Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Mayıs '18

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
170
 

Sophistler ve Protagoras

Sophistler ve Protagoras
 

Doğa filozofları insan üzerinde çok çalışmadılar.İnsanı bireysel olarak – suje- invidual olarak felsefenin temeline koymadılar.
Dış dünyayı doğayı ve evreni incelediler. Arche’yi ve oluşum süreçlerini çalıştılar.
Felsefede İnsanin bir varlık olarak bireysel, algı merkezi olarak görülüp çalışılması Sophistlerle başlamıştır.  
 
Sophistlerin fikirleri ilk çıktığında da sonrasında da hep tartışmalı bir konudur.
Sorgulayıcı yaklaşımları ve algının göreceliliğini savunmaları – relativite – nesneyi değil özneyi merkeze almaları onlarla doğa filozofları arasındaki temel farktır.
İlk kez felsefede tek yanlılık bitmiş ve doğa insandan ayrı gözlenemez olmuştu. Ya da bazıları için bir şey değişmese de artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.
 
Sophistler pek çokları tarafından sevilmediler. Hatta birçok filozof ve devlet adamı onlara gıcık oldu. Çünkü fikirlerinin kullanılabilir tarafları yoktu. Devlet yönetiminde ve yasalarda şüphe doğuruyorlardı. Dinleri ve Tanrıları sorgulayıp sert sorular soruyorlardı. Devlet yönetimine rhetorik dersi vermelerine rağmen fikirleri uzun dönemde tehlike arz etmişti.
Sophistler söz ustaları olduğu için onlarla tartışmakta pek kolay değildi. Adamlar zaten Rhetorik’i ders olarak veren tiplerdi.
Onların Atina ve çevresinde parayla ders vermeleri zenginleşmeleri ve artan popülariteleri de ayrı bir nefret konusuydu bazıları için.
 
Sophistler felsefeye çok sert girdiler, bazı konularda oluşturdukları şüpheler hafızalardan zihinlerden asla silinmedi. Onların bir kısmının dinsizlikle suçlanıp ipleri çekildi belki ama ne de olsa fikirlere kurşun işlemezdi.
 
Sophist kelimesi birden fazla anlamla birlikte anılan bir kelimedir. Bilgelik sevgisi, bilge anlamında ama döneminde parayla ders veren gezgin filozof anlamında da kullanılmış.
Mesele platon bu parayla ders verme olayına ayardır. Çünkü bilginin ve ilmin çıtasını düşürdüğünü ve ilmi avama indirdiğini, ilmin onuruyla oynandığını söyler.
Tamamen haksız sayılmaz çünkü Sophistler dediğimiz kişilerin ilk öncüleri üstün bir akla sahip kendi etik değerleri olan kaliteli zekalardı. Ama daha sonraki  gelen Sophistlerden ciddi serseriler çıkmıştır. Onlar gerçekten de olayı dejenere etmiş , işi iyice rant kapısına ve laf cambazlığına dökmüştür.
Şimdi biz burada en kaliteli Sophistleri, değerli üstadları konuşucaz.
 
Protagoras mesela..
Son derece orijinal söylemlerle ve derin bir zekayla felsefeye hızlı giriş yapan bu zat.
İnsan her şeyin ölçüsüdür, der. Daha sarih bir ifadeyle İnsan her şeyin, varolanların varlıklarının varolmayanların varolmadıklarının ölçüsüdür, der.
Bu noktada algının öznelliğinden başlattığı düşünce sistemini erdem, ahlak, toplumsal yasalar ve dine taşıyınca olanlar olur.
 
Tanrılar hakkındaki söylemlerin gerçekliğinin kanıtlanamayacağını, kanıtlamaya insanın ömrünün ve bilgisinin yetmeyeceğini o yüzden boş bir uğraş tabiri caizse gereksiz iş olduğunu söylemesi, o dönemin ruhbanlarının canını sıkmıştı ve onlarda Protagoras’ın başını yeme isteği uyandırmıştı.
 
Ahlak, erdem ve yasaların insanlara, toplumlara ve zamana göre değişkenliği ve aslında insan yapımı yasaların mutlak gerçeklik olamayacağı yönündeki fikirleri ise iktidar sahiplerini ve dönemin milletvekillerini rahatsız etmiş olmalıydı.
 
Protagoras’ın ve diğer sophistlerin doğa felsefelerini küçümsemeleri ve algını relativitesinden dolayı gerçekliğin bilinemeyeceği fikri , ancak sanı – doxa – olabileceği görüşü insanların bir kısmında bilim isteği bırakmamıştı. Çünkü Protagoras’a göre  varolan anamadde hep bir akış içerisinde, durmuyor ve değişiyor, yakalamak ve gözlemlemek imkansız. Gözlesek dahi algıladığımız şey yanlış olabilir çünkü subjektiftir.  Biz nesneyi belli bir şeye kıyasla bilebiliyoruz aslında gerçekte ne olduğu muamma, bu sebeble bu, şudur diyemeyiz. 
Der ve öperler.. diye bitirir.
Haklıdır da lakin herkes onun ne dediğini doğru anlamış mıydı ?
 
Bu ise belki sophistlerin  bazı zararlı etkilerini gündeme getiriyor. Belki onların ya da ilk sophistlerin niyeti bu değildi ama kraldan çok kralcılar sonradan gelen algısı düşük sophistler bu algıyı körüklemiş olabilirler.
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Toplam blog
: 89
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 133
Kayıt tarihi
: 20.03.18
 
 

*Araştırmacı-yazar ve danışmanım. **Şiir, deneme ve düşünce yazıları yazıyorum. ***Felsefe/ Kadim..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster