Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ocak '11

 
Kategori
Yurtdışından Bildiriyorum
Okunma Sayısı
551
 

Sonuncu SOS sinyali

Sonuncu SOS sinyali; Beklenmedik bir anda hepimiz nükleer saldırıya maruz kalabiliriz. 

Bu bir şaka değil. Evet, belkide sonuncu SOS sinyalidir. Bundan sonra neler olabilir tahmin bile edemeyiz. Belki kimileri tarafından hala ciddiye alınmayan senaryolar bir anda gerçekleşe ve “Neden geç kaldık, zamanında önlem almadık” dedirtecek kadar pişmanlık duya biliriz. Allah bunu kimseye yaşatmasın, ama o zaman gerçekten geç olacak. Onun için şimdiden Dünya’ya seslenmek istiyorum. Bu meseleyi ciddi ciddi araştırın ve göreceksiniz ki nükleer saldırı uluslararası terrör örgütlerinin bir numaralı gündem maddesi ve teröristler bu saldırıyı gerçekleştirmek için her yolu deniyorlar. Garip, ama bu zaman onların yardımına ABD’nin parasıyla adam olmuş Ermeni lobisi yetişiyor. Tabii ki uluslararası terrör örgütleri ile içli dışlı olmuş Ermenistan iktidarı ile birlikte. 

Ermenistan’ın uluslararası terör örgütleriyle işbirliğine dair bilgiler artık Batı basını tarafından da onaylanmıştır. Belki hatırlarsınız, öten sene yabancı basında Ermenistan'daki Metsamor Nükleer Santrali’nden zenginleştirilmiş uranyum kaçırıldığı konusunda haberler yayınlamıştı. Örneğin, İngiltere'nin saygın "Daily Telegraph" gazetesinin 7 Kasım tarihli sayında Ermenistan'ın nükleer kaçakçılarına geniş olanaklar sağladığı bildiriliyordu. Haberde öten sene Mart ayında Gürcistan'da 2 Ermenistan vatandaşının kurşun kaplı bir ambalajın içinde zenginleştirilmiş uranyum kaçırmaya çalışırken yakalandığı belirtiliyordu. Smbat Tonoyan ile Erivan Fizik Enstitüsü'nün kozmik ışın şubesinde 20 yıl çalışmış Hrant Ohanyan Ermenistan başkenti Erivan’dan Gürcistan’ın başkenti Tiflis’e bir tren içinde 18 gram zenginleştirilmiş uranyum kaçırmaya çalışıyorlarmış. Gürcistan polisine ifade veren Ermeni’lerin sözlerine göre uranyumu 1.5 milyon dolara satmaya hazırlanıyorlarmış. Yakalanan uranyumun alıcıya göstermek için sadece küçük bir örnek olduğu düşünülüyor. Nükleer madde üzerinde ABD’de yapılan araştırmalar, bu maddenin nükleer savaş başlığı yapımında kullanılmaya uygun, yüzde 89, 4 oranında zenginleştirilmiş uranyum olduğu ortaya çıktı. Yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum (highly enrijhed uranium - HEU) kaçakmalçılarının Gürcistan'da gizli operasyon sonucu tutuklandığını ülkenin Cumhurbaşkanı Mihail Saakaşvili, ilk kez öten sene Nisan ayında ABD'ye yaptığı ziyaret sırasında açıklamıştı. 

Şimdi bu kadarcık nükler madde yakalandı, ama yakalanamayan, uluslararası terorçulara ve daha kimlere ulaşan nükler madde miktarı ne kadar, bunu bir bilen var mı?! Ve dahası, bundan sonra Ermenistan’dan yine zenginleştirilmiş uranyumun kaçırılmayacağına kim garanti verebilir?! Tabii ki bu sorular hep cevabsız kalacaktır. O zaman neden Dünya Devletleri böyle tehlikeli olaylara seyirci kalıyorlar?! 

Bahsettiğimiz gibi ABD’de yapılan araştırmalar, Gürcistan’da yakalanan nükleer maddenin nükleer savaş başlığı yapımında kullanılmaya uygun olduğunu gösteriyordu. Eğer bundan sonra yine nükleer maddeler uluslararası terör örgütlerine para karşılığında satılırsa tabii ki terörçüler en büyük hayallerini gerçekleştirmeye daha çok yaklaşacaklar. Peki, uluslararası terörçülerin en büyük hayali ne; ABD’yi ve onu destekleyen “yandaşlarını” cezalandırmak. 

Belki teröristler Ermeni’lerden aldıkları zenginleştirilmiş uranla tam olarak nükler silah yapamayacaklar, ama nükler silaha yakın yıkıcı yeteneği olan bir silah yapabilirler. Yani ABD şehirleri, stratejik birimleri, yabancı devletlerdeki üsleri, İsrail ve Amerika ile sıkı ilişkiler kuran Batı ülkeleri tehlikede olmaya devam edecek. 

Azerbaycan’ın Ermenistan tarafından işgal edilmiş topraklarıda Dünya için tehlike arzediyor. Buralarda özellikle El-Kaide ve PKK terörist teşkilatların üslerinin olduğu konusunda devamlı bilgiler alıyoruz. Afkanistanda ABD ve NATO küvvetleriyle çatışmada yaralanan ve artık dövüşecek güçte olamayan teröristler Yukarı Karabağ’a getiriliyor ve buradaki kamplarda onların “tecrübelerinden” faydalanılıyor. Azerbaycan’ın işgal altındakı topraklarından zenginleştirilmiş uranyumun İran'a aktarımı sürecinin de engelsiz uygulanması mümkündür.
Muhtemelen, ABD tarafı bunları bilememiş değil. Çünkü sadece 2008 yılında Amerika'nın Ermenistan'daki Büyükelçiliği’nden Washington'a gönderilen raporda İran ile Ermenistan iktidarı arasındaki gizli ilişkilerden bahsediliyor. Hatırlarsanız bunların sadece küçük bir bölümü internetde yayınlanmıştı. Aynı raporda ABD’nin Erivan’dakı Büyükelçiliği 2008 yılında Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan'ın rızasıyla İran'a çok miktarda silah satıldığı bildiriliyordu. Bu silahlar Irak'taki Şiilere gönderiliyormuş. Nitekim bunu tespit eden de ABD askerleridir. Tabii ki böyle bir durumda İran'a ve buradan da uluslararası teröristlere zenginleştirilmiş uranyumun satılması o kadar da zor değil. 

İlginçtir, bugün Ermeniler tek bu konuda değil, tüm diğer alanlarda da ABD'nin ve Batı'nın çıkarlarını hedef almışlar. Halbuki Ermeni lobisi başta ABD olmakla Batı devletlerinde baya varlıklı, güçlü durumdalar. Artık kamuoyuna bilinmektedir; öten sene Bakü - Tiflis - Ceyhan boru hattına saldırılar yapan PKK terör örgütü gerekli silahları Ermenistan'dan aldı. Silahların aktarımı ise Ded Hasan lakaplı Ermeni Usoyan aracılığıyla gerçekleştirildi. Bugün BTC bizim için ne kadar önemlidirse, enerjiye büyük ihtiyaç duyan ABD ve Batı içinde bir o kadar stratejik öneme sahiptir. Yani petrol boru hattına karşı yapılan herhangi terör aktının diğer bir hedefi de Batı ülkeleri ve onların ulusal çıkarlarıdır. 

Bunun içindir ki Azerbaycan’lı Tuğgeneral Hafiz Musayev’in kaleme aldığı "Uluslararası terrorçuluğa karşı mücadelede istihbarat kurumlarının faaliyetlerinin ilke ve özellikleri" adlı kitabında Dünya’nın bazı ülkelerinin istihbarat servislerinin uluslararası teröristlere karşı mücadeleni birlikte yürütmesinin önemi vurgulanıyor. Azerbaycan’lı Tuğgeneral Musayev kitabında birde teklif seslendiriyor; teröre karşı mücadelede dünyanın önde gelen ülkelerinin istihbarat kurumlarının etkinliğini artırmak için uluslararası bir kurum oluşturulması.
Bu arada biz, yani Azerbaycan ve Türkiye de uluslararası teröristlerin hedefi olabiliriz. Çünkü terörist örgütler iyi biliyorlar ki onlara karşı mücadele veren ABD'nin ve Batı'nın Irak'a ve Afkanistan'a gönderdikleri kargonun yüzde 50'inden fazlası Azerbaycan ve Türkiye üzerinden taşınmaktadır. Uluslararası teröristler bu süreçte Ermenistan’ın ve Amerika'daki Ermeni lobisinin desteyini alabilir. ABD'de faaliyet gösteren Ermeni lobisinin, burada kazandıkları paralarla resmi Washington'un ulusal çıkarlarını darbe vurmaya çalışması ilginç değil mi? Herhalde devletlerinin geleceği için vergi ödeyen Amerika’lılar bunu düşününce vicdanları sızlıyor. 

Ermeni halkı terrorçulukta "deneyimi" olan bir halktır. Dünyanın neresinde yaşasalarda hepsi bu "töreye" sadık kalıyorlar. Bu nedenle Ermeni’ler ile uluslararası terör örgütleri arasındaki işbirliğini doğal kabul etmek gerekir. Ermenistan gibi terörü destekleyen ülkenin komşusu olan Azerbaycan, Türkiye, Gürcistan gibi ülkeler daha çok risk altındalar. Bu anlamda her üç ülkenin iligili kurumları uluslararası teröristlerle sık işbirliği kuran Ermeni’lerin terör faaliyetlerini önlemeye her an hazır olmalılar. ABD ve diğer Batı Devletleri de durumdan netice çıkarmalı.
Aksini düşünmek bile çok vahim olurdu.  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 42
Toplam yorum
: 10
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 1213
Kayıt tarihi
: 18.06.10
 
 

M.Ü. İletişim Fakültesi 1997 mezunuyum. Şu anda Azerbaycan'a bağlı Nahçıvan Özerk Cumhuriyyeti'nd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster