Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Haziran '07

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
524
 

Sönmekte olan bir yıldız

Sönmekte olan bir yıldız
 

Ağzında büyüyen bir lokma ekmek parçasını boğazına düğümlenen hıçkırıklar arasında yutmaya çalışıyordu. Masamıza izin isteyip oturduğundan itibaren zorla tutmaya çabaladığı gözyaşları, birden bardaktan boşalırcasına yanaklarından aşağı süzülmeye başladı.. Elindeki ekmeği masanın üzerine bıraktı. Başını ellerinin arasına alarak sarsılarak ağlamaya devam ediyor ve titreyen dudakları arasından anlamsız kelimeler dökülüyordu. Kardeşim ve oğlumla beraber ne yapacağımı , ne söyleyeceğimi bilmeden şaşkın gözlerle onu izliyordum. Bir müddet sonra kendini toparlamaya çalışarak yaşlarla dolu ıslak gözlerini bana çevirdi..

‘Lütfen bana yardım edin! Ben kötü bir insan değilim.’

Bozuk bir plak gibi tekrarladığı sözlerine bir son vermesini ve sakin olmasını söyledim.

Gözlerini uzattığım peçeteyle kuruladı ve ‘bana yardım edecek misiniz?‘diye sordu.

Her şey o kadar ani olmuştu ki... Kimdi? Nereye gidiyordu? Benden nasıl bir yardım istiyordu? Neden beni seçmişti? Ona ne söylemeli ve nasıl yardım etmeliydim?

Hayatımda yeteri kadar problem vardı. Ben sorunlardan kaçıyordum. Bu yolculuğa çıkmaktaki amacım, sorumlarımdan biraz olsun uzaklaşmak, çocuğumla biraz ilgilenebilmek ve kendimle baş başa kalmaktı. Oysaki Ankara dan dan ayrılalı henüz dört saat olmuş ve ilk mola yerinde yağmurdan kaçarken doluya tutulmuştum. Hiç tanımadığım ismini bile bilmediğim biri benden yardım istiyordu.

Ona ve söyleyeceklerine nasıl inanabilirdim? İyi niyetli biri olup olmadığını nasıl bilebilirdim? Bize zarar verip vermeyeceğine nasıl güvenebilirdim? Cevap bekleyen bir yığın soruyla karşı karşıyaydım. En önemli soru ise, doğru olan ‘ size yardımcı olamam, lütfen bizi rahat bırakın.’ diyerek arkamı dönüp çekip gitmek mi? Yoksa onu dinleyip istediği yardımı sunmak mı? Diğer insanlar böyle bir durumda ne yapardı? Çoğu insan böyle bir durumda birinci seçeneği seçerdi herhalde. Maalesef ben çoğunluğun yaptıklarını doğru bulan biri değildim. Farklı davranmak farklı düşünmek ve farklı olayları hayatıma çekmek gibi bir özelliğim vardı. Çevremdeki olaylara duyarsız kalmak beni anlatmıyordu. Gerçi bu duyarlılığım bazen bana pahalıya mal olmuştu. Nelerle karşılaşacağım farkındaydım. Onu dinlemekle de bir şey kaybetmezdim. İyi niyetimin suiistimal edilme ihtimaline rağmen yüreğimdeki minik sese kulak verdim. Bana sadece doğruları söylediği takdirde elimden gelen yardımı yapabileceğimi söyledim. Otobüsün kalkma saati gelmişti. Beraberce otobüse bindik Çoğu koltuklar boştu. Kardeşim oğlumla birlikte başka koltuğa geçti. Otobüsümüz İzmir’e doğru hareket etmeye başlarken Bende bu davetsiz yol arkadaşımla oturdum ve o'da hikâyesini anlatmaya başladı.

Bir adı vardı Yıldız. Karanlık gecelerde gökyüzünde parlayan yıldızlar içinde sönmekte olan bir yıldız Beline kadar uzanan düz ve kumral saçları, zayıf ince bir yüzü ve kahverengi gözleri, konuşurken sağa doğru hafif kayan ince dudakları ile masum bir ifadesi vardı. Kısa boyu küçük bedeniyle uyum sağlıyordu.20 Yaşında evli beş yaşında bir çocuk annesi.

Gece yarısı yapılan bir kavgadan sonra kocası onu yaka paça dışarı atmıştı. Gidecek bir yeri, sığınacak bir ailesi yoktu. Sonunun ne olacağını bilmeden karanlık ve ıssız sokaklarda saatlerce koşmuş, yolda gördüğü herkesten yardım dilenmişti. Kimi onu dinlemek bile istememiş, kimi para istediğini düşünerek birkaç lira vererek başından def etmeye, kimileri de ahlaksız tekliflerde bulunarak fuhşa teşvik etmişlerdi. Şuursuz bir halde otobüs terminaline gelmiş, Ankara’ya giden bir otobüs şoförüne rica etmişti.’Neden Ankara’ diye sordum.

Oradaki insanların iyi olduğunu duydum. Büyük şehir işte, beni orada kimse bulamaz. Hem sonra belki bir iş bulurum diye düşündüm Otobüs muavini bana çok iyi davrandı.’Üzerindeki kullanılmaktan yıpranmış, lacivert hırkayı göstererek, ‘ üzerime giyinmem için bu hırkayı o verdi.’Ayaklarındaki kocaman erkek terliklerini işaret etti. O ürkek ve şaşkın bakışların esir aldığı gözleri yine dolmuştu. 'Bu terlikleri de'

Kendimi sakince, onu dinlemek için kontrol etmeye çalışırken yumuşak bir sesle, ‘ iterseniz biraz dinlenin, nasıl olsa daha yolumuz uzun sonra devam edersiniz’ dedim.

Telaşlanarak! Yoooo hayır ama yoksa beni dinlemekten sıkıldınız mı ?’ diye sordu. Ben de onu düşünerek öyle söylediğimi ve devam edebileceğimi söyledim. Zavallı çocuk, onu dinleyecek belki de yardım edecek birilerini bulmuştu ve bu şansı kaçırmak istemiyordu.

Veee... yıldızla alışılmadık bir deneyime yolculuk için yelken açmıştık artık…

Devam edecek.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

sönecek mi? çocuk denebilecek bir yaşta evlilik ve sonrası. Belli ki sizi etkilemiş. Güzel bir giriş açıklaması ve sonra meraklı bekleyişlerimiz?

Baver Ergun 
 17.06.2007 8:05
Cevap :
Devamını okumanızı arzu ederim. Benim blogum olduğu için değil. Onun hikayesi ibret verici idi.  17.06.2007 21:30
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 51
Toplam yorum
: 121
Toplam mesaj
: 60
Ort. okunma sayısı
: 941
Kayıt tarihi
: 24.05.07
 
 

Herkes bu evrende bir şekilde var olmaya çalışıyor. Kimi güzelliğiyle, kimi zenginliğiyle, kimi resi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster