Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Kasım '07

 
Kategori
Ruh Sağlığı
Okunma Sayısı
513
 

Sorumluluklarımızın altında eziliyor muyuz?

Sorumluluklarımızın altında eziliyor muyuz?
 

Sorumluluk öylesine geniş bir yelpazeye dağılmış ki... Çocukta sorumluluk, işte sorumluluk, sosyal yaşantıda sorumluluk, eş olma sorululuğu, anne-baba olma sorumluluğu vs. vs...

Önemli olan bu sorumluluğu ne kadar alıyoruz veya ne kadar almıyoruz. Sorumluluklarımız mı bizi yönetiyor, biz mi sorumluluklarımızı yönetiyoruz. Hayatımızın akışı içinde farkına vararak yaşadımız her an sorumululuklarımızı da kararında taşıyacağımıza inanıyorum. Özgüvenin gelişmesi sorumluluğun bir parçası değil midir? O halde ne kadar özgüvenimiz gelişmişse sorumluluklarımızı o oranda yerine getiriyor ve sonuçlarına katlanabiliyoruz demektir.

Kimimiz öylesine yüklenmişizdir ki sorumluluğu kendi hayatımızı unutup, başkalarının hayatını yaşar olmuşuzdur. Kimimiz de tam tersine her şeyi başkalarına yükleyip egomuz doğrultusunda yaşam sürdürürüz. Her iki durumda da kişilik gelişimi tamamlanmamıştır, huzur yoktur. Aslında doğduğumuz andan itibaren başlar sorumluluklarımız. En başta geleni ise kendimize iyi bakmak ve huzurlu, mutlu bir yaşam sürme sorumluluğudur. Bunun içindir tüm çabalarımız, uğraşlarımız.

Unutulmamalıdır ki her denileni yapmak sorumluluk değildir. Özgür irade ile verilen kararlar doğrultusunda yapabiliyorsan bir işi gerçek sorumluluğu almışsın demektir. Yoksa adına fedakarlık dediğimiz tüm uğraşlarımız bizi bizden alır ve belki hemen değil ama ilerde mutsuz, başarısız bir birey yapar. Sadece biz mi zarar görürüz bundan asla karşımızdaki kişiler aynı derecede nasiplerini alırlar. Onlarda sorumsuz birey olurlar ve bu sefer sorumsuzluğun getirdiği bir boşluğu yaşarlar. Bu bir kısır döngüdür aslında. İlk başlarda kimse farkında değildir olanların ancak yıllar yılları kovaladığında sorumluluk adı altında kendini ezen, kendi için bir şey yapmayan kişi bunalacak, yorulacak ve büyük beklentilere girecektir. Karşı taraf ise eskisi gibi her şeyi üstlenen kişinin yavaş yavaş yorulduğunu görüp hem kızacak hem de kendisi bir şey yapmayı öğrenemediği için kendini yetersiz, zavallı hissedecektir.

Bu durumda en iyi çözüm ne olmalıdır derseniz, gelin birlikte yelken açalım farkındalıklarımıza, sorumluluklarımızı yerinde ve dozunda üzerimize alalım, karşımızdakine de sorumluluk alması için fırsat tanıyalım derim. Fedakarlık adı altında yaptıklarımızı yapmayalım, zira fedakarlığın aslında kendimize aferin kazanmak için yapıldığının farkında değiliz. Bu da bizi bizden alır çünkü hep onay bekleyen bir birey haline geliriz. Ve kendimize zaman ayırmayıp, kendimiz için bir şeyler üretmediğimiz sürece sevdiklerimize yararımızdan çok zararımız olur.

Kendini sev ki sevgini etrafına verebilesin. Sevgi verdikçe güçlenir. Sorumluluğun kendini sevmendir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

bu sorumluluk meselesini abartıyoruz ,gibi geliyor bana. Sizinde doğru tesbit ettiğiniz gibi aferin adına, onaylanmak adına çocuklarımıza karşı ferekarlık anıtı olup çıkıyoruz ve bunu bir marifetmiş gibi yapıyoruz üstelik. Ve günün birinde...kendi yalnızlığımıza onların sorumsuzluğuna bakıp, ben nerede yanlış yaptım diye iç geçirip duruyoruz...Yaşamak, kendinden hiç vazgeçmemek olmalı. Kendinden hiç vazgeçmeden yaşamak ta, sanırım en iyi örnektir çocuklarımıza. Onlar da kısa vadede gereksiz ve abartılı ferekarlıklarımızla geçici egoist mutluluklar yaşasa da , uzun vadede insana yaraşır modelleri tercih edeceklerdir. Doğru tesbitlerle ve yalın bir anlatımla hayatın içinden bir yazıydı. Bu vesile ile hoşgeldiniz diyorum, sevgili Niliş. Nice paylaşımlarda buluşmak üzere...

Neşe İleri 
 23.11.2007 11:02
Cevap :
Teşekkürler Neşe hanım. Düşüncelerimi en iyi ve anlaşılır şekilde ifade edebildiğimi sizin gibi yorumcu arkadaşlarla daha iyi anlamış oluyorum. Yorumlarınız benim daha fazla çalışma isteğimi perçinliyor. İyi kötü bu dünyada halen yaşadığımıza göre bir şeylerin ucundan tutmamız gerektiğini hep savunmuşumdur. Bunlar özellikle kendimizle ilgili olmalı ki karşı tarafa da gereken saygı ve sevgiyi aşılayabilelim diye düşünüyorum. Kendimizi ne kadar sever ve yaşarsak o kadar etrafımıza yaşam enerjisini yükleyebiliriz değil mi? Sevgiler  24.11.2007 19:39
 

Aferin konusunda sana yüzde yüz katılıyorum. Fedakarlık insanı sorumsuzluktan da fazla yoran birşey. İnsan hayatını kendisinden başka hiç kimseye adamamalı. Çünkü en çok hayatımızı adadığımız kişileri bunaltıyoruz.Özellikle de bu çocuklar konusunda çok belirgin oluyor. Ömrünü evladına adamış ve kendi kişiliklerini, hobilerini, zevklerini geliştirememiş ebevenler, çocuklar yuvadan uçunca kocaman bir boşluğa düşüveriyorlar. Ve bulundukları boşluk yüzünden, o bir tanecik sevgili evlatlarının burnundan fitil fitil getiriyorlar. Hayat böyle bir bıçak sırtı zaten. Sürekli doz denen ince ayarı tutturup, sürekli o ince çizgiden, iki yana düşmeden yürüme sanatı ..:)) Çok önemli ve güzel bir blogtu. Sevgileeerrr..:))

Yıldız... 
 19.11.2007 13:53
Cevap :
Teşekkürler, Yıldız'cığım. Değil mi ki? Ne kadar kendimizden verirsek bir o kadar da istiyoruz aslında. Bu istemek dille olmadığı için daha da kötüsü dediğin gibi fitil fitil burunlarından getiriyoruz kişilerin. Ama bizim gibi farkına varanlar değil elbette. öpüyorum seni....  20.11.2007 17:47
 

Hayat koşturmasında sorumlulukla ilgili abartılarımız maalesef fazla. Ama bunu aferin almaktan ziyade mecburiyettende üstleniyoruz. Ve yine herşeyde olduğu gibi bazı şeyler zamana bağlı, hele ki çocuklarla ilgili konularda. Sorunları yaşla beraber farklılık göstersede, her geçen yıl fert olma özelliklerini geliştiriyorlar, bu da sorumlu olana nefeslenme hakkı tanıyor, "Bende varım" diyebilme şansını arttırıyor. Elinize sağlık, sevgilerimle...

ROSEMOON 
 17.11.2007 17:00
Cevap :
Yorumunuza teşekkür ediyorum. Evet haklısınız mecburiyetten kaynaklanan sorumluluklarda var tabi. Ancak kökenine indiğinizde iç sesinizi dinlediğinizde genelde onay alma, aferin hissi çıkıyor karşımıza gibi geliyor bana. Aslında yaşamımızın her kesiminde uç noktaları kaldırmamız hepimizin yararına olacak gibi geliyor bana....  17.11.2007 19:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 18
Toplam yorum
: 47
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 1156
Kayıt tarihi
: 08.11.07
 
 

1957 yılının Kasım ayında dünyaya gelmişim. Neşeli, hayatı seven dolayısı ile insanları seven biriyi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster