Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Temmuz '08

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
396
 

Son tren

EN SON TREN NE ZAMAN?

Bulunduğunuz yerde tren istasyonu olsa da, olmasa da sorulur oldu ki; son tren ne zaman? Bazılarımız her zamanki çok bilmişlikten mi yoksa trenlerde çalıştığından mıdır nedir? Hemen cevaplamayı severler. Keskin ifadelerle, bakın size yakın zamanda hareket eden bir trende olup bitenleri anlatan bir arkadaşın anlatmış olduğu hikayeyi şöyle bir toparlayayım. Sonuçları bilmem ki hangi Cumartesi akşamı medyamızdan dinlersiniz o da sizin gayretinizde olan bir usul olsa gerekir. Haydi hep beraber şu hikayeyi dinleyelim.

Rivayet olunur ki devri alemin birinde uzak mı uzak, treni büyük bir ülkede 2020 lere doğru ülkenin Kralı en son divan toplantısı sonunda sarayı terk eden Tekavvut vezire dönerek derki; Biz dedik ki, bu trenden inen bir daha binemez. Bizim trenden inenle işimiz olmaz. Saray divanında bu tür çıkışları yapan hiçbir zaman muvaffak olmamıştır. Tarihte de bunun misalleri vardır" diyerek izahatta bulunmuştur. Yapmış ama, başta kendisi olmak üzere Baş vüzera seçildikten sonra fırka-ı adaletin mensupları trene binenini, trendeki yoksulluğun, sefaletin, trenlerin ve tren yollarının hurdalaşmışlığını, Anadolu halkının gerçek acı yüzünü bir kez olsun yerinden görmeyi düşünmemiş, trene binmemişler!

Baş vüzera, her ne denli trene binmese de, "tren" e karşı ayrı bir zaafının olduğu belli oluyor!

Bu zaaf, daha önceki vezirlerde de vardı. Mesela ; "AB Treni kaçacak!" benzetmeleri, Vezir-i Mensup döneminde iyice yaygındı.

Baş Vüzeranın, Tekavvut Vezir için yaptığı açıklamanın, Fırka-ı adalet mensuplarının geneline münhasır olup, kesin hüküm niteliğinde olduğunu anlıyoruz.

Herkesi kucakladığını (!) söyleyen Baş Vezir bu açıklamasından sonra şu soruyu sormak zamanı değil mi?

"Ya Fırka-ı adalet mensubiyetinin trenine hiç binmeyenler ne olacak?"

Yani, tren boy hesabı yapılarak hazırlanmıştır. Öyle ki bir hesaba göre boydan yüzde kırk yedilik "yolculara" karşın yüzde sıfır elli üçlük "hancılar” aynı kompartımana nasıl otururlar? Varın siz hesap edin.

Söze değil, öze baktığımızda bu acı gerçek ortaya çıkıyor ve Vüzera’nı ahaliyi eline geçirmesinden sonrada, öncede hızlı trene binmeyenlerin hiç bir değerinin olmadığını anlıyorsunuz...

Bir başka acı gerçeği daha anlıyor ve öğreniyorsunuz: "fırka-ı adaleti mahsusta' ta 'demokrasi' sözcüğü yalnızca laf ola - beri gele babından kullanılıyor Vüzera’nı en çok kullandığı ama uygulamasını gördüğünde trenden attığı ilk kişiler, " demokratik haklarını kullananlar " olmaktadır.

Tekavvut Vezir, demokratik hakkını kullanmış, seçimde aday olmamış, şimdi yeni bir Fırka kurmak için son divan toplantısına katılmış ve basmış istifasını. Bu O'nun en doğal demokratik hakkı ve kullandığı seçkisidir.

Vüzera’nı düşen; kırıcı olmadan ve tok sözlülük yapmadan şans dileyip uğurlamak olmalıydı ama olmadı işte, neylersiniz ki; "Vermezse Mabut, bir şey yapamıyor Sultan Mahmut!"

Hırçın ve bıçkınlık bir süre puan kazandırır gibi görünse de, sonu hep hüsran olmuştur. Bunun da örnekleri tarihte çoktur, Vüzera’nı tarihten dem vurmuşken birazda bu konumdakileri incelerse daha iyi olur!..

Çünkü, içinde tren olan ve ayrılıkları, özlemleri dile getiren nice şarkılar- türküler- öz deyişler vardır.

Mesela; "Tren gelir hoş gelir, odaları boş gelir..." dizeleri, beklentilerin boş olduğunu, özlem duyulanların ya da kazanımları artık kaybedildiği, umarsızlık dumanlarının kafalardan gelişigüzel savrulduğu anları içerir.

"Uzayıp giden tren yolları, açılıp sarmıyor yarin kolları..." dizeleri ise; hiç bir şeyin eskisi gibi olmadığını ve olmayacağını; ortada seven/ler var gibi görünse de, pek çok şeyin koptuğunu ve son kertede olduğunu anlatmak için kullanılır... Bu kadar şairlik biraz fazla oldu. Varın gerisini siz ilave edesiniz. İşte son misal; "Demir ağlarla ördük Anayurdu dört baştan..." dedirtirken yürekler ayrıcalıklı bir onurla çarpıyordu, çarpıyor ve sonsuza dek çarpacak..

Belki de geçen yıl dağıtılan yakacak bitmiştir. Star TV den dinledim. Havalar sıcak olmasına karşın kömür dağıtımı başladı. Alamayanlara duyurulur. Kömür torbalarının bir yüzünde "TC BAŞBAKANLIK" diğer yüzünde ise "PARA İLE SATILMAZ" ibarelerini görülüyor.

· Ahaliden soranlar var;

· Dağıtılan kömürün parasının kimin parası!

· Her ton kömüre ne kadar oy karşılık geliyor?

· İhtiyaç sahipleri nasıl belirleniyor? “Bizden olanlar-olmayanlar yeterli mi?

· Bu yardımlar daha ne kadar sürecek?

· Sırada hangi yardım var?

· Kitap yardımına devam edecek miyiz?

Ey hak sahipleri hele bir de KEY paralarınızı alın. Gerisi yalan. İşte sizin gündeminiz. Bütün Ziraat Bankalarının personeline gına gelmiş olmalı ki; Bankaların her yerine “KEY BİLGİSİ YOKTUR” Bu konuda rahatsız etmeyin. Bürokrasinin şeffaflığına bakın. Demek içeride soru sorsak adamlar olmayan KEY yüzünden göz altına alacaklar. Cevap ver verebilirsen. Özür Dilerim. En son Haydarpaşa ekspresi az önce gitti.

Herkese iyi yolculuklar.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 14
Toplam yorum
: 6
Toplam mesaj
: 14
Ort. okunma sayısı
: 1824
Kayıt tarihi
: 29.01.08
 
 

1956 Artvin doğumlu İlk, orta, lise öğrenimini Artvin-Şavşatta tamamladı. Yüksek öğrenimini Erzuru..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster