Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Kasım '08

 
Kategori
Fotoğraf
Okunma Sayısı
853
 

Sonu mavi

Sonu mavi
 

fotoğraf: bir Erol Özdayı çalışmasıdır...


Fırtınalı sahneleri geride bırakmış bir filmin finalindeki son kare fotoğrafındayım sanki. Bu hüzünlü çerçeveden çıkış var mı, hiç bilmiyorum… Gri mavi tonların diğer tüm renkleri yuttuğu mono ton bir hüzün kadrajı benimkisi. Kendi tercihlerimle gelip, sonra çarptığım bir çıkmaz sokak duvarı gibi duruyor karşımda deniz. Ötesi olmayan ve artık geri dönüş için geç kalınmış bir zaman ve uzam. Donmuş, soğuk, mavi bir fotoğraf. Tüm fotoğraflar gibi devinimsiz, sabitlenmiş ve içerdiği duygusunu gören bir göz, deneyimli bir el tarafından saptanmış…

Balık olsaydım, enginlere açılmak için çare arardım bu mavi denizde, inatla ve yaşam mücadelesi vererek. Yeniden başlardım her yenilgi sonrasında… Yeni kanallar, yeni mağaralar keşfederdim sakin sularında. Başlangıcım olurdu belki bu fotoğraf ve hafızasız bir balık kadar huzurlu tekrarlarım olurdu sonsuza akan temasız bir filmin içinde. Her deneyim sonrasında daha güçlü savaşmayı öğrenirdim sadece veya içgüdülerimle azgın denizlerde salınırdım.

Yazık ki karanın suya gelip değdiği bu noktada duran yalnız ve umutsuz bir hiçlik içindeyim.

Mavi fonda duran ama yitirdiği mazisinin çınlayan yeşil manzarasından viraj almış hareketsiz bir bedenim. Artık geri dönemiyorum, hızlı ve keskin bir kararla uzaklaştığım o yeşil kareye…

Sen, beyazın tüm masumiyetini iç dış giyinmiş gelinimdin. Ömrünü yoluma sermeye hazır elleri kınalı, gözleri sürmeli emekçim… Doğmamış bebelerimin ana adayı nazlı gelinim… Bacası tüten sıcak evimizin kalabalık sofrasını kuracak olan kadınım. Elleriyle işlediği oyaları çarşaflarımızın ucundan salındırarak yatağımıza serecek olan çeyiz kızım… Yanan ateşin karşısında bile sarıldığımda alevli gözleriyle ateşten ala ısıtacak olan kor parçamdın.

İki yol vardı önümde biri sonu görünen, seninle sıcak bir geleceğe doğru uzanan… Diğeri hiç bilmediğim için merak ettiğim, zorlu, özgürlüğü temsil eden ve sonu görünmeyendi. Özgürlüğün tek başına çıkıp yollarda olmak, gitmek olduğunu sandığım günlerdi. İkinciyi seçtim ve gittim, seni ardımda yaşlı gözlerin ve giyemediğin gelinliğinle bırakarak. Silindi siluetin yeşil dağlara doğru yürüdüğüm çamurlu yolda… Yağmur sanmıştım, akan yaşlarımızdan ıslatan toprağı.

Bilemezdim gittiğim tüm yolların bana kapalı olduğunu, bilemezdim senin, yokluğumda sahiden yokluğa karışacağını…

Not: Erol Özdayı’nın iki fotoğrafından esinlenerek kurgulanmış bir öyküsel çözümleme denemesidir…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

'Bireysel tonu ağır basan koyu griyi' içinde gizli olan ' toplumsal gri'ye doğru biraz açarsak: Gerçekte çok az bir bölümünü denetleyip yönlendirebildiğimiz yaşamda, hele de epeydir yarı çılgın, çokca kuralsız, tahripkar ve oldukça da sert bir hayat ikliminin hüküm sürdüğü ülkemizde, hem kendi içimizde hem de dışımızda gelişen onca olayın, düşünen ve hissedebilen zihinlerde yarattığı birikim aslında o denli fazla ki! Derince ve içlice düşünebilen, hissedebilen ve bilinçli bir sorumluluk sahibi oldukça azınlıktaki bir insan grubu olarak adeta her an boşalmaya hazır yağmur bulutları gibiyiz. Fakat bu; yürekler kabardığında; havada yağdığında bile hafif(le)yemeyen yüklerle dolu bulut kitleleri ve kabartı bitip de karaya ya da su kıyısına ayak basıldığında ise, engin karartıların orta yerinde ve çoğu kez yapayalnızlık içeren onurlu bir duruş. Anlamlı fotoğrafın ve derin özlü yazın özelinde en içten teşekkür ve anlamlar okyanusuna onu paylaşan selamlarımla...

Ersin Kabaoglu 
 29.11.2008 10:02
Cevap :
bu paylaşımın neredeyse yeni bir çözümleme olmuş, erol özdayı'nın fotoğrafı için, sevgili ersin arkadaşım... katmanlı fotoğrafların en güzel yanı da bu olsa gerek, defalarca ve farklı gözlerle, başka yüreklerle yeni öyküler okunabilmesidir... senin de yüreğine emeğine sağlık, teşekkür ederim bu derin paylaşım için... sevgilerle...  29.11.2008 17:07
 

Fotoğraflara can veriyorsun..Kalbimin kardeşi İlke..çok güzeldi..

güzaltı 
 27.11.2008 15:18
Cevap :
Ne güzel demişsin güzüm, "kalbimin kardeşi"... böyle hissettiren ortak birşey var yazılarımızdan yakaladağımız ve hoşuma gidiyor kardeşim olman. Donmuş bir kareydi, tüm fotoğraflar gibi ve bir ustanın elinden çıkmış, içinde öyküsü vardı, herkese başka şeyler çağrıştıran... ben sadece bendeki çağrışımını kurguladım... Fotoğrafları yüreğimizle okumak böyle birşey olsa gerek... kardeş yüreğinden öpüyorum.  27.11.2008 16:36
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 25
Toplam yorum
: 193
Toplam mesaj
: 64
Ort. okunma sayısı
: 1000
Kayıt tarihi
: 16.01.08
 
 

İşletmecilik eğitimi ve sonrasında finans sektöründe bir dönem profesyönel çalışmanın dışında, 19..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster