Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Temmuz '14

 
Kategori
Üniversitelinin Sesi
Okunma Sayısı
18383
 

Son kez KPSS: Memurluk umudu

Son kez KPSS: Memurluk umudu
 

binlerce Türk gencinden biri :)


İşsizliğin ekonomik ve sosyal bir problem olarak; kişilerde ve hane halkında yarattığı olumsuz etkilerinin, insanımızı en güvenilir ve en garanti iş grubu olan memurluğa doğru ittiği sosyal bir olgu olarak karşımıza çıkıyor. İşsiz insan, ekonomiye katkısı olmadığı için sosyal hayattan da görece izole olur. Bu da psikolojik ve fizyolojik sağlık problemlerini de beraberinde getirir. Sonuçta toplumda anomi* başgösterir. Fazlaca sosyolojik analize girmeden, hal-i hazırda bir işsiz olan ben, şu KPSS denen sınavı bir irdeliyeyim dedim.

Ülkemizin, çizdiği dürüstlük profili ve şaibesiz devlet adamlığı imajı ile ender yetiştirdiği siyasetçilerinden olan Bülent Ecevit ve o zamanki koalisyon hükümeti, 2000 yılında kamuda işe alınacaklar için sınav zorunluluğu getirmişti. O zamana kadar, nepotizmin*, dayıcılığın, torpilin kamuda işe alımlarda en önemli kriter olduğunu hepimiz biliriz. Ankaradaki bakanlıklardaki ya da müdürlüklerdeki çaycılar ve odacılar adeta bugünkü İşkur gibiydiler. Odacı bir tanıdığın olsun yeter ki, işin o bakanlıkta hazırdı! Ne liyakata* ne kariyere ne de başka nesnel bir kritere bakan vardı. Sadece torpil..! Ve bu gidişata 2000 yılında Ecevit Hükümeti tarafından dur denildi. Artık memur olabilmek için herkesin eşit şartlarla yarışacağı bir sistem getirildi.

İlk memurluk sınavına DMS (Devlet Memurluğu Sınavı) dendi. O sınava ortaokul-lise ve üniversite mezunu herkes ortak girmişti. Ben o zaman 4. sınıftaydım, sınava girmemiştim. Sınıf arkadaşlarımdan bazıları girmiş ve birkaç memuriyet kazanmışlardı, iyi hatırlıyorum. Bir yıl sonra -2001 de- yapılan sınava ise KMS (Kamu Memurluğu Sınavı) denildi. 2002 yılında ise yine isim değiştirildi ve KPSS (Kamu Personeli Seçme Sınavı) denildi. İsimler değişsede sınavlar aynıydı. 2002 deki sınavdan sonra da eğitim düzeyi ayrılarak ortaöğretim, önlisans ve lisans diye kademelendirildi. Lisans mezunlarından İİBF (İktisadi ve İdari Bilimler), Siyasal Bilgiler, Ticari İlimler Akademisi mezunları için mezun oldukları alan dikkate alınarak yeni oturumlar açıldı. Bunun yanısıra öğretmen ve imam-hatip-vaiz olmak için de ek oturumlar öngörüldü. Kısaca bu gruplardaki mezunlar bir değil 2 veya 3 oturuma girerek -ve tabi ki 40 lira yerine 120 lira vererek- sıvanlarını tamamlamış oldular.

2003 ve 2004 deki sınavlara giren biri olarak küçük bir istatistik paylaşmak istiyorum. 2003 deki sınavda  kpss3 puan türünde -yani bu puan türü bize sınava giren total kişi sayısını verir- 82819 adayın puanı hesaplanmış. Bir yıl sonra ise sayı 371723 oluyor. Yani tam üç buçuk katı. Bunu şunun için yazdım; bir yıl içinde sınava giren aday sayısındaki artış anormal. Ve bundan sonraki sınavlarda sayı sürekli artmaya başladı. Gelinen noktada ise milyonlarla ifade ediliyor.

Peki neden bu kadar insan memur olmak istiyor? Cevap basit: Özel sektörde 9 yıl çalışmış biri olarak söyleyebillirim ki, özel sektör adamı öldürmez ama süründürür! Yani alacağınız maaş eğer öyle çok iyi bir işiniz ya da pozisyonunuz yoksa pek yüksek değildir. Ancak karnınızı doyurabilirsiniz. Bunun yanında özel sektörde işsizlik ve gelecek kaygısı taşırsınız. Her an işten atılma durumunuz vardır. Bunu bilir ve  hissedersiniz. Ancak devlet memuru olunca böyle bir korkununz olmaz. İş kanunu hükümleri aynen uygulanır ve bütün özlük haklarınız korunur. Kamu hizmeti ticari bir faaliyet olarak düşünülmediği için zarar durumunda bile maaşınız tıkır tıkır ödenir. Siz emekli olmak istemedikten sonra kimse sizi zorla emekli edemez. İşiniz garantidir yani. -Tabi hırsızlık veya yüzkızartıcı bir suç işlemediyseniz- Tatil ve izin kavramları da memurlukta nettir. Özel sektörde bunlar genelde suistimale açıktır. Memurlukta bir de kariyer olanağı vardır. Özel sektöre göre daha kısıtlı da olsa kurum için de yükselme şansınız saklıdır.

İşte milyonlarca kişiyi kpss denen meredin peşinden sürükleyen nedenler bunlar. İnsanlar artık çok paranın değil garanti paranın peşinden koşmaya başladılar. Üstelik özel sektörün çok para verdiği de söylenemez.

Dünkü ve bugünkü sınavlarda bazı gözlemlerim şunlar oldu;

- Küçücük çocukları ile sınava gelmiş anne-babalar gördüm.

- Aileler de sınava gelmişlerdi. (Sınava girecek olan yakınlarına moral vermek için)

- Birçok kişinin özel sektörde çalışmakta olduğunu ama şartlardan memnun olmadıkları için sınava girdiklerini tespit ettim.

- Sınava girenlerin yaş ortalaması 25'in üzerindeydi. Birçoğu stresli ve kaygılı görünüyordu.

- Sınava giren insanların en fazla yüzde 5'inin atanacak olması insanlarda "belki bir umut" duygusuyla hareket ettiklerinin göstergesiydi.

- Binlerce İİBF mezunu kişi ve öğretmen adayları işsizmiş. (Bu kadar yoğun katılım olduğuna göre)

- Sınavda güvenlik üst düzeyde tutulmuş ama daha önceki sınavlarda soruların sınavdan önce havalarda uçuştuğu herkesin malumu(!)

- Sınav sorularında Atatürk ve Kurtuluş Savaşına dair tek soru yoktu. Ama son 10 yılda yapılan hava ve demiryolları ile ilgili sorular sorulmuştu ne hikmetse(!) Bu sorular biraz propoganda kokuyordu...

- Malezya'daki uçak faciası sorulmuş fakat Afyon'daki cephane faciasından, Soma'daki maden faciasından ses seda yoktu.

- Sınav bitiminde kapıda dersane broşürleri dağıtan onlarca kişi gördüm. Onların da bundan sonra işi çok zor çünki, sorulan birçok soru o kadar ayrıntılıydı ki bunları derslerde tespit edip öğrenciye verebilmiş dersane göremiyorum. Dersaneler ters köşe oldular!!! Yani dersaneye gidenler ne kadar faydalandı bilemiyorum.

Daha da uzatabilirim ama siyaset karışmasın diyorum bu kadar da sınavlara. Daha objektif olunabilirdi bence. Ben bir daha da gireceğimi sanmıyorum. Ama milyonlar umudunu bu sınavlarda aramaya devam edecek biiliyorum...

*anomi; düzensizlik, bozulma.

*nepotizm; kayırmacılık, işe göre adam değil adama göre iş.

*liyakat; yaraşırlık, işe uygun kişinin seçilmesi.

 

 

Abdülkadir Güler bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

valla svgili dost amir yada memur bilemiyorum ama tek bildiğim bu ülkede bozulan tek şeyin bunlar olmadıgı.2000 ve öncesini çok güzel anlatmışsınız lügatıma bir kelime ekledim nepotizm kulagada hoş geliyor ama şu yazıyı yurt dışından bir yabancı okusa neresiyle güler di türkiyeye bilemiyorum burada düzen böyle şimdi kpss yine bir çok yerde etkisiz konumda etkili konumda olanı ise yine kendileri seçiyorlar ne diyelim düşmez kalkmaz bir allah umarım aynı şeyleri onlar ve aileleride yaşarlar sadece bu alada değil her alanda... allahtanda büyük değiller ya

gökhanaynacı 
 28.06.2015 15:29
Cevap :
Ne diyelim? Dünya değişiyor ama biz yerimizde sayıyoruz. Bir sınavı bile beceremeyen bir ülkeyiz. Hoş sınav da olsa torpil mekanizması halen güzel güzel işliyor. Hakkı olanlar ise atanmayı bekleyip, günlerini öldürüyor. Umarız bu düzen bir gün bozulacak ve gerçek adalet yerini bulacaktır. Saygılarımla, esen kalın.  29.06.2015 15:49
 

memurluk gibi bir çileyi çekmek için kpss gibi bir çile...

Detay Değil Ayrıntı 
 19.10.2014 16:27
Cevap :
Yani mecbur kılınmış ama dediğim gibi kayırmacılığın önüne Geçmek için uygulanmaya başlamıştı ama tabi ki biz millet olarak Cılkını çıkardık bunun da maalesef. Saygılarımla, esen kalın.  20.10.2014 7:49
 

Memur olsakta çok mutlu olmayacağız ama en azından birazdaha mutlu olabileceğimizin umudu ile bit Umut diyor ve son sürat çalışmalara devam ediyorum.

Yıldırım TERZİ 
 12.08.2014 10:56
Cevap :
Yaşam bir mücadele Dostum. Hoş, memur olamasanda hayatın sonu değil ya...Çalışmalarında başarılar diliyorum. Saygılarımla.  12.08.2014 20:41
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 80
Toplam yorum
: 167
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 5705
Kayıt tarihi
: 14.05.14
 
 

Kamu yönetimi ve sosyoloji öğrenimi... Tarih bölümüyle devam eden öğrencilik... Siyasetbilim, top..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster