Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Mart '15

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
479
 

Soran olursa Öğretmenim demeyin

Soran olursa Öğretmenim demeyin
 

“Soran Olursa Öğretmenim Demeyin” adlı kitap tam on iki kısa öyküden oluşan Rıza ÖKTEM’in Yeni Umut Yayınlarından Ocak 2015’te çıkan ilk kitabı


“Soran Olursa Öğretmenim Demeyin” adlı kitap tam on iki kısa öyküden oluşan Rıza ÖKTEM’in Yeni Umut Yayınlarından Ocak 2015’te çıkan ilk kitabı… 111 sayfadan ibaret olan kitap bir solukta okunabilecek akıcılıkta yazılmış. Öykülerdeki gerçek yaşanmışlıklar kullanılan dilin zenginliği sayesinde sizi kendi dünyanıza hatta bambaşka dünyalara götürüyor adeta…

Öykülerde betimlemeler kitaba müthiş bir zenginlik katmış. Okurken bir dilin güzelliğini yeniden keşfediyorsunuz. Her duyguyu tadıyor;  gözlerinizin içine kimi zaman sevgi, kimi zaman acıma, kimi zaman nefret ve kimi zaman da isyan doluyor adeta. Her öykü kendi içinde bambaşka anlamlar ve karakterler barındırıyor. Her öyküden alacağınız ayrı bir haz ayrı bir ders oluyor. Yazar mesajlarını verirken kapalı bir zarf içinde size sunuyor adeta. Mesajlar aslında gayet açık. Önemli olan sizin sadece doğru yerden öyküleri okumanız..

Her kitabın elbet okuyucuya bir faydası vardır. Kimi kitap insanı aşka getirir, yol gösterir, derman olur yarasına; kimi bilgiyle donatır, bilge kılar; kimi de eğlendirir, zevk verir. Rıza ÖKTEM’in çiçeği burnunda olan öykü kitabı, size her anlamda katkı sunuyor. Özellikle kitapta beşinci, altıncı ve yedinci sırada yer verdiği sırasıyla, “Orman Gibi Yanan Gülender, Handan, Gülsün”, “Körelen Başların Kör Bıçağı”, “Kurtuluş Kafası Götüren Kafalar” öykülerinde adeta geçmişe gidecek, tarihin derinliklerinde yer bulan, uzak ve yakın tarihimizden kesitler bulacaksınız. Mustafa Kemal’in zorluklar ve imkansızlıklar içerisinde Kurtuluş Savaşının fitilini nasıl ateşlediği, Menemen Olayında genç asker öğretmen(Asteğmen) Kubilay’ın nasıl boğazlandığı ve şehit edildiği, yakın tarihimizin acı olaylarından Sivas’ta Madımak katliamında 37 canın, özellikle de gencecik kızlarımızdan Gülender, Handan ve Gülsün’ün semaha dönen o fidan bedenlerinin umutlarıyla birlikte alevler arasında nasıl yandığını bu kitapta yeniden hatırlıyorsunuz. Özellikle “Böğürtlenin Karası” ve “Karlı Dağın Yarası” öykülerinde de kimi zaman vefasızlığı görüyorsunuz. Dostluğun öyle her adamın harcı olmadığını dostun sırtına hançer indiğinde anlıyorsunuz. Özellikle “Ali Rıza” “Gülşah” ve “Mardik” karakterlerinin insanoğlunun acımasızlığına, kaypaklığına ve puştluğuna kurban gitmesi, yazarın burda bize vermek istediği en önemli mesaj olsa gerek. Ayrıca mazlum insanların her devirde ve dönemde sistemlerin ve zalim kişilerin elinde nasıl isyan ettiklerini ve yapılan haksızlıklara karşı onların ahlarını işitiyorsunuz bu öykülerde.

Yazarlığının yanı sıra aynı zamanda eğitimci de olan Rıza ÖKTEM, kitabının ilk iki öyküsünde öğretmenliği konu edinmiş. Öğretmenlerin geçmişten günümüze çektiği birtakım sıkıntıların yanı sıra canı pahasına da olsa mücadeleci bir ruha sahip olan öğretmenliğin eşsiz bir meslek olduğunu anlatıyor bizlere. Öykülerin kimi yerinde öğretmenlerimizi hatırlıyor, onların ne zorluklar çektiğini ancak yılmadan umutla hayata nasıl tutunduklarını görüyoruz. Özellikle kitabın da adını taşıdığı “Soran Olursa Öğretmenim Demeyin” adlı öyküde adeta duygu seline kapılıyor, öykünün sonunda hem gözyaşlarınıza boğuluyor, hem de öğretmenliğin kutsal olduğu kadar aynı zamanda da talihsiz bir meslek olduğunu görüyorsunuz. Hayata umutla tutunan genç bir öğretmenin mesleğinin henüz ilk zamanlarında siyasi ortamın karışıklığına ve insanların zalimliğine nasıl kurban gittiğini görüyorsunuz. Yazar zaten bu ilk öyküsünde okuyucuyu adeta mıhlıyor yerinde. Daha kitabı okumaya başlar başlamaz her duyguyu yaşadığınız gibi baştan aşağı sarsılıyorsunuz da. Hem kullanılan dilin ustalığı hem de öyküdeki kurgu ve işlenen duygu sizin sonraki öykülere merak salmanıza ve heyecanlanmanıza yol açıyor.

Kitaptaki kimi öyküler anı niteliğinde olup sizi kendi yaşantınıza götürüyor. Geçmişe bir yolculuk yapıyorsunuz  sanki... Öykülerin kahramanı olarak bazen buluyorsunuz kendinizi. Kendinizden çok şey bulabiliyorsunuz bazen. Yazar sizi bazen köyünüze, o doğup büyüdüğünüz ancak şimdilerde sadece anılarda kalan o köyünüze götürüyor; bazen de unutulmaya adeta yüz tutmuş o kültürünüzü yeniden hatırlatıyor sizlere… Okuduğunuzda özlediğiniz o çocukluğunuzu da yaşıyorsunuz kimi zaman.

Yazar Rıza ÖKTEM günümüzdeki insanlığın durumunu da öykülerine yansıtmış. Özellikle  ”Kimsesiz Topraklarda” adlı öyküsünde buna yer vermiş. “Hüseyin Dayı” karakterini konuştururken özellikle Hüseyin Dayı’nın şu sözü günümüz insanlığının fotoğrafını adeta çekiyor bizlere:

“Eskiden insan insanın yurduydu, şimdi insan insanın kurdu oldu. Bize şu dağda gezen canavarın zararı yok. Lakin her gün televizyonlar gösteriyor insanların birbirlerini canavar gibi nasıl boğazladıklarını.”

Yazar Rıza ÖKTEM, yine bu son öyküsünde geçmişle günümüzü kıyaslamaya gitmiş ve bunu da bir köylü olan Hüseyin Dayı karakterini konuşturarak yapmıştır. Yazar Hüseyin Dayı’yı yine konuşturuyor. Ve bize bir kez daha insanlığımızdan utanmamız gerektiğini gösteriyor. İşte Hüseyin Dayı’nın sohbet sırasındaki o konuşmasından yine bir bölüm:

“İnsana saygı da kalmadı. Bizim köyün eski yapılı mezarları vardı bilirsin. Üzerlerinde işlemeler, resimler vardı. Geçen ay, geceleyin şehirli aç azmanlar gelmiş kırmışlar mezarı. İçinde değerli eşyalar vardır diye. Ölüye bile rahat vermiyorlar artık. Eskiden mezarlıklardan geçmeye korkardık. Şimdi ölmeye korkuyor insan.”

On üç öyküsüyle de okuyucuyu kendisine hayran bıraktıran Rıza ÖKTEM, ilk kitabı olmasına rağmen okurlarından ve edebiyat çevresinden büyük beğeni aldı. Büyük bir ustalıkla kaleme aldığı “Soran Olursa Öğretmenim Demeyin” kitabı hem ismiyle hafızalarda kalacak, hem de işlediği konular ve o zengin anlatımıyla hafızalarda yer edinecek.

Yazar ÖKTEM’e edebiyata ve okurlarına kazandırdığı bu müthiş eserinden ötürü kendisini bir okur ve yazar olarak kutluyor ve teşekkürlerimi sunuyorum. Aynı zamanda o güçlü kaleminden nice eserler daha bekliyor, başarılarının devamını diliyorum. 

Abdülkadir Güler bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 46
Toplam yorum
: 10
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1102
Kayıt tarihi
: 07.05.13
 
 

1977 doğumlu. Atatürk Üniversitesini bitirdi.Öğretmenlik ve yöneticilik yaptı.2007'de Ankara Üniv..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster