Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Kasım '10

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
880
 

Sonbaharın son sabahı ve tekamül

Sonbaharın son sabahı ve tekamül
 

Rassouli / Joy of Union


Sonbaharın son sabahı....

Cümle insana trajik bir sonu çağrıştırsa da, cümlenin aksine, sonbaharın bu son sabahında kendimi kışa değil, bahara yaklaşmış hissediyorum. Zira tekâmül basamaklarını çıkarken, hiç bir son üzemez ruhu.

Tekâmül eden ruh bilir ki, son diye bir kavram yoktur, her son tekâmül için yeni bir başlangıçtır ve hatta sonlar mutlu eder tekâmül eden ruhları.

Evrimin sadece fiziksel düzeyde var olduğunu söylemek ne kadar doğrudur? Ruhumuz da zaman içinde gelişmek ve evrimini gerçekleştirmek ister ve bunun için de tekâmül etmesi zorunludur.

Ruhun dünya okulundan layıkıyla mezun olabilmesi için bazı dersleri geçmesi gerekir kuşkusuz. Sevgi, adalet, şefkat, merhamet ve fedakârlık gibi ruhsal yetenekleri geliştirmiş olmalıdır. Vicdan kanalını tam anlamıyla açmış olmak, en az kendi kadar başkalarını da düşünmek, kendisine ve diğer tüm yaşayan canlılara karşı görevini hakkıyla yerine getirmeyi öğrenmiş olmalıdır.

Dünya okulundan öğrendiğim en önemli gerçek, insanın kendine ve başkalarına karşı dürüst olması, maddesel tutsaklıktan kurtulması, iyilik yapması ve vicdanen rahat bir hayat sürdürmesi zorunluluğudur. Bunun içinde insanın yaptığı her işte dürüstlüğe ve doğruluğa imza atması gerekir.

İnsan yeryüzünde nefes aldığı her an yeni bir şeyler öğrenip, yeni sınavlar verir.

Kendi adıma düstur edindiğim bir ilke var. Biten her günün gecesinde kafamı yastığa koyduğumda kendime şunu sorarım, bugünkü sevaplarım, günahlarımdan çok muydu? Her akşam gece yatmadan aldığım yanıtlar ruhumun tekâmülünü hızlandırır.

Sevaplarımın arttığı, günahlarımın azaldığı bir hayatı yaşamak ve tekâmülümü hızlandırmak yegâne amacım.

Artan farkındalıklar ve düzenli yapılan özeleştiriler, kişinin tekâmülünü hızlandırıp, iyi bir insan olup, ruhen mutlu yaşamasının yegâne sebebidir.

Dünya gezegeninde deneyimlediğimiz her başlangıç ve bitiş tekâmülümüz adına gereklidir.

Bugün sonbaharın son sabahında hepimiz için yeni bir başlangıç yeni bir fırsat.

İlkbaharlarınız, sonbaharlarınız, kışlarınız ve yazlarınız hiç bitmesin ki tekâmülünüz devam etsin.

Sevgilerimle...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hakkında birşey bilmesem de nedense bu kelimelere karşı içimde garip bir sevgi oluştu.''ruh tekamülü'' herhalde bende eksik olan şey.Gene de seviyorum işte.Gün içinde kendi kendime söyleniyorum bazen.Bende garip bir huzur yolculuğu hissi uyandırıyor.Tasavvufi bir etki sanki.Yunus Emre'yi hatırlatıyor.Ben küçük yaşlarda aşırı materyalist fikirlerle büyütüldüm Nilgün Hanım.O zamanlar büyük devrimci abilerimi(!) sorgulamam mümkün değildi.Onların da beni önemsedikleri yoktu zaten.Yaratıkları bir robot olacaktım.Ki öyle de oldum.Ruhsuz,demir gibi bir adam.Zamanla arızalanmaya başladım.Çünkü maneviyat,hisler benim asıl besin kaynağımken çok uzaklarına itilmiştim.Bu soğuk mekanik vücut bunu hatırlamaya başladı.Şimdi intikam alırcasına tersi yönde koşuyorum.ikisi de yalnış.Ama insanın doğallığı,saflığı bir kere bozuldu mu ruh sakatlanması yaşıyor sanki.Ruh tekamülü belki çok acı çekilerek gelinen bir nokta.Karmaşa ve yoğunlukta zaman ayıramıyorum bu konulara ama çok ta ihtiyacım var aslında.

die stimme des mondes 
 30.11.2010 23:42
Cevap :
Hayat sonsuz bir tekamül silsilesi. İnsana ışık tutup yolunu aydınlatacak yegane iki rehber aklı ve vicdanıdır. Vicdan ruhun sesidir ve insan maddi olarak zarar görse bile, bu sese uyduğu sürece tekamül eder. Vicdan sahibi bir insan olmak, en iyi versiyonunuzu yaratmaya çalışmaktır. Küçük yaşta materyalist fikirlerle büyütülmüş olmanızı şu an sorguluyor olmanız, tekamül içinde olduğunuzun bir göstergesidir ve vicdanınızın yani ruhunuzun sesine olanca gücünüzle kulak veriyorsunuz. Işığa adım adım yaklaşan ve tekamül eden bir ruh olduğunuz aşikar... Bu yolculuğunuzda size sonsuz başarılar dilerim..  02.12.2010 9:56
 

Yazınız Kurosawa'nın bir filmini hatırlattı.Adını hatırlayamıyorum şimdi.Filmin konusu;Japonya'nın bir köyünde insanlar cenazede şarkı söyleyip,dans ediyordu.Ölüm töreni şenlik havasında geçiyor.Mantık şu:Madem ölen kişi iyi insandı ve günahları azdı ve madem tanrı onu cennetle ödüllendirecekti o halde neden yas tutup,ağlayalım ki.Cennette daha mutlu olacağından bu durumu kutlamamız gerekir.İnanışlarına göre ölünün ardından yas tutmak o kişiye saygısızlıktı ve onun iyiliğini istememekti.Filmin adı ''düşler''olabilir emin değilim.Yazıyla ne kadar ilişkili oldu bilmiyorum ama adamların inançlarındaki tutarlılık beni şaşırtmıştı.Paylaşmak istedim.Umarım içinizdeki iyilik,iyi dilekleriniz bütün dünyaya yayılır.Teşekkürler

die stimme des mondes 
 30.11.2010 13:07
Cevap :
Selamlar, filmi seyretmedim, ama bazı dini inanışlara göre bir kesim insanın ölüm törenlerini bu şekilde kutladıklarını biliyorum ve anlattığınız sahne nedendir bilinmez bir kaç gün evvel aklıma geldi... Biz de böyle yapmalıyız diye de aklımdan geçirmiştim... Ve şimdi sizden düşündüğümün dile geldiği böyle bir mesaj alıyorum, enteresan. Bence yazımla çok ilişkili oldu paylaşımınız. Madem ölüm gelince ruh tekamülünün bir bölümünü tamamlıyor, o halde ağlamak üzülmek boş. Söylediğiniz gibi yas tutmak yerine sevinmek ve neşeli bir tören düzenlemek çok mantıklı... Çok teşekkür ederim güzel düşünceleriniz, yorumunuz ve yazıma katkıtınız için, en derin selam ve saygılarımı sunuyorum. Umarım güzel düşüncelerimiz kolektif bilincin gelişmesi için katkıda bulunur....  30.11.2010 14:24
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 563
Toplam yorum
: 1939
Toplam mesaj
: 119
Ort. okunma sayısı
: 8497
Kayıt tarihi
: 30.03.10
 
 

Kişisel gelişim uzmanıyım. Yaşam Koçu, İlişki Koçu, NLP Uzmanı ve Eğitmeni, Kuantum Yaşam Koç..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster