Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Nisan '10

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
322
 

Sonsuzluk denizinden bir bardak su

Sonsuzluk denizinden bir bardak su
 

Bugün, Ayhan ÖZTÜRK'ün Higgs parçacığı ve Tanrı kavramıyla ilgili yazısı bana çok ilham verdi ve " bu konulara pek girmeyeyim" dediğim bir konuda yazma ihtiyacı duydum.

Allah varlığı zaman ve mekandan bağımsız olarak var olandır. Bizim sınırlı, kusurlu ve küçük dünyamızda, hayatımızda algılamak zor olsa da, onun için zaman ve yer sınırı, varlığının başlangıcı ve sonu yoktur.

O "en" lerle ifade edilebilecek kavramlara sahiptir bizim açımızdan bakıldığında. Ancak, hepsi olumlu olan "en" ler.

En güzel, en büyük, en cömert, en iyi vs. Onda kusur ya da eksik yoktur. Mükemmel olandır.

Biz ise çok cüzi şekilde onun özelliklerinden zerreler taşıyoruz ruhumuzda. Biz ayrıca tabii ki, kusurlu, eksik, yanlış, zaman yer ve fiziki özelliklerimizle sınırlı varlıklarız.

Allah her yeri kapladığından hiç boşluk yoktur. Ezelden beri de yoktu.

Sonra Allah bütün evreni, canlı cansız varlıkları yarattı.

Fiziki yapımızı bir elbise gibi düşünüp bir kenara bırakalım ve özümüz olan ruhu düşünelim.Allah, Tanrı, Rab ya da ne isim verirseniz verin yaratıcımız bizi hangi maddeden yaratmış olabilir sizce?

Sadece kendi varlığı sonsuz boyutta heryeri kaplayan Allah, ruhumuzu neden yaratmış olabilir? Bir şeye ihtiyacı var mıdır?

Allah -bence-ruhlarımıza kendi sonsuz ruh varlığından üflemiştir. Bu dinimizde de kabul gören bir yaklaşımdır zaten.

Allah, "kocaman, sonsuz bir okyanus dolusu suyun içinden, küçük bir bardağı suya daldırıp doldurur gibi", kendi sonsuz ruhundan, sevgisiyle ve en güzel şekilde, bize ruhumuzu bahşetmiştir.

Sonra hikmetini sadece ve en çok kendisinin bileceği bir amaç üzerine, kıvama girmeye hazır bir hamur gibi olan ruhlarımızı, fiziğimizle bütünleştirerek, zaman ve yer kavramı, fiziki yapılarımız, psikolojik özelliklerimiz, birbirimizden etkileşimimiz, genlerimiz, yetişme tarzımız vs. etkenlerle , sınırlandırılmış, hata yapma iradesi olan, iyinin yanında kötüyü barındıran, göreceli olarak en üstün ve en aşağılık vasıfları bünyesinde barındırabilen bir sentezle ama daima bize seçme iradesi ve zekası vererek, bir plan ve düzen çerçevesinde, Dünya sahnesine göndermiştir.

Bizi bizim için özenerek hazırladığı bu güzel gezegene gönderdikten sonra da onun bizmle bağı her zaman her saniye sürmüştür elbet. Kuranı Kerim'de geçen "Şah damarımızdan yakın olmak" kelimesinin anlamını bir düşünün.

Her iki ruh arasında, yani Allahın sonsuz ruhu ve bizim ruhumuz arasında, sarsılmaz, değişmez yokolmaz nitelikte olan en önemli bağ ise aşinası olduğumuz o kavramdır. Bu kopmaz bağ " sevgi" bağıdır. Bir annenin evladına duyduğu sevginin yanında zerre kadar kalacağı bir sevgi. Kapalı bir sandıktaki muhteşem ve sonsuz bir hazine gibi, kimilerimizin günlük telaş içinde kapağını dahi açmadan, kendisini mahrum bıraktığı, kimisinin inkar ettiği, kimisinin ruhunu ümit ve aydınlığa bezeyen bir sevgi.

Şimdilik bu kadar.

Yukarda yazılanlar, hayatımın şu anına kadar okuduğum kitapların, yaşadığım deneyimlerin, rüyalarımın, sezgilerimin, bir sonucu olarak oluşan düşüncelerdir. Şahsıma aittir. Dileyen dilediği gibi düşünebilir, saçma ya da ilginç bulabilir elbet.

Sağlık ve sevgiyle kalın..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ben değil, 13. yy da İslam filozofları birbirine soruyor... ibni Sina, İbni Rüşt, Farabi, İbni Haldun vb... GAZALİ, geliyor ve diyor ki : "Tanrı'nın yaptıklarına sizin aklınız ermez, o nedenle bu sorular saçmadır... " İslam, 13. yydan beri GAZALİCİDİR... Soru sormaz... İnanır... İslamın sorunu da budur... Hıristiyanlık karşısında bir 150 yıl geri kalmasının da... İslam da SORU SORMAK günahtır... Gazali böyle demiştir çünkü... Örneğin günde beş vakit namazın (ibadetin) sabah saat 5.15'te başlayıp akşamın 6. 45'ine biten aralıklı ibadet etmenin, gelişen kapitalizm sonucunda anlamı kalmamıştır, camiler bomboştur da HADİ ŞUNU DEĞİŞTİRİLİM derseniz DİNSİZ olursunuz. Üstelik İslam da mekanın (caminin) önemi yoktur... Bir müslüman her yerde ibadet edebilirken... İslamda "TANRININ EVİ" yoktur... CAMİLER Tanrının evi olamaz... İslam her zaman her yerde ibadete izin verir... Hadi konuşalım deyin... Dinsiz olursunuz... GAZALİ bunlar konuşulmaz demiştir çünkü.... Saygılar..

UFUK KESİCİ 
 22.04.2010 9:09
Cevap :
Dinimizin özü esası maalesef bilinçli olarak karıştırılmış, hurafelerle şişirilmiş, unutturulmuş. Bize verilen aklın bir sonucu olarak tabii ki her inanca saygı göstererek, inananları da aşağılamayarak, muhakeme edilmeli. Ben tesettürlü değilim 5 vakit namaz da kılamıyorum ama inançlı bir insanım inancımın özü ise Allah sevgisi ve nimetlere şükür ağırlıklı. Sorularınız, cevabı birkaç blog oluşturabilecek geniş konuları içeriyor. İyigünler.Saygılarımla.  22.04.2010 12:49
 

Tam bir "TEİST" yazısı bu... Şu soruları bir düşünün : 1. "KÖTÜ" yü kim yaratmıştır? 2."Her şeyi yaratan Tanrı ise" Tanrı mı? 3. Eğer "Tanrı KÖTÜ'yü yaratmışsa o zaman mutlak İYİ değildir Tanrı... Yanlış mı? 4. Yok yaratmamışsa, Tanrı'dan bağımsız bir "KÖTÜ" var mıdır? 5. Tanrı'dan bağımsız bir "KÖTÜ" varsa, Tanrı "mutlak kudretli" değil midir? 6. mutlak kudretliyse KÖTÜ'ye neden hakim olamıyordur? 7. Bize akıl verdiği iyiyi kötüyü seçme yetisi verdiği söyleniyor... Ama alınyazımızı yazdığı da söylenir. Örneğin benim KÖTÜ'yü seçeceğimi zaten biliyor, mutlak kudretli olarak neden engellemiyor? 8. Daha doğmadan ileride KÖTÜ'yü seçeceği kendisi tarafından biliniyorsa (alınyazısı) o kötüyü seçecek çocuğun doğmasına büyümesine neden izin veriyor? 9. Henüz, İYİYİ-KÖTÜYÜ seçme yetisinde olmayan iki üç yaşındaki bir çocuğun bir trafik kazasında ölmesine neden izin veriyor? 10. Tanrı'nın "iyi" - "kötü" seçmede insanlarla böyle satranç oynamasına gerek var mı? Bu soruları........

UFUK KESİCİ 
 22.04.2010 8:59
Cevap :
Sorularınızı zamanım imkanım ölçüsünde cevaplandırmak isterim Ancak ben de her insan gibi algısı zekası, kapasitesi sınırlı olan bir insanım. Kendi sorularımın çoğunu çözdüm ama tamamını değil. Tamamı da çözülemez zaten.Okuduklarıma ve ulaştığım tekamül seviyesine göre, konuyu yayınlanmayacak mesaj olarak göndermeyi tercih ediyorum.  22.04.2010 13:12
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 144
Toplam yorum
: 216
Toplam mesaj
: 58
Ort. okunma sayısı
: 386
Kayıt tarihi
: 21.09.07
 
 

Merhaba...  Üniversite mezunu Kamu İdaresinde  çalışan bir bayanım. Ankara'da iki oğlumla yaşıyorum..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster