Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Kasım '07

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
688
 

Sormadınız ki hiç...

Sormadınız ki hiç...
 

Yüreklerinde, geç kalmış itirafları... Ya da açıklamaları vardır insanların...

Ya (kendilerince) yeri gelmiş anlatmışlardır... Ya da gereksiz görmüşlerdir konuşmayı... Susmuşlardır.

Yaşandığı zaman diliminde "sorulsa"... Cevabı çok basit olan sorular... Yıllar geçince üzerinden... Zaman aşımına uğradığından... Kişinin anlaşılması gereken döneme "yararı" olmayacaktır.

Eylem yanlış değerlendirecek... Kişinin, o dönemde "yapma nedenleri" anlaşılmayacaktır. Çocukluğumuzda yaşadıklarımız gibi.

Dayak... Yok.

Bağırmak, azarlamak yok...

Oda cezası var.

Oda cezası deyip geçmeyin... Çok zordur çook.

- Çabuk odana git... Dendiğinde... Yapılacak bütün özgürlük isteyen "eylemlerinizi" cebinize doldurup da gitmeler var ya... Dayanıl(a)maz.

İşin en kötü yanı... Neden o cezayı hak ettiğinizi bilmemek... Çünkü çocukken yaramazlık olsun diye değil, mutlaka "kendinizce açıklayabileceğiniz nedenlerle yaparsınız pek çok şeyi. Ya da "ben öyleydim"... Bilmiyorum.

Kös kös, o an için "hapishaneye dönüşmüş" olan odama gider... Ve bu anlamsız "hücrede kalma süresini", harika (!) uğraşlarla değerlendirirdim.

Tükenmez kalemin içini bir güzel keser... Sonra da ikiye katladığım kağıdın, bir tarafına akıtabilmek için mürekkebi... Üflerdim bir ucundan. Minnacık, damlamsı bir şey çıkardı çıkmasına da... Tahribatı çok büyük olur... Ben de dahil, odada bulaşmadık yer kalmazdı. Çünkü, çok güç bir iştir o akışkan olmayan sıvıyı çıkartmak... Toka, kalem ucu, iğne gibi... O incecik tüpün içine sığan, ya da sığacağını düşündüğüm her nesneyi denerdim.

Ama itiraf edeyim, o kâğıdı katlayıp, elimle üzerinden şöyle bir geçip de açtığımda... Seyrede seyrede doyamadığım... Muhteşem bir eser (!) çıkardı ortaya.

Bir süre bu şaheserlerime katlanmaya çalışan ev halkı... Neden bilmem (!), farklı bir ceza türü denemeye karar verdiler.

İstediğim bir şeyden veya ailece yapılan bir eylemden mahrum bırakılmak!

Bakar mısınız cezanın caydırıcılığına !

- Sana bu hafta sonu tiyatro/sinema... Ya da hayvanat bahçesi yok... Gibi mesela.

Ne demek evde kalmak... Ne demek "etkinlik dışı bıırakılmak".

- Keserim dantellerinizi, bozarım televizyonunuzun bütün ayarlarını... Demedim hiç. Ama yaptım.

Bunları, onlara ceza vermek için değil... İnanın, hep "boş zamanlarımı değerlendirmek için " yapıyordum.

O dantellerden, bebeğime yorgan yaptım mesela. Çok da güzel (!) oldu. Değeri bilinmedi, o başka.

Ama bir sorun vardı -ki aslında hiç de benim sorunum değildi- malzemeyi, masanın üzerindeki dantel örtünün kenarından kesiyordum. Ne yani, dantel mi örseydim beş yaşında.

Televizyonu ise... Aklımca, onlar gibi ayarlıyordum. Çok da eğleniyordum açıkçası.

Bütün bu "benim iyi niyetle" yaptıklarımı... Onların "dehşetle" karşılamalarını ise, bir türlü anlayamıyordum.

Bana sorsanız "Kendimce hep iyi ve güzel şeyler yapıyor, harikalar yaratıyordum... Ama onlar kıymet bilmiyorlardı".

Mesela paltomun düğmelerini "neden kestiğimi" hiç sormadılar. Sadece "gözleri yuvalarından fırladı, öylece bakakaldılar".

Sorsalardı söylerdim nedenini...

Paltomun düğmelerinde "ayılar vardı". Ve ben o ayılardan korkuyordum... Bu kadar basit.

"Neden çocukken, pilav görünce paniklediğimi" ise... Seneler sonra bir gün, bir sohbet sırasında öğrendiler...

Her yemek saatinde... "Yemezsen peşinden gelir, kovalar" dediklerinden tabii ki.

Nedendir bilmem... Bütün diğer yiyecekler uslu uslu dururlardı da... Kocaman pirinç taneleri kovalardı beni rüyalarımda.

Aslında, ince ve hain planlar yoktu yaptıklarımda... Sadece çocuktum.

Yıllar sonra kahkahalar içinde anlattıkları marifetlerime... O zamanlar, hiç de gülmüyorlardı.

Katıla katıla gülmelerinin arasında "Sahi neden o su birikintisinin içine defalarca atlamıştın?" gibi geç kalmış sorularına ise, cevap olarak... "Suyun atlama şiddetimle ne kadar uzağa sıçrayabileceğini ölçerek" bilimsel (!) bir deney yaptığımı söylemek yerine... Gizemli tavırlarla "Sorsaydınız... Söylerdim" diyerek... Onları merakta bırakmanın keyfini (!) yaşıyorum şimdi...

Ahmet YILMAZ bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

gözlenim dolu dolu oldu okurken malum nedenlerden ötürü ama kızımın payıma düşeni aldım, kelebeğimin tüm bilimsel çalışmalarını, araştırmalarını, ve hobilerini biraz daha gülümseyerek karşılayacağım..

Kundelas- Sevdakılıçaslan 
 29.01.2008 14:52
Cevap :
Merhaba, Çocukluğumuzda -hatta şimdi bile- bir şeyi yapma amacımız ile... Karşı tarafın bunu algılama şekli farklı olabiliyor. Oysa nedeni bir sorulsa tepki öncesi:)) Sizin bilinçli ve duyarlı bir anne olduğunuzdan eminim:)) Kızınız ve siz... Hep.. Mutlukalın:))  29.01.2008 16:52
 

Çocukken yaptığım yaramazlıkların hiçbir amacı olmadığını yazınızla anladım..ne yazık bana : ( Boşuna bağlamışlar beni kapıya.. keşke şimdi söyleyecek iki çift lafım olsaydı sizin gibi. Amaçsız bir yaramaz kızdım ben,burnuna balon ve leblebi sokan... : ) Sevgiler M.

Kalbin Ritmi 
 16.11.2007 14:53
Cevap :
Merhaba, Nasıl tehlikeli yaramazlıklar onlar öyle:)) Benim de bir "misket yutma" maceram var... Ama anlatmayayım di mi:)) Bence siz de yazın... Mutlaka hoş anılarınız da vardır. Yorumunuza teşekkürler. Mutlukalın:))  16.11.2007 16:34
 

gerçekten öyle hoş anlatmışsınki bayıldım.Kendi çocukluğumdan çok şey buldum.sağolasın.

beyaz_melek 
 15.11.2007 20:15
Cevap :
Merhaba, Sizi çocukluğunuza kısa bir an bile götürebildiyse yazdıklarım... Ne mutlu bana. İçten ve yüreklendiren yorumunuza teşekkürler. Mutlukalın:))  16.11.2007 16:31
 

Yazmalısınız siz. Bir yıldız gibi parlıyorsunuz Milliyet Blog'da. Çok güzel ifade ediyorsunuz anlatmak istediklerinizi. Son derece yalın ve okunması keyifli yazılarınızın takipçisiyim. Sevgilerimle.

Korel 
 14.11.2007 9:56
Cevap :
Merhaba, İçimden geldiği gibi hep:) Yüreklendiren yorumunuza teşekkürler. Mutlukalın:))  14.11.2007 10:43
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 139
Toplam yorum
: 1165
Toplam mesaj
: 57
Ort. okunma sayısı
: 1883
Kayıt tarihi
: 12.04.07
 
 

Bana biri kendini anlat dese, susar kalırım. Her konuda çılgın bir istekle konuşan ben, işte o anda ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster