Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Mayıs '18

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
333
 

Sophistler ve Protagoras

Sophistler ve Protagoras
 

 
Doğa filozofları insan üzerinde çok çalışmadılar.
İnsanı bireysel olarak – suje- invidual olarak felsefenin temeline koymadılar.
Dış dünyayı doğayı ve evreni incelediler.
Arche’yi ve oluşum süreçlerini çalıştılar.
Felsefede insanin bir varlık olarak bireysel, algı merkezi olarak görülüp çalışılması Sophistlerle başlamıştır.  
 
Sophistlerin fikirleri ilk çıktığında da sonrasında da hep tartışmalı bir konudur.
Sorgulayıcı yaklaşımları ve algının göreceliliğini savunmaları – relativite – nesneyi değil özneyi merkeze almaları onlarla doğa filozofları arasındaki temel farktır.
İlk kez felsefede tek yanlılık bitmiş ve doğa insandan ayrı gözlenemez olmuştu. 
 
Sophistler pek çokları tarafından sevilmediler.
Hatta birçok filozof ve devlet adamı onlardan rahatsız oldu.
Fikirlerinin kullanılabilir tarafları yoktu.
Devlet yönetiminde ve yasalarda şüphe doğuruyorlardı.
Dinleri ve tanrıları sorgulayıp sert sorular soruyorlardı.
Devlet yönetimine rhetorik dersi vermelerine rağmen fikirleri uzun dönemde tehlike arz etmişti.
 
Sophistler söz ustaları olduğu için onlarla tartışmakta pek kolay değildi. 
Onların Atina ve çevresinde parayla ders vermeleri, zenginleşmeleri ve artan popülariteleri de bazıları için ayrı bir nefret konusuydu.
 
Sophistler felsefeye çok sert girdiler, bazı konularda oluşturdukları şüpheler hafızalardan zihinlerden asla silinmedi.
Onların bir kısmı dinsizlikle ve çeşitli suçlarla suçlanıp itibarsızlaştırıldı.
Ancak fikirleri kalıcı oldu.
 
Sophist kelimesi birden fazla anlamla birlikte anılan bir kelimedir.
Bilgelik sevgisi, bilge anlamında ama döneminde parayla ders veren gezgin filozof anlamında da kullanılmıştır.
Platon, parayla ders verme olayını eleştirir. Bilginin ve ilmin çıtasını düşürdüğünü ve ilmi avama indirdiğini, ilmin onuruyla oynandığını söyler.
Tamamen haksız sayılmaz çünkü Sophistlerin ilk öncüleri üstün bir akla sahip kendi etik değerleri olan kaliteli zekalardı. Ama daha sonraki gelen Sophistlerden ciddi serseriler çıkmıştır. Onlar gerçekten de olayı dejenere etmiştir, işi iyice rant kapısına ve laf cambazlığına dökmüştür.
 
Protagoras 
Son derece orijinal söylemlerle ve derin bir zekaya sahiptir.
 
İnsan her şeyin ölçüsüdür.
 
''İnsan her şeyin, varolanların varlıklarının, varolmayanların varolmadıklarının ölçüsüdür''.
 
Bu noktada algının öznelliğinden başlattığı düşünce sistemini erdem, ahlak, toplumsal yasalar ve dine taşır.
 
Tanrılar hakkındaki söylemlerin gerçekliği asla kanıtlanamaz.
Kanıtlamaya insanın ömrü ve bilgisi yetmez.
Bu boş bir uğraş ve gereksiz bir iştir. 
 
Bu söylemler, o dönemin ruhbanlarının canını sıkmıştı.
Protagoras’ı hedefe almışlardı. 
 
Ahlak, erdem ve yasalar insanlara, toplumlara ve zamana göre değişkendir.
İnsan yapımı yasalar mutlak gerçeklik olamaz.
 
Protagoras’ın ve diğer sophistlerin doğa felsefelerini küçümsemeleri ve algını relativitesinden dolayı gerçekliğin bilinemeyeceği fikri , ancak sanı – doxa – olabileceği görüşü insanların bir kısmında bilim isteği bırakmamıştı. Çünkü Protagoras’a göre  varolan anamadde hep bir akış içerisinde, durmuyor ve değişiyor, yakalamak ve gözlemlemek imkansızdır. Gözlense dahi algılanan şey yanlış olabilir çünkü subjektiftir.
Nesne belli bir şeye kıyasla bilinebilir.
Aslında gerçekte ne olduğu muammadır.
*
 
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 
Toplam blog
: 27
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1440
Kayıt tarihi
: 20.03.18
 
 

* ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster