Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Şubat '14

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
399
 

Son SBS sınavının düşündürdükleri...

Son SBS sınavının düşündürdükleri...
 

Devlete güvenini ve gelecekten umutlarını yitiren bu çocuklara ne olacak?


10 yıldır skandal üstüne skandal yaşıyoruz. Daha Üniversite sınavlarında yaşanılanlar hafızalardan silinmeden,  SBS sınavında yaşanan son skandal hepsinin üzerine tuz biber ekti. Artık bu saatten sonra sistemden küçük bir taş dahi oynatacakların çok daha iyi düşünmelerini istiyorum. Çünkü artık eğitimde gerçekten bir süredir “Dönülmez Akşamın Ufkundayız”.

1995 yılında Dünya Bankası’nın Türkiye deki Sosyal Sektörler ile ilgili raporunu okumuştum. Raporda Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığınca yürütülen projeler konusunda özetle: “MEB siyasi gerekçelerle sürekli değişen kadrolar yüzünden bilgi birikimine sahip olamıyor, deneyim sahibi insanların yerine bilgisi olmayan insanlar getiriliyor, dolayısıyla tüm projeler başarısızlıkla sonuçlanıyor, MEB’in proje yürütme becerisi tüm Dünyaya “en kötü örnek” olarak gösterilebilir” deniliyordu.

Amerika’yı beğenelim ya da beğenmeyelim büyük bir güç olduğunu hepimiz biliyoruz.  Amerika’da Demokratik Parti ve Cumhuriyetçi Parti zaman zaman senatoda çoğunluğu elde ederler ve ABD Başkanını seçerler. Örneğin Bill Clinton Demokratik Parti’den Beyaz Saray’a girmiştir. Ardından gelen Bush Cumhuriyetçi Parti’den Başkan seçilmiş, daha sonra da Beyaz Saray’a Demokratik Parti’den Obama gelmiştir.

Ancak hangisi yönetime gelirse gelsin devletin ana politikaları (Eğitim, Sağlık, Dış politika, Ekonomi, Tarım, Enerji vb.) pek değişmez. Hatta bununla da kalmayıp devleti iyi yönetebilmek ve devlette devamlılığı sağlayabilmek adına, Beyaz Saray’a yerleşen Başkan, rakip senatörlerin içinden kendisine danışman, bakan ve yardımcı da seçer. Bunun örneklerini tüm dünya defalarca görmüştür.

1995 yılında Amerika’ya gittiğimde, görüştüğüm yetkililer Amerika’nın nasıl kısa sürede büyüdüğünü ve dünya lideri olduğunu uzun vadeli politikalar ve istikrara bağlıyorlardı. Benim ilgilendiğim konu “eğitim” olduğu için; uzmanlarla özellikle eğitim politikaları üzerine sohbetler ettim. Uzmanlar ısrarla; ABD eğitim sisteminin 100 yıllık politika ve planlar doğrultusunda yürütüldüğünü ve Beyaz Saray’a kim gelirse gelsin bundan pek ödün verilmediğini söylüyorlardı.

Bu büyük ölçüde doğrudur.

Peki, Ülkemizde durum nasıl?

Maalesef son 20 yılda, ama özellikle son 10 yılda bu devletçi çizgiden bir hayli uzaklaştık. Yani istikrarlı politika ve planlama yapmaktan, devlette devamlılığı esas kılmaktan vazgeçtik.

Maalesef diyorum çünkü devletin bel kemiği bürokratlar ışık hızıyla alaşağı ediliyor.

Emniyet, Yargı, Sağlık, Eğitim, Enerji ve Tarım Bakanlıkları başta olmak üzere tüm bakanlıklarda görev yapan yılların deneyimli bürokratları hiçbir gerekçe gösterilmeden görevlerinden alındı ve yerlerine yenileri atandı.  

Sadece Eğitim’den örnek vererek durumu açıklamaya çalışacağım.

MEB’de Müsteşar Bener Cordan (Allah Rahmet eylesin) 1994-2001 yılları arasında görev yapmıştı. Bu dönemde iki farklı siyasi partiye mensup dört Bakan [Nevzat Ayaz (DYP), Turan Tayan (DYP), Hikmet Uluğbay (DSP) ve Metin Bostancıoğlu (DSP)] ile çalıştı.

Sonra ne oldu?

3 Kasım 2002’de yapılan Genel Seçim sonucu ile AKP tarafından kurulan 58., 59., 60., 61. dört hükümet döneminde yani 12 yıllık bir süre içinde 5 Milli Eğitim Bakanı değişti…

Bakan başına Bakanlıkta kalma süresi ortalaması 2.4 yıl, Bu süre; MEB gibi devasa taşra örgütü olan bir bakanlığı tanımak şöyle dursun, MEB Merkez Birimlerini tanımaya, hatta onlardan bir kez brifing almaya bile yetmeyecektir.

Peki, MEB’de sadece Bakanlar mı değişti?

Tabi ki hayır. Bu süre içinde tamı tamına 7 Müsteşar değişti. Müsteşar başına görevde kalma süresi ortalaması 1.7 yıl oldu… İlave olarak Genel Müdürlerden tutunda, Şube Müdürlerine, Daire Başkanlarından (Grup Başkanları oldu) tutunda Uzmanlara kadar herkes (Sekreterler, memurlar, hizmetliler) de değişti.. Yani tüm bürokratlar da değişti.Hal böyle olunca da ne oldu? Bilgi birikimi dediğimiz tecrübe ya da deneyim meydana gelemedi…

Sonucunda; hesapsız kitapsız alınan kararlar, şaibeli sınavlar, başarısız projeler, sürekli değişen ders programları ve birbiri ile çelişen yönetmelikler oldu. (Halen geçerli olan ve 7 Eylül 2013 tarihinde çıkartılan Sınıf Geçme Yönetmeliğinin daha bir yılını doldurmadan değiştirileceğine kalıbımı basarım. Nedenlerini başka bir yazımda paylaşacağım).

Peki, MEB’de sadece Bakan, Müsteşarlar ve Bürokratlar mı değişti?

Maalesef hayır. Üniversiteye giriş sistemi, okula başlama yaşı, ilköğretim sistemi, ortaöğretim sistemi, sınıf geçme sistemi, sınıf ortamları, araç ve gereçlerden tutunda SBS sistemine kadar her bir sistem değişti.

Yani atalarımızın ısrarla söylediği “dere geçerken at değiştirilmez” sözü çiğnendi, hem dere geçildi, hem at değiştirildi, üstelik bunları yaparken atın nalları da yenilendi. Hem de defalarca.

Matematikçiler çok iyi bilir. Kaldı ki İlkokul da okuyan çocuklarımız da bilir. Bir bilinmeyenli denklemi çözmek kolaydır. İki bilinmeyeni çözmek hayli zordur. Ancak 3 bilinmeyen denklemi çözmek her babayiğidin harcı değildir.

MEB’ de son 10 yıl içinde eskiden bilinen değişkenlerin hepsi değişti. Hem bakan değişti, hem tüm bürokratlar değişti, hem de tüm sistemler değişti. Buyrun çözün bu üç bilinmeyenli denklemi, bende ellerim patlayıncaya kadar sizi alkışlayayım.  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 41
Toplam yorum
: 17
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 2662
Kayıt tarihi
: 29.04.12
 
 

Gazi Üniversitesi, Teknik Eğitim Fakültesi'nden 1984 yılında mezun oldum.  Ardından Ankara Üniver..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster