Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Eylül '09

 
Kategori
Basketbol
Okunma Sayısı
543
 

sonuna kadar ben demiştim yazısı

Bu yazı sonuna kadar ben demiştim yazısıdır. Bu yazı ülkemin sadece bir spor branşında bile farklı düşüncelere, analize kapalı ve hiç bir zaman değişemeyecek oluşunun bir isyanıdır. Bu yazı benim yorumculuk, yazarlık yaparak para kazananlara olan kıskançlığımın bir kez daha itirafıdır.

".......Ancak ne kadar az sayı yersek yiyelim bir fazla atmadığımız sürece kazanamayacağız. Üstelik basketbol gibi fizik ve taktiğin had safhada içi içe geçtiği bir spor dalında bir-iki sayılarla giden bir maçın ulusal takımımıza dönme şansının ne olduğu da çok tartışmaya açıktır. Ayrıca sanırım sayın Çetin Altan' ın deyimi ile "Türk' ün Türk' e propagandasını yapmak" yerine gerçekçi olursak, bu kadroda çok övdüğümüz bir çok oyuncunun hiç olmamaları gerektiğini ve hiç de olamayacaklarını kabul etmemiz gerekir. Örneğin Sn. Fatih Solak, Sn. Oğuz Savaş ve hatta Sn. Kerem Gönlüm bu tür bir turnuvanın veya büyük amaçları olan kulüplerin oyuncusu olamazlar ve olamayacaklar. ...."

Bu alıntı 16/08/2006 tarihli "Dünya basketbol şampiyonası" başlıklı yazımdan yapılmıştır.

".....Sn. Fatih Solak, Sn.Oğuz savaş ve hatta Sn. Kerem Gönlüm üst düzey hedefleri olan bir takımın oyuncusu olamazlar demiştim. Sn. Solak ilk elemede kadrodan çıkartıldı yanılmıyorsam. ............Olmayacak işleri yapıp sonra olmadı demek o kişileri rencide eder bence. " Bu alıntı 23/08/2007 tarihli yazımdan yapılmıştır. (Sn. Fatih Solak son şampiyona öncesinde de yine aday kadroya alındı ve sonra x y z gerekçeleri ile yine nihai 12 kişilik kadrodan çıkarıldı. Bilmem anlatabiliyormuyum sayın okurlar.)

"........Polonya ve İngiltere maçlarını bu skorlarla kazanmak! kazanamamaktır. Çünkü oynanan bu rakipler dengimiz değildir ve oynadığımız oyunda oyun değildir. Sn. Tanjeviç mantalitesi ve tesadüflerin desteği ile biz 5. liklere 6. lıklara ulaşabildik, ulaşabiliriz ancak. Bundan ötesi olmaz. Eğer sizin için bu da başarı ise benim de diyecek lafım olmaz. Bir basketbol takımında Pivot tabi ki çok önemlidir. Ama böyle bir görev var diye ille de pivotla sahaya çıkılmaz. Çok açık söylüyorum, yazdım da daha önce. Tüm iyi niyetlerine, özellikle Sn. Oğuz Savaş' ın ve özellikle şutundaki gelişmeye, mücadeleciliklerine, takım için kendilerini yerden yere atacak olmalarına rağmen Sn. Savaş, Sn. Solak, Sn. Erden, Sn. Aşık, eğer doping sorununu yaşamasaydı Sn. Gönlüm üst düzey bir takımın pivotları değillerdir. Bu klüp takımları içinde, ulusal takım içinde geçerlidir. Bu nedenle eğer siz gerçekten yaratıcı bir koçsanız o zaman daha fazla olan kaynağa başvururusunuz. Yani forvetlerinize. Bir takıma gerekirse 10 forvet/power forvet ve 2 oyun kurucu konur ve olabildiğince hızlı yüksek tempolu çok hücum (dengesiz değil) kullanan bir takım yapılır. En kötü bu basketbolu oynar en kötü bu dereceleri alırsınız......." Bu alıntı 17/08/2009 tarihli "Avrupa basketbol şampiyonası" başlıklı yazımdan yapılmıştır. Bu yazı şampiyon olduğumuz İngiltere' deki Gameon turnuvasından sonra yazılmıştır ve tekrar ediyorum Sn. Fatih Solak daha sonra Ankara' da oynanan ve sadece bir maç (İNGİLTERE) kazanabildiğimiz Efes world cup 8 turnuvasından sonra kadrodan çıkarılmıştır.

" Pota altı ve 3 numara
İkinci büyük sıkıntımız pota altı. Bu mevkide oynayan oyuncularımız, Ömer Aşık, Oğuz Savaş, Semih Erden ve Fatih Solak. Bu mevkide de rakiplerimizden adeta dayak yedik. Hücumda da rakiplerimize bariz bir üstünlük sağlayamadığımız gibi maçın sonucuna tesir edecek faul atışları (bilhassa Ömer Aşık) yüzdesinde düşüklük yaşadık. Bu iki konunun bir an önce halledilmesi gerekir." YEMİN EDERİM BU ALINTI BANA AİT DEĞİL. KİMİN BİLİYORMUSUNUZ? SN. DOĞAN HAKYEMEZ' İN. NE ZAMAN YAYINLANDI BİLİYORMUSUNUZ? 3 EYLÜL 2009 TARİHİNDE HÜRRİYET GAZETESİNDE.

Ve Avrupa Basketbol şampiyonasının sonucunu biliyorsunuz. Sadece 2,5 (Buçuk olanı eksik Litvanya) ciddi maçı savunarak ve inanılmaz mucizelerin yardımı ile kazanarak çeyrek finale çıktık. 60-70 bandında sayı attık sürekli olarak. Ve tabiki bu hedefe yetmedi. (Gerçi sn. Tanjeviç ve federasyonun hedefi neydi bilmiyorum.) İlerde de yetmeyecek. Sakın Yunanistan maçında hakemlerin -bence de kesinlikle kasıtlı- hatası olmasaydı kazanırdık demeyin. Hayır kazanamazdık. Çünkü biz 65-65 ile zaten kaybetmiştik. Lütfen 2006 dan alıntıladığım yazıya yeniden bakın. Bizim kafa kafaya giden bir maçı kazanma olasılığımız çok düşüktür ki biz farklı önde olduğumuz maçları dahi kaybediyoruz. Ve ayrıca coach farkı, yönetim farkı, manager farkı ve her ne derseniz diyin o kenar farkı hakem hatalarını da hesaplayıp maçı o noktaya gelmeden bitirebilmektir. (Yanılmıyorsam coach aslında eski zamanlarda büyük, çok insan taşıyan atlı arabalara denirmiş. Sonra otobüsler için kullanılmaya başlanmış. -Hatta meşhur Setra coach vardır.- Sonra artık bir noktadan alıp bir noktaya götüren, kavuşturan, üst noktaya taşıyan anlamında da kullanıma geçmiş.- Yani coach işlevli kişi benim gibi sıradan insanların hiç düşünemediği! göremediği! şeyleri önceden! gören önlemini alan ve başarıya taşıyan/taşıyacak insandır.

Evet sayın okurlar ben çıldırmıyayım mı ? Kıskanmıyayım mı? Üzülmiyeyim mi? Bu kadar mı artık bir toplum kör olur. Bu kadar mı yıllardır başka bir sonuç vermemiş ve vermeyecek tercihlerde israr eder. Ve bir toplum sadece bir spor branşı için bu kadar kör, bu kadar farklı düşüncelere kapalı olursa nasıl olurda daha karmaşık, daha soyut sorunlarda nasıl yeni çözümler üretebilir, hiç değilse sadece önerebilir.



Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu turnuva müthiş bir şanstı; sadece mücadele ederek müthiş başarı sağlanabilirdi ama bu Türkiye için sözkonusu bile değildi çünkü Türkiye turnuvaya kötü bir kadroyla gitti, turnuvada bir hedef yoktu. Tanjevic turnuvaya giderken 'Tatile gidiyoz, seneye Dünya Basketbol Şampiyonası var.' havasındaydı. Yunanistan maçı kaybedildi; hakemler hatalıydı. Halbuki maçın son iki dakikasına 63-57 önde giren ve rakibin öne geçmesine izin veren Türkiye değil miydi? Turnuva bitti, suçlu fikstür çıktı! Diğer takımlar başka bir turnuvada mı başarı sağlıyorlar?

Arif Şahin 
 26.09.2009 13:40
Cevap :
Sayın Şahin, öncelikle ilginize çok teşekkür ederim. Aynı kaygıları paylaştığımızı görüyorum. Ama sorun sadece Tanjevic' de değil. Tüm basketbol camiamızda. Sn. Tanjevic' in arkasında başta federasyon olmak üzere azımsanmayacak bir kesim duruyor. Sn. Tanjevic ile yıldızı barışmayanlar bile o savunma basketbolunun arkasında. Ama en sonunda takım hücum edemiyor diyen köşe yazarları görmeye başladım. Bir nokta daha ekliyeyim. Belki okumuşsunuzdur eski bir yazımda hedef için gerekirse devşirme yaparsınız bunun piyasası vb bellidir demiştim. Bu olanlar olduktan sonra Sn. Doğan Hakyemez bile hücumda sorun var kadro ile uyumlu bir devşirme düşünülebilir diye yazdı Hürriyet' de. Benim yazılarımın tarihi belli kayıtlı. Bu üstadların -camia içindeki-üstadların yazı tarihleri belli. Bu günaydın denilecek basketbol camiası ile 2010' a gideceğiz işte. Tekrar ilginize teşekkür ederim. Saygılarımla Sinan Çakaloz  26.09.2009 18:29
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 226
Toplam yorum
: 98
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 548
Kayıt tarihi
: 16.08.06
 
 

15 Nisan 1959 İstanbul doğumluyum. Marmara üniversitesi siyasal bilimler fakültesi mezunuyum. Ancak ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster