Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Mart '18

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
89
 

Son Osmanlılar

Son Osmanlılar;


Padişah 2.Mahmut'un 2 oğlunun (Abdülmecit, Abdülaziz) çocuklarından sürgüne gönderilen 155 kişiden ibarettir.İçinde halife padişah, şehzade, hanımsultanlar, sultanlar beyzadeler  bebekler bulunmaktadır.
Onbir üye, saltanatın ilgasıyla kalanlar  da 155 kişi olmak üzere 3,Mart, 1926 tarihinde Hilafetin ilgasıyla  yurt dışında ikamete zorlandılar Sürgün yolu  6 aylık bebekten 80 yaşına kadar bütün hanedan üyeleri dönüşü olmayan pasaportlarla Sirkeci garından Simplon Expresi'yle İsviçre'ye  bir kısmı da  Julio Sezari Vapuruyla Beyrut'a gönderilirler. Gittikleri yerlerden Paris, Roma, Londra, Berlin gibi Avrupa şehirlerine , Amerika'ya dağıldılar.

Gidenler en kısa zamanda dönecekleri umuduyla gitmişlerdi. Dönüş süresi kadınlar için 28 yıl, erkekler için 50 yılı bulmuştur. 1952 yılında kadınların dönüşüne izin veridikten İstanbul'a yerleşip ikamet edenler olduğu gibi yurt dışında yaşamayı tercih edenler, İstanbul'u dünya gözüyle bir kere görüp gidenler de olmuştur.

-Askeri eğitim almış Libya, Balkan, Çanakkale,Filistin cephelerinde savaşıp milli mücadeleyi destekleyip  Anadolu'ya geçmelerine izin verilmeyen; Ömer Faruk; Osman Fuad, Abdülhalim, Abdürrahim ve Cemalettin efendiler de sürgüne gönderilmiş vatan özlemiyle yanıp gurbette can vermişlerdir.


-İçlerinde Sabiha Sultan ve kızı Neslişah, Kenize Murat, Ayşe Gülnev sultan gibi entellektüeller, son Halife Abdülmecit ve Ayşe Sultan gibi piyano virtüözü ve bestekarlar, ressamlar ve o devrin en güzel kadınları olarak gösterilen Neslişah, Hanzade, Necla, Dürrüşehvar, Fazile İbrahim, Hanzade Özbaş Sultanlar  vardır.

-Sabiha Sultan; kendisini  M.Kemal'in yanı sıra İran Şah Hanedanından da talibi olduğunu  fakat reddettiğini amcasının oğlu Ömer Faruk efendiyi tercih ettiğini beyan etmiştir.

Hanedan damatlarından piyade yüzbaşı Şehzade Ömer Faruk efendi ve Padişah yaveri erkan-ı harp binbaşısı, Sadrazam Tevfik paşa'nın oğlu İ.Hakkı bey Milli mücadeleye asker olarak katılmak istemişler, ilkine izin verilmemiş, diğerini subay ihtiyacı olduğu için Hamza grubu tarafından çağrılmıştır. Sultan Reşat'ın torunu Rukiye Sultan'ın kocası Abdülbaki İhsan beyde milli mücadeleye katılmıştır. Naciye Sultan'la evli olan Enver paşa'ya da izin verilmemiştir.

-Sürgünden ilk dönenlerin; Anadolu'ya geçip Milli mücadeleye katılan İ.Hakkı beyin kızı Hümeyra (Özbaş ) sultan ve Enver Paşa'nın  kızları Mahpeyker, Rana olmuşlardır. Sultan Reşat'ın büyük oğlunun damadı Abdülbaki İhsan Bey'in milli mücadeleye katılması sebebiyle kızı Emel Nurcihan Sultan'a da  1926 yılında yurda girişine izin verilmiştir.

Diplomatik ziyaretler çerçevesinde Kasım, 1945 yılında Haydarabat Prensesi olarak son halifenin kızı Dürrüşehvar sultan ve Mayıs, 1947 yılında Mısır prensesi Neslişah Fatma sultan ve annesi Vahdettin'in kızı Sabiha sultan - Eylül, 1947 de Haydarabat prensesi Nilifer Cah sultan İstanbul'u turist olarak ziyaret edip dönmüşlerdir. Türk basını bu ziyaretlerle çok ilgilenmiş haberler röportajlar yapmıştır.

-1949 yılında pasaport kanununda yapılan değişiklikten ilk yararlanıp vatandaşlığa kabul edilen Vahdettin'in eşi Şadiye Müveddet hanım olmuştur.13, Haziran,1949 da vatandaşlık verilmiştir.

-Kenize Murat 2 yaşlarında annesini kaybedince 1941 paris işgalinde İsviçre Konsolosluğuna sığınmış ve üniversiteyi bitirmiştir. 20 yaşında babasının bir raca olduğunu, Türk ve hanedan üyesi olduğunu öğrenmiş Neslişah Sultan'la tanışmış ve onun vasıtasıyla tarihini ve asliyetini öğrenmiştir.


-Kimileri Mısır ve Haydarabat hanedanlarına gelin olup saraylarda yaşarken, birçoğu Şehzade Ertuğrul Orhan efendi gibi  kimi zaman hamallık, kimi zaman şoförlük yaparak acıklı elim hayat yaşayanlar da olmuştur. Hiç bir zaman onur ve asaletlerinden taviz vermemişler, Cumhuriytin aleyhinde söz ve davranışlarda bulunmamışlardır. Parasızlıktan, bakımsızlıktan, açlıktan ölenler de olmuştur.

-TBMM inde hanedanın sürgün kararı alınırken katiplerden birisi de Bakkal çırağı Ahmet Vehbi (Koç) tur.

-Yurt dışında aile reisliği, sırasıyla Sultan Vahdettin, Halife Abdülmecit, Şehzade Ömer Faruk, Şehzade Ertuğrul Osman Efendi, Şehzade Osman Beyazıt efendi, Şehzade Dündar Abdülkerim Efendi, Şehzade Harun Efendi olmuşlardır.

-Saltanatın ilgasından sonra, Padişah Vahdettin, önce İngiliz zırhlısıyla Malta'ya gitmiş, bir müddet kaldıktan sonra Port Sait üzerinden Cidde'ye geçip oradan Mekke'de umre yapıp tekrar İtalyanın Cenova limanına inmiştir. San Remo'da Villa Nobel'de ikametine izin verilmiştir.Yakınları da ardından gelince, ölümüne kadar Villa Manolya'da ikamet etmiştir.16, Mayıs, 1926 da vefat etmiş alacaklıları cenazeye haciz koyup rehin almışlardır. Kızı Sabiha Sultan'ın küpelerini satıp, parasıyla borçlar ödendikten sonra deniz yoluyla Lübna'a vasıl olan cenaze kara yoluyla Şam şehrine nakledilip 49 gün sonra Sultan Selim camisinin avlusuna defnedilmiştir.

-Abdülhamit Han'dan sonra gelen her iki Osmanlı padişahı da donanımsız, aciz, kararsız ve devlet yönetimindeki acemilikleriyle zamanın politikacılarının oyuncağı olmuşlardır. Diş politikaları  ''İngilizlerle yakınlık, Fransızlarla dostluk'' esasıyla şekillenmiştir. Hatta Sakarya savaşından sonra Boğazları İngilizlere verip hilafeti İngiliz himayesinde devam ettirmeyi  teklif ettikleri halde savaşın sonucunu bekleyen İngiltere teklifi nazikçe geri çevirmişlerdir.İmparatorluğun bu şekilde devam etmesi imkansız hale gelmiştir. Saray zulüm etmeksizin halka yumuşak davranılması koşuluyla İngiliz himayesinden yanaydı. Sakarya zaferinden sonra Ankara'yı tebrik edip şehitler için mevlüt okutmayı bile düşünememişlerdir. Bütün dertleri saltanat ve Hanedanı korumak olmuştur.

Hele işgal altındaki İstanbul ve Anadolu'nun kurtarılması konusunda bir iradeye sahip değillerdir. Hanedanın Neslişah Sultan Kenize Murat gibi entellektüelleri Yeni Türkiye Cumhuriyetinden iftiharla bahsetmişler, tekrar saltanatı geri almak için hiç bir girişimde bulunmamışlardır. Sadece büyük bir özlemle anavatana dönebilmeyi düşünmüşlerdir.

Halen İstanbul'da yaşayanlar olduğu gibi yurt dişinda ikamet edip İstanbul'a ziyaret için gelenler de vardır. Son yıllarda devlet erkanıyla tarihi günlerde biraraya gelip kardeşlik ve birlik beraberlik içinde görünmektedirler. Milletimizin sinesinde yara olan Osmanlı torunlarının sürgünde vatansız yaşamaları da son bulmuştur. Türk halkının büyük kısmı Osmanoğullarına hiç bir zaman düşman olmamış, aksine dedeleri Fatih,Yavuz,Kanuni hürmetine saygı duymuştur.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 107
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 140
Kayıt tarihi
: 04.12.17
 
 

İlgi duyduğum alan tarih. Milli mücadele ve Osmanlı tarihine  odaklandım. Gözden kaçan tarihi şah..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster