Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Temmuz '08

 
Kategori
Aile
Okunma Sayısı
740
 

Son çerkes

Son çerkes
 

At


Arayan kardeşimdi. Küçük erkek kardeşim. Bildik giriş faslından sonra esas haberi söyledi: Harun dayı Allah’a yürüdü!

Beklemekteydik bu haberi.

90 yaşlarındaydı. Renkli gözleri, çıkık şakak kemikleri, küçük çenesi ve zamanında yiğit bir vücuda sahip olduğunu gösteren cüssesi ile ama ille de kıyafeti ile tam bir Kuzey Kafkasyalı idi.

Yakın zamana kadar atları eksik olmadı hiç. Sütçü beygiri değil ha! Yarış atları! Dereceye giren atlar yetiştirdi. Her at sahibi tanırdı onu. Hem atları yüzünden hem de kamçılar.. Evet, kamçılar, çünkü Harun dayımız kamçı yapardı! Deriden yaptığı kamçılarıyla ünlüydü ayrıca. “Kamçıcı Harun” denince herkes tanırdı onu Samsun coğrafyasında… Çok seyretmişimdir onu kamçı yaparken…

Uzun süre yataktan kalkamadı. Bir süredir de bilinci kapalıydı. Konuşamıyor ve tanıyamıyordu kimseyi.. Muhtemelen Allah diyordu dudakları sürekli. Beklenen haberdi öleceği. Ama ölen Harun Dayı idi!

Son Çerkes ölüyordu.. Ölmüştü… Son Çerkes!

Mezarına konurken ordaydım. Tahtalar yerleştirilirken… Sonra birkaç kürek de ben toprak attım. Sanki tarihe tanıklık ediyor gibiydim.

Kolay değildi. Son Çerkes ölmüştü. Ve onu defnediyorduk… Bir onurdu orda bulunmak…

Sonra…

Sonra bir boşluk hissettim. Ve kocaman hüzün… Evinin yanından geçtim. Çok kalabalık cenaze namazı, evin önündeki kadın kalabalığı ve sonrasında evin orda oturan onlarca adam vardı şimdi.

Ama Harun Dayı yoktu! Güzel bir ata binip gitmişti o da…

Düşündüm, bir büyüğüm kaldı mı benim?

İki dedemi zaten hiç görmemiştim…

Babamı 11 sene önce uğurlamıştık…

Anneannemi ondan 3 sene önce…

Artık büyük olan ben mi oluyordum yani?

Vah…

Hiçbir şey göründüğü gibi değildi eskiden beri…

Ve bundan böyle, hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

" Şamil! Kafkas dağının Hürriyet Güneşidir. Şamil'i bilmeyen atasını ne bilir!"..................... Ruhu şad olsun.

Yücel! 
 15.08.2008 13:33
Cevap :
Amin. Teşekkürler. Öğreniliyor çok şükür...  15.08.2008 16:58
 

İnşallah bizlerinden arkamızdan güzel yad ederler. Ahirette bize en güzel hediye arkamızdan bir Fatiha ve Allah Razı olsun ondan değil midir. Başınız sağolsun!

cetuşa 
 30.07.2008 11:40
Cevap :
Allah razı olsun. Güzel duanıza yürekten amin diyorum. Ete kemiğe bürünüp insan diye göründük ama insan olmak öte bir şey, malumunuz. Saygıyla..  30.07.2008 17:53
 

Ağız alışkanlığıdır üzüldüm demek...kolayca söyleriz..Ancak içte hissedilenleri tamamen aksettiremez bu kelime...İş yoğunluğumdan blogları takip edemiyordum..Bu gün yazınızın tarihini gördüğümde ve size ister buradan, ister bendeki adresinizden bir mektupla da olsa baş sağlığı dileyememekten, acınızı bir nebze de olsa paylaşamamaktan dolayı gerçek anlamda üzüldüm. Hakka yürüyene Allahın rahmeti üzerine olsun, sizlere de sonsuz sabırlar olsun demekten öte ne yapabilirim ki? Gecikmeden ötürü af edilme ümidiyle, saygılar sunuyorum...

Çiğdem ALTINÖZ 
 27.07.2008 14:40
Cevap :
Allah razı olsun çok değerli hanımefendi. Giden bir büyüğümüzdü ve boş bıraktığı yerin büyüklüğünü idrak edemeyecek kadar küçük bir varlığım... ancak siz gibi dost yüreklerin ona içten dua ettiğini bilmek bile büyük bir huzur veriyor bana. Bunu takdir edeceğinizi biliyorum. O anlamda katkınızın değeri gerçekten çok yüce. Allah iz bırakanlardna eylesin. Saygılar sunuyorum...  27.07.2008 17:06
 

Yazınızın başlığını görünce okumadan geçemedim ve iyi ki de okumuşum. Gözlerim doldu, aynı olayı yaşamış gibiyim, ben de çerkes sayılırım,o kültüre saygım sonsuz ... ve dedemi hatırladım,benzer yaşlarda benzer özelliklere sahip gururlu ve dürüst yaşamışyı o da :( Başımız sağolsun... Böyle birini yolcu ettikten sonra aynı sorumlulukla yola devam edecek olmak ne büyük şeref... Saygılar...

septes 
 24.07.2008 10:18
Cevap :
Çok teşekkür ederim... Harika şeyler yazmışsınız... Ama o tür çınarlar ve gölgeleriyle bizim güdük varlığımızı kıyaslamak bile imkansız.. Daha çok dinlemeli, daha az konuşmalıydım... Acı olan şu ki, göz ve kulakları bize çevrili insanlar, göç eden çınarları hayal bile edemeyecek... Ve belki biz (ben dememek için biz diyorum, sadece nefsime hitap ediyorum), aklımız giden ve geride kalanda olduğu halde günü idare eden oyuncu olacağız... Böyle olmamalı! Hatırlaacak, öğrenecek, yapacak ne çok şey var! Üstelik 39 sene geçmiş ömürden bu güne dek.. Hala ne kadar acemiyim... Zamanınızı aldım, affediniz, ama yorumunuz yazıyı aşmış. Varlığınızı bilmek gerçek bir mutluluk sebebi oldu bizim için. Allah razı olsun...  24.07.2008 11:33
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 84
Toplam yorum
: 288
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 1607
Kayıt tarihi
: 28.04.08
 
 

Elektrik mühendisi, "öğretimci", 2 çocuk babası, aslen Kuzey Kafkasyalı, Türk ve Türk'e dair olan..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster