Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Temmuz '13

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
714
 

Sonbahar aşığı

Sonbahar aşığı
 

Kuru bir yaprak gibi sonbahardan sonbahara savruldum durdum. Sanki hayata yaprak olarak geldim ve yaprak olarak öleceğim. İlkbaharda da yeşile dönmez hiç rengim. Hep sarı hep hafif kırmızı. Biraz da turuncu. Biraz yeşile dönecek gibi olsa hemen sonbahar dibimde bitiverir. Benim mi bu mevsimden alacağım var onun mu benden alacağı var, anlamadım gitti! Ne yaptıysam yakamı kurtaramadım sarıdan... Renklerle de aram hep iyi olmuştur, sanmayın kavgalıyım onlarla. Aslında en canlı renkleri taşırım üzerimde. Yakışıyor da hani. Yalan yok! Hele ki bir araya toplandım mı arkadaşlarımla tam böyle kartpostallık kareler veririm çekenlere. Börtü böcek haltetmiş benim güzelliğimin yanında. Ne bileyim? Yine de memnun değilim ben. Diğerleri neden öyle de ben böyleyim diye düşünüp duruyorum hep. Hem inatla yeşile dönmüyorum, hem de neden yeşilim yok benim diye dövünüyorum.
Nice insanlar tanıyorum böyle. Kendinde olmayanı isteyen ama olmaması için de direten. Korkaklık, değişime hazır olmayışlık bunun adı. Değişim cesaret ister ya da değişmeyi gerçekten istememektir sorunun cevabı. Hüzün aşıkları vardır, hani baktığınızda gözlerine onların, hep bir hüzün taşırlar gözbebeklerinde. Kara kalem gölge ışık oyunlarında gölgeleri bile hüzün taşır. Sizin ekstra bir çizgi atmanıza gerek yoktur. Kalem kendi yolunu kendi bulur. Bu insanlar da size hüzün verir kendilerine verdikleri yetmiyormuş gibi. Otomatikman eskilere dalar ve kaybolursunuz kendinizde. Kimilerince hüzün sevilir belki de ama ben almayayım mümkünse. Dörtnala renk değiştirmek istiyorum ben. Her rengini hayatın belli bir süre üzerimde taşıyıp diğer renge kanatsız uçmak istiyorum. Kalıcı olamam bu yüzden hiçbir yerde. Sık sık mekan değiştirmem belki de bu yüzden. Bazı şeyler olmuyorsa sırf biz yeteri kadar istemediğimizden.
“Bir renkten ayrılıp diğerine gitmek, boynu bükük bırakmak arkandakini”
İşte bu cümleyi kurduğunuz anda sonbahar aşığı olmaya aday adayısınız. Hep o renkte kalacaksınız demektir. Diğer renkleri görmeden kalmak seçimdir. Her seçim kimine göre bir kaybediş kimine göre sonu hiç olmayan bir kitap gibidir. Herkes mutlu olduğu yerde kalmalıdır belki... Cesaret edemeyip gidemediğimiz yerlere...
Gidilmeli midir?
Kalınmalı mı?
Ben gidiyorum arkadaşlar…
Kalanlara geri dönüp yeni renkler getireceğim.
Onlardan da bir parça renk alıp üzerime serpeceğim.
İnanın bana,
Geri geleceğim…
Melike Çelik

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

bir sonbahar aşığı olarak gitmemeni öneririm. sakın gitme. gidersen geri geldiğinde eski seni bulamayabilirsin. hem biz 80 çocuklarının sarıdan uzaklaşması da oldukça zordur. sen sarıda kal.en fazla turuncuya git. kırmızı bile tehlikeli olabilir. çünkü güzel yazılar hep sarı ve turuncu arasındakilerden çıkıyor. mavi, yeşil, beyaz ve diğer renklerde güzel ama onlarda görüntü var ses yok. selamlar...

serkan geray 
 20.07.2013 12:38
Cevap :
Farklı bir yerden bakmışsın. Evet haklısın bir parça. Hani bir yere gitmek istersin de içindeki o iki sesten biri; " Kalk.Kalk gidelim havan değişir " der, diğeri " Ne işin var otur oturduğun yerde" der ya, işte öyle bir şey ...İnsanın sözü değişir de özü değişmezmiş. Bir gidip geleyim. Her halükarda kazançlı çıkacağıma inanıyorum. Belki de diğer renklerde bilmediğimiz neler gizli. Sana bir sır vereyim mi ? Bende yoruldum sonbahar aşığı olmaktan. hani... Selamlar  20.07.2013 15:41
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 74
Toplam yorum
: 47
Toplam mesaj
: 27
Ort. okunma sayısı
: 270
Kayıt tarihi
: 02.07.11
 
 

1980 yılının buhranlı Ankara' sında gözlerimi dünyaya açmışım. Babamın işi nedeniyle çocukluk yıl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster