Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Ekim '12

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
752
 

Soner Yalçın’a cevap: Evet var

Soner Yalçın’a cevap: Evet var
 

Haksızlıkların artması, cesur insan sayısının azaldığını gösterir.


Düşüncelerimdeki fay hatlarında bulunan sessizliği yırtan bir depremle irkildim,  “Kimse var mı orada?” diye seslenen, bir çığlık duydum. Belki de çoğunuz duymadı, ama benim zihnimde o çığlık hâlâ yankılanıyor.

O nedenle cevap veriyorum: Evet var, Sayın Soner Yalçın. Hem de sesinizi duyan çok sayıda kulak olduğuna eminim, ama ne yazık ki çoğu duymuyormuş gibi yapıyor.

Soner Yalçın’ın çığlığı şu cümlelerle sonlanıyor:

“Sevgili dostlar, evet siz benim 'suç' ortağımsınız! Sizi harekete geçirmeye çağırıyorum. Yalnız olmadığımı gösterin.

Sessizliğe mahkum edilişime son verin. Sesim olun, kalemim olun.

Yıkın yalanlarla örtülü şu zindanın dört duvarını.

Yoksa...

Bu yine; toprağa, çiçeğe, ağaca ve en dayanılmazı 12 yaşındaki oğlumun kokusuna hasret; insani niteliklerimi kaybetmem için yoğun tecrit uygulanan cezaevindeki koğuşumda kendimle konuşmaya devam edeceğim:

'Kimse var mı orada?.. “

     **

Tarih, kendilerine haksızlık yapılan, zindanlarda çürütülen, hatta öldürülen yazarlarla, bilim adamlarıyla, filozoflarda, toplum önderleriyle, siyasetçilerle dolu. İşte bunlardan birkaç örnek:    

Bruno(1548-1600), evrenin sonsuz olduğunu ve evrende dünyadan başka gezegenler bulunduğunu söylediği için 1600 yılında Roma Katolik Kilisesi'nin  Engizisyon mahkemesinde yargılanıp sapkın ilan edildi ve Roma'da diri diri yakılarak idam edildi? Oysa, Bruno’ya düşüncelerinden vazgeçmesi ve sonsuz evren görüşünün din sapkınlığı olduğunu kabul etmesi durumunda kilise tarafından affedileceği söylenmişti. Ama o, gördüğü bütün işkencelere karşın, görüşlerinden taviz vermedi.

Thomas More(1478-1535), İngiliz devlet adamı ve aynı zamanda bir hukukçu. Ütopya’nın yazarı. Lordlar Kamarası Başkanlığı’na kadar yükseldi. Önce kralın boşanıp yeniden evlenmesine karşı çıktığı için hapsedildi, sonra da İngiliz Kralı VIII. Henry’yi kilisenin başı olarak kabul etmediği için ölüm cezasına çarptırılarak 1535 yılında kafası giyotinle kesilerek idam edildi. Giyotine başını koyarken celladın heyecanlandığını görüp ona dedi ki: “Senin bir suçun yok, sen sadece görevini yapıyorsun. Yalnız, şu sakalımı düzelt de başım kesilirken o da kesilmesin. Çünkü suçlu olan benim, sakalım değil.”

Galileo(1564-1642), kendisinden önce Copernicus'un öne sürdüğü güneş merkezli evren kuramını benimsemiş ve bu nedenle Vatikan kilisesi tarafından iki defa yargılanmıştır. Kilise dünya merkezli bir evren anlayışını savunuyordu ve Copernicus teorisini dine aykırı buluyordu. 1614'te ilk mahkemesinde görüşlerini yayması ve öğretmesi yasaklanmış, 1632'de yazdığı bir kitap nedeniyle yargılanması sonucu ömür boyu ev hapsine mahkum edilmiştir. Aslında Galileo’ya verilen ceza idamdı, ama “Dünyanın güneş etrafında dönmediğini” beyan etmesi üzerine hayatı bağışlanmıştı.

Sokrates (MÖ 469-MÖ 399) Platon(Eflatun) ve daha birçok öğrencisi olan bir filozoftur. Felsefeden başka bir uğraşısı yok. Yalın ayak gezer ve gençleri aydınlatmaya çalışır. Yaşadığı dönemde çok tanrılı dinler hakimdir, ama o tek tanrıya inanır ve bu görüşünü de her yerde dile getirir. Tanrı heykelcikleri yaparak satan ve bu yolla geçinen esnaf, işlerini kaybedecekleri korkusuyla onu gençleri zehirlemekle suçlar. Yakalanır, yargılanır, ölüm cezasına mahkum edilerek hapse konulur. Sokrates’in hapisten kaçma imkanı olmasına ve bunu kendisine teklif etmelerine rağmen “yaşadığı toplumdaki kanunlara uyması gerektiğini, uymadığı takdirde suç işlemiş olacağını” söyleyerek reddeder. Düşünce ve idealleri uğruna kendisine verilen bir kase baldıran zehrini içerek yaşamına son verir.

Onlar tarihteki saygın yerlerini aldılar, ama bu haksızlıkları yapanları hatırlayan var mı?

Yok. Aslında burada önemli olan kişiler de değildir; zihniyettir.

Tarihin her döneminde dogmatik zihniyet, aydınlığı boğmak istemiştir. Çünkü dogmatik düşünce, eleştiriyi sevmez. O nedenle de sorgulayan kafaları ya kopartır ya da hapishane ve zindanlarda çürütür.

**

Soner Yalçın suçlu mudur, değil midir? Bunu ben bilemem, çünkü bu konuda bir yargıda bulunabilecek hukuk bilgisine sahip değilim. Ama zihnimin köşesinde beni rahatsız eden bir soru var:

Ya suçlu değilse?

Ne olacak o zaman?

Onca çektikleri, ömründen giden günleri yanına kâr(!) mı kalacak?

Son sözler Oruç Baba’dan:

*Masumun özgürlüğünü, adalet adına kısıtlayan, adaleti katletme suçu işlemiştir.

*Haksızlıkların artması, cesur insan sayısının azaldığını gösterir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Klavyenin azizliğine uğramışım. Düzelteyim. 530 sayfa. Selamlar

Ayrıntıda gezinmek 
 25.10.2012 15:53
Cevap :
Okurken sondaki sıfırın çıkmadığını tahmin etmiştim...  25.10.2012 18:59
 

Güzel bir yazıydı öğretmenim. Sağ olun. Saygılar, selamlar... Not: D.Penceresini takmayın, o sözünü ettiğiniz unutulmuş yargılayanlardan... Saygılar, selamlar

UFUK KESİCİ 
 25.10.2012 7:59
Cevap :
Sayın U.Kesici, teşekkür ediyorum. Demokrasi Penceresinden takma adıyla yazan kişiye aldırış ettiğim yok, ama kim olduğunu merak edip araştırdım. Bloga üye bile değil, kaydı hiçbir yerde yok. Üye olmadığı halde nasıl yorum yapabildiğini ise anlamış değilim. Biraz ayrıntılı araştırınca bu kişinin birçok kişiye benzer mesajlar yazdığını ve böylece muhalif bir görüntü vermeye çalıştığını gördüm. Tabii ki onun eleştirilerine karşı değilim, hele sağlam dayanakları olursa değer bile veririm. Ama bu şekilde ortalığı bulandırıp saklanması hiç hoş değil... Selam ve saygılarımla.  25.10.2012 16:09
 

Soner Yalçın'ın "Samizdat" kitabını okuyorum. 52 küsur sayfalık kitabın yarısındayım. Yapılan sahtelikler inanılmaz. Herkes biliyor ki o siyasi tutuklu. Demokrasi penceresinden isimli şahış başkalarının haksızlığa uğramasının sebebi Soner Yalçın'nmış gibi her zaman ki tek kutuplu bakışıyla yüklenmiş. Tek işi muhalif yazarları eleştirmek olan bu garip dünyayı kendi etrafında dönüyor sanıyor. Tek kutuplu bakış açısının herkeste olması gereken tek doğru olduğuna inanıyor. Dünyaya onun baktığı pencereden bakmayanların olabileceğini de kabullenmek istemiyor, üstüne suçluyor, baskı kurmaya çalışıyor. Allah ihlas etsin. Ne diyim.

Ayrıntıda gezinmek 
 24.10.2012 14:44
Cevap :
Sayın Ayrıntıda gezinmek, değerli yorumunuza çok teşekkür ederim. Blogunuzdan kendinizi tanıtan yazınızı okudum. Çok güzeldi, kutlarım... Soner Yalçın'ı tanımam etmem, ama dürüstlük adına bir şeyler yapmaya çalıştığını biliyorum. Gerçekleri haykıracağına bir köşeye çekilseydi ya da başkalarının yardakçılığını yapsaydı herhalde bunlar da başına gelmezdi. Demokrasi Penceresinden takma adı ile yazan kişi ile ilgili görüşlerimi bir önceki yorumda belirttim. Tekrar olmasın diye bir şey yazmıyorum. Yalnız "Demokrasi" sözcüğünü sıkça kullanıp da demokrasiyi katledenlerin sayısı son zamanlarda o kadar arttı ki... Mesela, ortaya bir "ileri demokrasi" lafı attılar... Bir demokrasiye bakıyorum bir de bu lafı ortaya atanlara... Sonuç: Hayal kırıklığı... Selam ve saygılarımla.  25.10.2012 16:21
 

o sordugun "ya suçssuzsa ??" sorusu Dunya'nin heryerinde geçmiste ve gelecekte tutuklu yargilanan tum saniklar için geçerli, neden sadece Soner Yalçin için soruyorsun, digerleri ne olacak ?? Ornegin Fransa'da bir çocuk katili 30 yil içeride yattiktan sonra suçsuzlugu anlasildi

Demokrasi Penceresinden 
 23.10.2012 16:06
Cevap :
Sayın Demokrasi Penceresinden, o soruyu sadece Soner Yalçın ile ilgili olarak sormamın nedeni belli değil mi? Yazıda söz konusu olan kim, ya da hangi konu işleniyor? Ama hatırınız kalmasın o soruyu tüm tutuklu ve hükümlüler için de sorayım: Ya suçsuzlarsa? Saygılarımla....  24.10.2012 1:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1081
Toplam yorum
: 219
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 910
Kayıt tarihi
: 30.07.10
 
 

Uzun yıllar çeşitli sitelerde Oruç Yıldırım adı ile yazı yazdım. Dört tane romanım ve çokca da de..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster