünde hiçbir ifade belirtisi göstermeden içerken.

-Neden geldin? Diyorum.

-Neden çağırdın?

-Yarım kalan bir hesabımız vardı seninle görüşecek.

-Biliyorum. Bunca yıl aynı şeyi için söz verirken, böyle gitmiş olamazdın.

-Söz verdiğim gibi. Bittiğini benden duymadan asla emin olma.

-Bitti mi? Diye soruyorsun.

Gözlerinden fışkıran alevlerin içinde dans eden bir kız görüyor kendime benzetiyorum. Hiç tereddüt etmeden atlayıp alevlerin içine…

-Bitti diyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

bitmesin be arkadaşım... bitince; gerisi hüzün, gerisi hazan, gerisi talan oluyor bu meretin.

hazandagüzeldir 
 06.04.2012 23:20
Cevap :
Bitmesin de, bazen bitmezse tütketiyor, talan ediyor... Vardır bunda da bir hayır diyelim.  09.04.2012 16:40
 

Bu edebi değeri yüksek ve buruk bir akış içerisindeki öyküsel sorgulamanın sürüklediği "son" da, yeni başlangıçların kapı eşiği olabilir mi diyen bir yan göz kırptı içimde -yazınızı okuyunca- ister istemez. "Başlamak" hayatın kapısını hep aralık tutmaktır. Ama eskiye yeniden başlamak şeklinde ya da yeniye başlamak... Sevgilerle...

Ersin Kabaoglu 
 05.04.2012 10:57
Cevap :
Bir başlangıça gebe olsun o zaman bu yazı. Bitmeyi bu kadar kolaylıkla söyleyen bayan kahraman başlangıçı nasıl anlatır acaba? Farkındalık yarattığınız ve degerli yorumunuz için teşekkür ederim.  05.04.2012 11:03
 

Kahramanınız, o küçük ayrıntılara takılan ama büyükleri es geçen adamın gözlerinde daha çok şey görecek bence... Bitti mi... (Ayrılık bitti bitecek) Sevgili Hazanda, meyhaneyi çok güzel anlatmışsınız. Bir arka masada oturan adamdan iyiki söz etmemişsiniz çünkü o bendim. Okurken orada oluverdim bir anda... Tasvirler harika olmuş. Evin önünden geçen kadın ve camda onu bekleyen erkeğin ayrılığı uzun sürmez, sürmemeli, ikisine de yazık. Tam beklediğim güzellikte bir yazıyla döndünüz, kısa film tadında. Gönül gözünüze sağlık, sevgili yazar dostum benim.

Adil Serkan SATI 
 05.04.2012 10:41
Cevap :
Tam da bahsadecektim arka masada oturan adamlardan ve muhabbetlerinden. Maydanoz olmayayım demiştim. Kim bilir belki başka bloga...  06.04.2012 9:47
 

Yüreğinize kaleminize sağlık gerçekten etkileyici bir yazı... Güzel bir "bitti", açık ve net olmuş. Betimlemeleriniz çok gerçek... yaşattığınız sonu hissettim. selamlar

Leyla Kanat 
 04.04.2012 16:58
Cevap :
Leyla hanım, yazılarınızı takip ediyorum çok yorumlayamasamda. Değerli yorumunuz ve desteğinix için çok teşekkür ederim.  05.04.2012 9:52
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 12
Toplam yorum
: 92
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 330
Kayıt tarihi
: 30.01.12
 
 

Bir sonbahar mevsiminde sarı yaprakların yere düştüğü anda bir damla düştü anlıma. Biliyordum ki se..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster