Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Mayıs '07

 
Kategori
Müzik
Okunma Sayısı
5357
 

Sonsuzun kapılarındaki şair: Jim Morrison

Sonsuzun kapılarındaki şair: Jim Morrison
 

"Ben, annem, babam, büyükanne ve büyükbaba, şafakta çölün içinden geçiyorduk ve Kızılderililerle dolu bir kamyona bir araba çarpmıştı. Neler olduğunu hatırlamıyorum ama Kızılderililer yol boyunca yatıyorlardı, ölümüne kanıyorlardı. Sonra araba durdu. Bu korkuyu ilk tadışımdı. Dört yaşında falan olmalıydım. Şimdi düşündüm de, oradaki bir veya iki Kızılderililin hayaletinin ruhları benim ruhuma sıçradı ve hâlâ ordalar."
Jim Morrison (gerçek adıyla "James Douglas Morrison"), 8 Aralık 1943’de Melbourne, Florida'da doğar.Babası o doğduğu sırada donanmadır. Jim henüz 4 yaşındayken ilk defa korkuyu tadar. Belki de onu tanımıza neden olan şey, o gün o çölde çölde gerçekleşenlerdir.
Çok sornralı Jim, bunun etkisini An American Prayer’da anlatır ve ekler: "Kanayan Kızılderililer saçılmış şafak vakti otoyola. Hayaletler sarıyor küçük çocuğun nazik zihnini."

Dört yaşındaki bir çocuğun aniden ölümle yüz yüze gelmesi, korku ve endişeler, yol boyunca yatan Kızılderililer ve ruhlar... Artık o günden başlayarak içine bir Kızılderili girmiş de, öyle yaşamaya başlamıştır.
Jim lise yıllarında çevresince bir dâhi olarak görülmüştür. Bunu IQ testi de kanıtlamıştı ve pek çok dâhi gibi biraz da gariptir. Daha o yıllarda bir şeyler yazıyordu Jim, durmdan karalıyor ve not defterini dolduruyordur. Üniversite için önce Miami'ye gider. Ailesinin isteklerine karşı çıkıp, sinema eğitimi almak için Ucla'ya gider. Burada daha sonra efsanevi The Doors'un ilk tohumları atılır çünkü Jim grubun en öenmli kişisi olan, klavyeci Ray Manzarek ile tanışır. Ne gariptir ki, ekonomi öğrencisi olan Ray de, sinema bölümüne geçmiştir. İki sinemacı olmak isteyen genç... Ancak Ray o sıralarda müzikle de uğraşmakta, kardeşleriyle Rick and the Ravens adlı grubuyla gece klüplerinde çalmaktadır. Jim okula devam ettiği sıralarda bu grupla beraber sahneye bile çıkar. Ancak müziğe esas başlangıcı, bir plajda gerçekleşir. Ray o günü şöyle anlatır: "1965 Ağustos’unun ortasıydı ve ben UCLA’dan bir iki ay önce mezun olmuştum. Los Angeles’ta kalmaya karar vermiştim ama ne yapacağımı bilmiyordum. Bir gün Venice'de bir plajda oturmuş ne yapacağımı düşünüyordum. Başımı kaldırıp güneşe baktım ve ne güzel bir gün dedim içimden. Gözlerimi açtığımda tanıdık birisini gördüm; bu Jim’di. O’na neler yaptığını sorduğumda, New York’a gitmekten vazgeçtiğini ve bir arkadaşının evinde kalıp, şarkı yazdığını söyledi. Bir tanesini söylemesi için ısrar ettim. Bana hemen orada Moonlight Drive’ ı (Ay ışığı Gezintisi) söyledi. Şarkının sözlerine hayran kalmıştım. Başka şarkılarının olup olmadığını sorduğumda bir kaç tane daha var dedi. Bir rock’n roll grubu kurmalıyız dediğimde ise, 'Bu tamamen benim yapmak istediğim şeydi.' diye karşılık verdi. Hatta grubun adını bile düşünmüştü: The Doors"

Evet, "kapılar"... Kapıları'ı Jim için bu denli önemli yapan neydi?
"Eğer algının kapıları temizlenirse her şey olduğu gibi görünür, uçsuz bucaksız." Jim, William Blake’in bu sözünden ve Aldous Huxley'nin Algının Kapıları (The Doors of Perception) isimli kitabından etkilenerek düşünmüştür bu ismi: "Bilinen ve bilinmeyen şeyler vardır ve aralarında da The Doors bulunur." der.
Aslında Jim hayatı boyunca kapılardan geçmiştir çünkü. Odadan odaya, evden eve, içindeki sayısız adamla o odalarda, kapıların ardında kalmıştır. Bilinenle bilinmeyen arasında...
Grubun ilk üyeleri Jim, Ray ve Ray’in iki kardeşi Jim ve Rick'tir. Daha sonra Ray bir meditasyon merkezinde tanıştığı davulcu John Densmore’u da gruba davet eder. Grup birkaç demo yapmış ve Columbia şirketiyle altı aylık bir anlaşma bile imzalamıştır. Ancak bu anlaşamnın iki ay sürmesi ve Ray’in kardeşlerinin gruptan ayrılmalarıyla bir süre dururlar.
Gruba gitarist olarak, yine meditasyon merkezinden tanınan (!) Robby Krieger katılır.

Robby’nin gitardan, bir şişeyle çıkardığı ses bütün grubu etkiler. Moonlight Drive’ın girişi böylece oluşur, hatta Jim bu tekniği daha fazla kullanmasını ister Robby’den. Klavyede Ray Manzerek, gitarda Robby Kriege, davulda John Densmore ve vokalde Jim Morrison.Böylece The Doors, esas kadrosuna kavuşur.
Grupta bas çalan yoktur. yoktu. Hem uygun birini bulamadıklarından hem de bir basçıyla Rolling Stones’a benzediklerini düşündüklerinden vazgeçerler. Bunun üzerine Ray’in Vox Continenta orgunun üzerine bir Fender Rhodes Piano Bass eklemesiyle, Ray’in sol eli bas olur!

Grup bu haliyle çalışmalarına 1965 yazında başlar. İlk demo kayıtlarını LA'deki World Pacific Stüdyoları’nda yaparlar. Üzerinde çalıştıkları ilk şarkı, Moonlight Drive’dır. Bundan sonra grup çeşitli barlarda çalmaya, yer yer doğaçlama yapmaya başlar. Bir röportajında Jim, en ilginç şarkılarının doğaçlamayla oluştuğunu söyler. Doğaçlama hem müzikte hem de sözlerde olur.
1966’da Whisky & Go-Go adlı bir klüpte yaptıkları The End doğaçlaması başlarına iş açar. Jim burada şarkıya "Oedipus komplesi" sözlerini ekleyince klüpten kovulurlar. Sonrasında Elektra’dan Jac Holzman ile tanışırlar. Albüm kayıtlarını Paul Rothchild ve Bruce Botnick ile birlikte altı günde bitirerek herkesi şaşırttırlar. Ray’e göre ortaya çıkan sihirden altısı da eşit derecede sorumludurlar:" Jim ve Paul her zaman bizimle birlikte olacaklar."

1967’nin ocak ayında çıkan albümden çıkan ilk 45’lik "Break on Through"dur. Ama esas 45’lik, daha sonra çıkan Light My Fire (Ateşimi Yak) olur. 1967 yazına damgasını vuran şarkı ulusal Top 40 listesinde, üç haftası bir numarada olmak üzere on dört hafta kalır.
"Light My Fire" Robby’nin bestesidir. Bir çalışma esnasında Jim, "Fazla özgün şarkılarımız yok, neden yazmayı denemiyorsunuz?" dediğinde Robby bu şarkıyı yazar. Jim sözlere bazı eklemelerde bulunur. Son olarak da şarkıya uzun bir solo eklerler. Grup canlı performanslarında bazen bu soloyu atlar; soloyu çaldıkları zaman ise çoğu doğaçlama şeklinde olur. Bu uzun solo esnasında da Jim sahnede dolaşır, bira içer, seyirciyle etkileşime girer.
Light My Fire’ın bir numara olduğu dönemde Doors, o dönemin çok popüler bir şovu olan Ed Sullivan Show‘a davet edilir.Şov öncesinde Sullivan Jim’den şarkıdaki "Kızım, daha fazla yükselemezdik" kısmını "Kızım, daha iyi olamazdık" şeklinde değiştirmesini ister. Jim bunu geçiştirse de, şarkının sözlerini değiştirmeden, aynen söyler.

Jim, kişiliği ve davranışlarıyla, diğer üç üyenin yanında göze çarpar. Medya da ona özel ilgi gösterir. O sırada, bir konser öncesi sunucu anons için sahneye çıkar ve "Bayanlar, baylar; Jim Morrison ve The Doors'u sahneye davet ediyorum." der. Jim sunucuyu tutar ve grubu yeniden tanıtmasını, çünkü isimlerinin yalnızca "The Doors" olduğunu söyler.
Grubun ikinci albümü Strange Days (Garip Günler) aynı yıl çıkar. Grup, ilk çalışması olan Moonlight Drive (Ay ışığı Gezintisi) adlı şarkıya bu albümde yer verir. Albümün en dikkat çeken şarkısı yine uzun bir şarkı olan When The Music’s Over (Müzik Sona Erdiği Zaman) olur:"Biz dünyayı istiyoruz ve onu şimdi istiyoruz."

İşte bu söz o zamanın gençleri için bir slogan olur. Jim bu kısmı konserlerde söylerken tam bir sessizlik ister .
The Doors konserleri de coşkuludur. En önemli konserlerden biri de 9 Aralık 1967’de Ner Haven'da olur. Konser başlamadan önce Jim, sahne arkasında bir kızla tanışır ve onunla özel olarak konuşmak ister. O sırada bir polis memuru gelir, Jim’i tanımamıştır ve kızla oradan çıkmalarını söyler. Tartışırlar ve sonunda polis cebinden göz yaşartıcı spreyini çıkartarak Jim’in gözüne sıkar. Araya girenlerle durum düzeltilir. Konserin son şarkısı Back Door Man (Arka kapı Adamı) dir. Ne olursa o an olur ve şarkının enstrümantal kısmında Jim birden seyirciye konuşmaya başlar: "Konserden önce bir kızla tanıştım ve onunla yalnız kalmak istedim. Bir şey yapmıyorduk, sadece konuşuyorduk. Sonra birden şirin mavi elbiseli ve şirin mavi şapkalı bir adam geldi, bize 'Ne yapıyorsunuz orada?' dedi. 'Hiçbir şey' dedim. Ama o gitmedi ve cebinden tıraş köpüğü kutusuna benzer şeyi çıkarıp yüzüme sıktı. 30 dakika boyunca kör oldum." Konuşmadan sonra Jim şarkıyı söylemeye devam eder ancak birden ışıklar yanar. Jim, mikrofonu polislerden birine uzatır ama knuşma yapılmadan tutuklanır. Bu nedenle Jim, sahnede tutuklanan ilk rock şarkıcısı olur. Bu olay Jim'i etkiler ve Peace Frog adlı şarkısını yapmasına neden olur.

Üçüncü albüm Waiting for the Sun (Güneşi beklerken), 1968’de piyasaya çıkar. Bu albümde de Jim’in sözleri oğunluktadır. Bununla beraber albümün iç kapağındaki kertenkele figürü hayli ilgi çeker. Ayrıca yine iç kapağında Jim’in yazdığı "The Celebration of Lizard" (Kertenkele’nin Selamlaması) adlı bir şiir bulunur. Bu şiir Not to Touch the Earth (Yer’e Dokunmak Yok)şarkısında da yer alır. Doors bu şiiri sadece konserlerde müzikle beraber sahneye koyar. Albümde, Yes, The River Knows (Evet, Nehir Biliyor) ve Doors’un Light My Fire’dan sonra en çok satan 45’liği Hello, I Love You (Merhaba, Seni Seviyorum) da bu albümdedir. Albümün ilgi çeken şarkılarından biri de savaş karşıtı bir şarkı olan The Unknown Soldier (Meçhul Asker) dır. Şarkı için çekilen klip yasaklanır.
Jim yıllar sonra Miami'ye konser vermek için gitmek ister ancak uçağı kaçırır ve alkol alır. Konseri nekeleyn 13 bin kişi, sabırsılznamıştır. Jim, konserde şarkıları güçlükle söyler. Konserin ortasında birdenbire yine seyirciyle konuşmaya başladı ve sonunda seyirciye "Şeyimi görmek ister misiniz?" dediği söylenir. Basın bu olayın üstüne gider.
Bu olay Doos için iyi olmaz. Ayrıca Jişm de uzamış sakalı ve göbeğiyle kendini bırakmış bir izlenim verir. Bu sıralarda Doors’un dördüncü albümü The Soft Parade piyasaya çıkar. Albüm, diğer üç albümden müzikal anlamda çok farklıdır. Şarkılarda saksofon, mandolin, trombon gibi çok çeşitli enstrümanlar kullanılmıştır. Jim’in sesindeki değişiklik de fark edilir. Robby, bu albümde Tell All The People (Bütün İnsanlara Anlat), Touch Me (Dokun Bana) ve Wishful Sinful gibi şarkılara imzasını atmıştır.

Beşinci albüm Morrison Hotel / Hardrock Café 1970 yılında çıkar. Jim bluesu da müziklerine yansıtmıştır. Jim o sırada An American Prayer adında bir şiir kitabı yayımlar.
12 Aralık 1970 tarihindeki New Orleans konseri, Doors’un tam kadro olarak verdiği son konserdir. Jim Morrison'lı son Doors albümü olan LA Woman 1971'de çıkar. Gruba büyük bir kaos hakimdir ve iletişimsizlik içindedirler. Jim Morrison albüm hazırlanıp bittiğinde ortaya çıkan sonuca kendisi bile şaşırmıştı. Ray’in bası bırakıp piyanoda daha serbest kalması, müziklerini etkilemiştir. Riders On The Storm ve albüme adını veren LA Woman albümden çıkan hitleridir. Jim, LA Woman’ın çıkmasına yakın kız arkadaşı Pamela ile birlikte tatil için Paris'e gider. Ünlü yazar Balzac, ünlü şiarler Verlaine ve Baudelaire'in mezarını ziyaret eder.
2 Ağustos akşamı Jim ve Pamela sinemaya giderler. Jim sabaha karşı öksürerek ve göğsünde bir ağrıyla uyanır. Sabah Pamela, Jim’i küvette ölü olarak bulur. Ölümünün sebebi otopsi yapılmadığından tam olarak bilinmez. Varsayımalrdan biri aşırı doz, biri de kalp krizidir.
Jim, 8 Ağustos 1971’de pek çok ünlünün mezarının bulunduğu Pere-Lachaisse Mezarlığı’na gömülür. Bunun sebebi Amerika Birleşik Devletleri hükümetinin, henüz "Miami davası" çözülmediğinden Jim’in Amerika’ya gömülmesini engellemesidir. Pere-Lachaisse büyük bir ziyaretçi akınına uğrar. Jim’in mezarı başında bira içip son tamlasını toprağına dökmek bir adet olur.
Bir şiirinde "Baba, seni öldürmek istiyorum." diyen Jim'in mezar taşı 1991 yılında babası tarafından değiştirilir. Yunanca bir cümle vardır taşta: "Kawa Ton /\ Aımona Aeytoy". Anlamı "İçindeki şeytanı yak."tır.
Jim yaşamı boyunca kjapılardan geçmiştir. Sonunsa sonsuzun kapılarına dayandığında ise,
bir şairin ağzından bir şarkı çıkar ve der ki:
insanoğlu binaları yaptığında
hapsetti kendini odacıklara
...
hayalet katiliyim ben
tanıklık eden
kutsal cezama
işte böyle
eğlence yok artık
tüm zevklerin ölümü geldi...

tam adi: james douglas morrison

dogum tarihi ve yeri: 8 aralik 1943, Melbourne, Florida, ABD.

fiziksel bilgiler (boy, kilo, renk): 1.80m, 66 kg, koyu kumral, mavi-gri gozler

aile bilgileri (velilerin adlari, erkek kardesler, kizkardesler): ölü

ikamet ettigi adres: los angeles

devam ettigi okullar: st. petersburg junior koleji, florida devlet universitesi, ucla

medeni durumu: bekar

caldigi enstrumanlar, grup icinde ustlendigi gorev: ana vokal

en sevdigi vokalli gruplar: beach boys, kinks, love

en sevdigi sarkicilar: frank sinatra, elvis presley

en sevdigi aktor / aktris: jack palance, sarah miles

en sevdigi tv sovu: haberler

en sevdigi renk: turkuaz

en sevdigi yemek: et

hobileri: at yarislari

yaptigi sporlar: yuzme

bir kizda aradiklari: sac, gozler, ses ve yuruyus

bir bulusmada yapmak istedigi: konusmak

hayattaki planlari / amaci: film cekmek

yukaridaki bilgiler 1967 tarihli elektra records orijinal biyografisinden alinmistir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 353
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 3668
Kayıt tarihi
: 28.02.07
 
 

"29 Temmuz 1980’de İstanbul’da doğdu. Celal Bayar Üniversitesi, İşletme mezunu. Şiir, deneme, öykü, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster