Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Temmuz '11

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
362
 

Son sesler.

Son sesler.
 

Son ayak sesi de karıştı gecenin kuzguni siyahına. .. Kapanan kapının ardından bütün sesler kaybolup gitti... 

Klavyenin başında saatlerdir bu son sesi bekliyordum yazmak için. Ağzına kadar dolu kül tablası, bitmiş bir şişe cin, ruj lekeli bardak, onların hemen arkasında mor menekşem… Pencerenin önünde açmadı. Ne zaman ki masama konuk oldu açmaya başladı. O da yalnızlığa alışamayanlardan… 

Yazacak çok şey var beynimde, yüreğimde. Parmaklarımın ucundan döküldü dökülecek ama olmuyor, yazamıyorum. Korkuyorum!Biriktirdiklerimi bir çırpıda yazdığım da geçen zamana haksızlık olacak. Yazsam, 2 günün ardında kalacak geçen onca zaman… En fazla iki gün okunacak süre. Vazgeçiyorum… 

Balkona çıkıyorum. Sessizliğin ağırlığı çöküyor omuzlarıma. Karanlığın ve ışıksızlığın ağırlığını kaldıramıyorum artık. Mutluluk perisi varsa konsun omzuma. Saniyelik de olsa razıyım ama yok… Varsa ve gelecekse şimdi gelsin. “Dile benden ne dilersin?” diye sorsa ve ben ona “Elimi sevgiyle tutacak bir el” dileğinde bulunsam… 

Arkamı dönüp parmaklıklara yaslanıyorum. Odama bakıyorum. Darmadağın bir masa ve ruhsuz eşyalar. Sahip olduklarım bunlar. Başkalarına göre çok şey bana göre hiçbir şey… 

Tırnaklarını içinde saklayan sırtlanlar gibi insanlar. En yakınınızdakiler, eşiniz, çocuğunuz, aileniz herkes, her şey. “Hayır” demeye ya da yanlışlıkla ayaklarına basmaya görün, anında geçiriveriyorlar şah damarınıza, öldüresiye… 

Kullanılmak… Kanınızın son damlasına kadar. Canınızı alana kadar… Acımasızca… 

Sorgusuz sualsiz itaat duygusunun anlamı birilerine göre aptallık, bana göre huzur. Kavgadan nefret eden insanların kaçış noktası. Ben gibi… 

Son seslerden sonra başlar gecem,  

Karanlık, kuytu ve köşesiz. 

Çarptığımda canım yanmaz, içim acımaz. 

Korkarım çoğu zaman gün ağaracak diye,  

Yüküm ağırlaşmaya başlar sırtımda,  

Yeni bir gün yeni bir umut olmaz,  

Günler aynıdır, renksiz ve soluk… 

Fırtınalar hiç dinmez, sürükler peşi sıra,  

Sığınacak limanlar kalmamıştır, varsa da çok uzaklardadır… 

Narin bedenim dayanmaz sağanaklara,  

Sürüklenir oradan oraya… 

Fazla geldi tek başınalık bu gece. Tabuların kadını olmanın ağırlığı çöktü yine. Doğrularımın acımasızlığı altında böcek gibiyim. Hak ettiğimi yaşıyorum son sesleri dinleyerek… 

Nurcan Çelik Yalun 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çok zor. Bir şekilde hepimiz yaşıyoruz sizin yaşadıklarınızı.Ama onu sırtımızdan atacak paylaşıp bir nebze olsun rahatlayacak cesarete sahip değiliz. Saygı ve selamlar...

izmirli doksanyedi 
 17.07.2011 18:46
Cevap :
Ortak paydada buluşacağım ne kadar çok dost, arkadaş varmış Osman Bey... Sokakta gördüğüm hüzünlü bakışların , dik durmayan omuzların ardında "silkelenip atılamayan" yükler olduğunu hiç düşünmemiştim...Paylaşımınız için sonsuz teşekkürler. Saygı ve dost selamlarımla.  19.07.2011 2:25
 

Yalnızlığı ve mutsuzluğu hak ettiğini hiç zannetmiyorum... Sen güçlü bir kadınsın. Her şeyi elinin tersiyle iterek yepyeni bir hayata merhaba diyebilirsin. Yaşadıkların ne olursa olsun "dün"de kaldı. Şimdi "bugün". Hadi,gülümse! Sevgilerimle...

Melek Koç 
 17.07.2011 14:58
Cevap :
Merhaba sevgili Melek. Kendimle empati kurdum. Nasıl oluyor deme oldu:)) Elimin tersi ile itme şansım yok...Bu empati de hissettim ki mutsuzum. Bunda ki en büyük etkende sınırsız çalışma saatlerim ve mükemmeliyetçi yapım. Pozitif düşüncenin mucizesi olan ben, kendi içimde ne kadar negatife düştüğümü de anlamış oldum:))) Teşekkür ediyorum paylaşımın için. İyi ki varsın. Sevgilerimle.  17.07.2011 21:39
 

Bulut gibi, dokunsan yağmur yağmur boşalacak bir ruh halinin dışavurumu bu kadar mı etkili yazılır Nurcan Hanım, tebrik ederim. Tabii kendi doğrularımızın, kendi yasaklarımızın bizleri içine hapsettiği o "kodes" saptaması da her türlü övgüye değer. Gıpta ettim. Tabii bu konu çok eski bir insanlık sorunu; bilginin ve etik kuralların omuzlarımıza ağır birer yük gibi çökmeleri ve ileri yaşlarda bizleri yalnız (bazen de terk edilmiş) hissettirmeleri eski bir soruyu getiriyor benim aklıma. "Bunca bilgiden, bunca deneyimden, bunca sınama-yanılmadan sonra bulduğumuz doğrular bizi mutsuz ve yalnız kılıyorsa, onca zahmete ne gerek var?".. Cevap; çünkü insanız, özgür aklı olan ve düşünen birer yaratığız diğer yaratıklardan farklı olarak. Esin verdiniz ve Pazar günümü aslında aydınlattınız bu hüzünlü öyküyle... Selamla, derin saygıyla... MS

Mehmet Sağlam 
 17.07.2011 10:08
Cevap :
Sağolun,var olun, hep olun üstadım. Hayata hep pozitif bakan ve kendimi mucize olarak addeden ben; bu sefer içimde ki benle empati kurdum ve ortaya bu yazı çıktı. İnanıyorum ki ben gibi olan insan sayısı çok fazladır. Çok yoğun ve ağır bir iş temposuna, evlat, anne,eş,arkadaş,dost olma vecibeleri de eklenince ortaya mutasyona uğramış biri çıktı:)) Bulduğumuz doğrular bizi yalnız ve mutsuz kılmasına rağmen; o doğruları bize empoze edenler, yazısız kurallar ve en yakınlarımız, bir gün olsun "Mutlu musun?" sorusunu sormazlar:)) Sadece beklerler...Bu kendimizle verdiğimiz savaşta zaman zaman diplerde gezinip dururuz ama yine de güçlü ve akıllı insanoğlu zekasıyla mutlak bir çıkış bulur:))Hele ki bu bensem:)) Katkınız ve paylaşımınız için çok teşekkür ediyorum. Güç aldım. Saygılarımla.  17.07.2011 21:50
 

Sanmayın ki bir tek sizin başınızda bu duygular...Bu eziklik, bu yalnızlık...Ama ruhlara yapılan dopingle ve uğraşlarla atlatılır dayanılmazlıklar...Dayanmaya programlanır iç dünyalar...Vicdani baskılar, toplumun baskıları kendi değer yargılarımızı hep karşımızda bulsak da bence yalnızlığın da güzellikler var, örneğin ben mutlu yalnızlardanım. Kendime hem ticaret hem ziyaret gibi, hobiye benzer değişik uğraşlar buldum...Yaşantımdaki akışın mutlu devam etmesi için...Selam ve sevgilerle...

Yurdagül Alkan 
 17.07.2011 0:20
Cevap :
Sevgili Yurdagül, 14 yıldır nefes alacak bir haftalık tatil bile yapmadığımı düşünürsek bu dışa vurum doğal sonucu oluyor:))) Bana ne ya da adam sende diyemeyeceğimiz sorumluluklarımız var yaşadığımız sürece. Ben yalnızlığı severim. Beni yoran, üzen yetişmek zorunda olduğum onca şeyde ki haksız paylaşım...Aslında bu denli özel duygularımı hiç paylaşmam. Güçlü kadın imajım sarsılmasın isterim:)) Bu yazıyı yazış nedenim; benim durumumda olan insanlar kendilerini yalnız hissetmesin diye:)) Hobilerime ayıracak zamanım yok biliyor musun? İş ve ev. Ağır bir imalat, iş yeri sorumluluğu, satış, finansman akşam oluyor. 8 yada 8.30 dan sonra da evde ki sorumluluklar başlıyor:)) Robotluktan yoruldum galiba:)) Yakında toparlarım. İçten paylaşımın için sonsuz teşekkür ve saygılarımla.  17.07.2011 22:01
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 348
Toplam yorum
: 959
Toplam mesaj
: 108
Ort. okunma sayısı
: 1314
Kayıt tarihi
: 31.10.07
 
 

İstanbul 25 Temmuz : /… İşletme tahsil ettim. Özel ilgi alanım olduğu için 2 yıl Psikoloji okudum..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster